Dağların eteğine yağmur düştü
Kalbime sevda
Kuruyan nehrin yatağında
İhtimalden tuğlalarla kurduğum
Gönül evim bir düştü
Bir ömür geçti ah ile bir defa gülmedi yüzüm
Dert ile solan dalımda bülbül ötmez mi felek
Her yaşımda yaşlanıyor huzur görmeyen gözüm
Bitti bitecek ömrümde keder bitmez mi felek
Felek felek getirdiğin dertler gitmez mi felek
Çarpsın kadeh yıldızlara bugün hüzünden bize ne
Yarın gelmedi ve burdayız artık dünden bize ne
Her yıldız bir cevher olsa değişmem asla bu anı
Zindandır köşk saraylar servetten ünden bize ne
Her şey sonsuzluktan geldi sonsuzluğa gidecek
Hep böyleydi bu ve hep böyle devam edecek
Hiç yoktan zaman âlemi taşlayıverdi
Sürüp giden bu macera başlayıverdi
Gün gelecek
Ağlattığı çocukların yüzüne gülecek hayat
Ne su kirli ne katık az ne de ekmek bayat
Gün gelecek
Mutlu edecek soğuk gecelerde dolunay
Yalnızlığına hapsedilmişim kalabalıkların
İğne atsan yere düşmez bir tenhalık
Dile kolay müebbet sessizlik
Herkes farkına varmaz bu mahkumiyetin
Şiiri sevmek tehlikelidir bilirsin
Bir sabah kuş sesi hatırlatır hapishaneyi
Sarp uçurumlarında başım döner
Savurur saçlarının rüzgarı beni boşluğa
Tutunasım gelir suskun bakışlarına
Kirpiklerinin dikenleri avuçlarımı kanatır
Gözlerinin ufkunda birikir bulutlar
Bir sabah durup dururken
Gelsen bana gelsen bana
Damlalar cama vururken
Gelsen bana gelsen bana
Denizleri aşa aşa
Sen çikolatayı severdin bense konuşmana bayılırdım
Tadı kaçardı sohbetin sen susunca gittiğinde ayılırdım
Beni korkutuyorsun
Yalnızlıktan ürken çocuğun
Karanlık hapsindeki telaşı sarar beni yokluğunda
Her sessiz tebessümünde
Cennete açılan kapıdan esen rüzgar gibi
Savuruyor beni maziye ucu saçlarının




-
Sadık Yiğit
Tüm Yorumlarsevgili dostum bende yazıyorum nacizane senin şiirlerini de okudum ve okurken bir çoğundan keyf aldım yüreğine sağlık şiirlerini imini kullanarak pay yapacağım