Tokat ilimizin Turhalı kaza,
Üzüme kiraza doyulmaz vaza,
Terk edipde geldik aşk olsun bize,
Kendi kendimize sormalı ERDEM.
Zilenin pekmezi Tokat yaprağı,
Güvenim yok iki ayaklı ayıya,
Fırsat bulsa atar seni kuyuya,
Marifeti buda onun huyuya,
Döner geri bokun koklar eşekler.
Söyler sözü inkar eder yarına,
Her iki gözünde camlı çerçeve,
Siliceksiz puslu gidemez eve,
Ne gerek dürbüne seni kim öve,
Sende bunu iyi bilensin Fidan.
Güneşe alerjisi hepten ters bakar,
Ömrümde görmedim böyle fetbazı,
Meğerse kuruymuş Çiğdem'in tuzu,
Elif ile Emin amcanın kızı,
Kendinde olmaza Faruk neylesin.
Yıkılmış kalbinin köşkünün katı,
Dünyada fakir örülmüş duvar,
Bir güneş var oda zengine doğar,
Yüzü soğuk fakirin, boran kar yağar,
Nedense gelmiyor yazı fakirin.
Hep yerinde sayar kalır geçemez,
Ölen ölür kalan kalır neyime,
Geride hatıra kalandır foto.
Övmekle yazmakla bitmez kelime,
Hasretle özlemi silendir foto.
Akıl mantık almaz başka ne deyim,
Yoktur tahammülüm bende böyleyim,
Adı üstünde fırsatçı ben ne söyleyim,
İnşallah rast gelmez işin fırsatçı.
Anlasada bilse insanlık derin,
İstersen sen oku üniversite,
Yine muhtaç olur bir, iki ite,
Unut dünü derim yarından öte,
Muhtaç eder fırsatçılık okulu.
Her gittiğim yerde çapulcu dolu,
Eller bayram eder sazlı ve sözlü,
Garipse düşünür utangaç yüzlü,
İçinde dertleri sıralı gizli,
Kimselere geçmez sözü garibin.
Yok yatı yok katı yoktur araba,
Bir beni bilirdim bir daha varmış,
O da benim gibi garip Mahsuni,
Çileli zindandır dünyası darmış,
O da bizim köylü garip Mahsuni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!