Yücelerden emir inmiş
Seni tanıyayım diye
Karanlığa ışık sinmiş
Seni tanıyayım diye
Esmiş rüzgar rahmet yağmış
Ayrılık rüzgarı kırmadı beni
Dalında soldum ya şükürler olsun
Beni ağlatsa da aşkın dikeni
Bağında güldüm ya şükürler olsun
Bir damla nedir ki deryalar için
Kıpkızıl çakmasını özledim
Şimşek dudaklarının
Toz pembe bulutlar gibi
Şişmesini yanaklarının
Sağanaklarını özledim sonra
Ufaka dalıp gidiyor gözlerin
Baktığın yer gördüğün yerden uzak
Derin sularında cam şişe gibi ışıldıyor
Söndü sönecek bir fenerin ışığı gözbebeklerin
İnatçı çıktı ufuklarımızda koyu bulutlar
Suskun yalnızlıkta yutkunuyorum
Sessiz ağlamayı senden öğrendim
Gözyaşım akmıyor yakınıyorum
Susuz çağlamayı senden öğrendim
Gidişin buradan ölümden beter
Neden örtülüsün kara toprakla
Sen beni yorganla örterdin baba
Ne geçer eline burda kalmakla
Eve erken gitmek isterdin isterdin baba
Bir ara dokundum soğuk taşına
Dediler ki giden döner
Giden döndü sen dönmedin
Dediler ki bu yaş diner
Aktı dindi sen dönmedin
Rüzgar esti dalı biçti
SON DEFA
Kederli rüzgar sürükler gamlı bulutlarımı
N'olurdu gülüşünü görebilseydim son defa
Çığlıkları mı atsam kalbimden sükutları mı
Aklım fikrim sende üşüyor musun
Soğuk yağmurlu mu gittiğin yer
Gülüşün kadar güzel yaşıyor musun Hep meraktayım hep içim içimi yer
Kasvetli bir şubat günü gittin
Soğuktan mı ayrılıktan mı ne bileyim Buz gibi bir bakışla beni terk ettin
Varsın kanasın ufkun dağlanmış yarası
Daha da uzak belki yüce dağların arası
Tepip dağıtsın her yeri oflayıp puflayan rüzgar
Kim bilir gerilerde taşınmaz nice bin derdi var




-
Sadık Yiğit
Tüm Yorumlarsevgili dostum bende yazıyorum nacizane senin şiirlerini de okudum ve okurken bir çoğundan keyf aldım yüreğine sağlık şiirlerini imini kullanarak pay yapacağım