Bir ahbapımız var sancak tepede,
Geldi bizi karşıladı kapıda,
Dost dostu bırakmaz kışta tipide,
Örneği sancak tepede var Ergün Yılmaz.
Gül dalında diken olup bitene,
Geliş gidiş asıl iki kapıdan,
İnsan fani dünya sağlam yapıdan,
Kurtulamaz boran kıştan tipiden,
Gelen şaşkın giden yolu şaşırmış.
Dünya fani dünya duy be havalı,
Yalanı olmayan dolanı olmayan,
Her zaman dostluktan geri kalmayan,
Dedikodu koğu gıybet bilmeyen,
Ben her zaman gerçek dostu ararım.
Yalancının dostluğu sürer pazara,
Otlatırdık kıraç dağda koyunu,
Oynaridik çelik çomak oyunu,
Çok özledim köyüm soğuk suyunu,
Güzeldi o günler gelmez bir daha.
Lezzet kataridi sabah çorbası,
Bal dudaktan zemzem suyu akıyor,
İçimde ateşi beni yakıyor,
Dikmiş gözlerini bana bakıyor,
Güzel ceylan gözlü geline bakın.
Sarmaş dolaş olurmusun beninen,
İçindeki kurdu dışına vurmuş,
Kendini beğenmiş çırıpınıp durmuş,
Bence derler böylelere kudurmuş,
Nerde ne ararsın halamın bubuk.
Adı Hümmet soyadı Akgül solaklı,
Fakir isen yoksa paran çok çetin,
Kimsenin yanında olmaz kıymetin,
Maskarası olursun salakana itin,
O garip halini görende olmaz.
Sana bakıp seni dışlar soysuzlar,
Haziranda gelmiştik hep beraber,
Sonbaharda geçtin gittin ne haber,
Benim için dürüstlük çok müteber,
Harbi çocuk yanlış bilmez Muhammed.
Sanki iş yeri değil de gittik askere,
Kimileri oh çeker kimisi güler,
Bana anam ağlar arkamdan meler,
Sevenlerim başın sağ olsun diler,
Bir gün bu dünyadan gittiğin zaman.
Dünyada kalmaya çırpınır canın,
Ayı derdim ama şimdi öküz mü desem,
Böyle insanı nasıl bağrıma basam,
Sözünü bilmezin neyine küsem,
Gördüm ama böyle öküz görmedim.
Hasettir kin kibirle doludur içi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!