Vedat Koparan Şiirleri - Şair Vedat Koparan

Vedat Koparan

Gün geldi kızgın güneş kavurdu
Gün geldi kara kışta kar vurdu
Gün geldi sardı sarmaşık toprağımı
Esme lodos esme eğerim boynumu

Her yağdığında yeşilime alıma

Devamını Oku
Vedat Koparan

Onulmaz akşamlarda kaybolmalar
Ele avuca sığmaz kaçak bir rüzgar
Eser yitiklerin koylarında
Çocuk sevincinde sevda
Tutunmuş bir yağmur bulutuna
Islanır yağmurun gözyaşlarında …

Devamını Oku
Vedat Koparan

gülüşünde ay düşer gamzene
ay dedikçe bir bende kırık hüzme
ağlayan ülkemin göz yaşı denizine
bir sen düşer benliğim özleminde

versene gülen gözlerini bir gece deminde

Devamını Oku
Vedat Koparan

Kara kuru cılız bir çocuk
Gözleri bin yılları süzer
Kuş uçurtması kara tay
Görende der Hint fakiri
Üstü başı hırpani
Saç baş desen karışmış ite bite

Devamını Oku
Vedat Koparan

Söyledik en içli ağıtları yürek çekişinde
Gelişin ceylan sekmesi vurduk sazın teline
Kavuşmak rüzgârın mavi bulutu öpmesinde

Harlı gülüm elim elinde gözlerim gözlerinde
Yangın hareler içinde çıktık dağların zirvesine

Devamını Oku
Vedat Koparan

Güzel bir güne uyanırcasına
Yetim ve öksüzler gibi
Başucunda
Bahar esini bayramlıkların
Yüreğinde
Kanat çırpışları kuşların

Devamını Oku
Vedat Koparan

(Yorgun Yıllar Ağrısını Bırakıp Bir Göç Kuşu Gibi Geçip Gitti, Kanamalı Bir Hastanın Sağrısında Yarıldı Yüreğimiz Yarıldı, Yarılandı Yol Nice Ömürler Yarılandı, Acılar Her Bir Yanımızı Kapladı.
Yorgunuz Kendi Gölgesinde Yaşlı Bir Çınar Gibi, Pınarlarımız Ne Eski Akışında Nede Gün Şafaklarımız Tertemiz Bir Güne Uyanışta, Dünyamız Kirlendikçe Kirlenmekte Gün Çekilip Akşama Erince, Hüzün Gece Karası Mahur Besteler Söyler “Yorgun Her İşçi Yüzünde”(1) .
Özlemse İçimizde Sönmeyen Ateş Topu Bir Yanardağ Bir Alev, O Dağlar Ki Barut Ve Kanın Yangın İzini Sürerken Kekik Kokusunda Değil Şimdi.
Kentlerin Sokak Ve Caddelerinde Mutluluk Şarkıları Söylensin, Aç Açıkta Kalınmasın Herkesin Aşı- İşi, Ve Gözlerde Çocuk Sevinçleriyle Kardeşçe Paylaşım Olsun İstenirdi.
İstenir İstenmesine De Bir Şeyi İstemek Ona Ulaşmanın İlk Adımı Olsa Da Bu Pek Kolay Olmayan Bir Durumdu, Zoru Başarmaksa Onlara Kalandı.
Onlar Ki; Tozlu Yolların Tozunu, Korunaksız İzbe İşyerlerinin Ciğerlerine Yapışan Kahrını Yutarken,

Devamını Oku
Vedat Koparan

dalgaların sesi gecenin sesinde
gece serin rüzgar essin isteniyordu
mevsim giymiş sımsıcak gömleğini
sevdanın ateşince yakıyordu

boğucu yakıcı idi rüzgarın esintisi

Devamını Oku
Vedat Koparan

Güneşe Yürüyenlerin Türküsüyle

bu kaçıncı yediğimiz darbe üstüne darbe
rezilce hayatımızın kaçınılmazlıkları
can bir hallerde kaçışlar içe gidişlerde
büyütmekte direnerek yürek ağrısını

Devamını Oku
Vedat Koparan

Geçtiği Yollarda Ne Ağaçlarda Çiçeklerde Renklerin Berraklığı Ve Parlaklığı Vardı Ne Toprağın Canlılığı Sanki Bir Yangından Çıkmıştılar Bulutlar Parlak Beyaz Değildi. Nehirler Hüzün Çağlarcasına Akıyor Boz Puslu Bir Renk Dağların Üzerinde Dolaşıyordu. Yaşlı Adam Uzun Yolun Yolcusu Olduğundan Üzerindeki Giysileri Kirlenmiş Hırpani, Epey Yorgun Ve Bitkin Görünüyordu. Gözlerindeki Umut Işığı Güneşin Sönmeyen Işığını Taşırcasına Bakıyor, Kükremeye Hazır Volkanik Bir Dağ Gibi Durmaya Çalışıyordu.
Genç Diri Delikanlı Edasıyla Tok Bir Sesle Kahvehanedekilere Anlatacaklarım Var Gelin Dinleyin Diyerek Seslenir. Sözünün Dinlenip Saygı Görüp Sevilen Biri Olması Onun Bilge Kişiliğinin Yanında Çevresine Karşı Daima Duyarlılığından, Yapıcı, Mert, Adı Gibi Acar Kişiliğinden Kaynaklanmaktaydı. Bu Nedenle Her Seslenişi Bir Çağrı Gibi Kabul Gördüğünden Kahvedekiler Çevresine Bir Çember Oluşturarak Toplanır.
Zaman Sarkacından Akıp Gelen Kara Günlerin İnadına Saçları Zamanın Yengisinde Erkenden Aklaşan Mağara Oyuklarından Sızmaya Çalışan Işıkla Başlar Anlatmaya:
Bakıyorum Güneşin Battığı Yerden Güneşin Doğduğu Yere/ Ey Kendine Adaletinle Efendi Düzeni, Ne Kadar Kesersen Kes Aşağıdan Sakal Yukarıdan Bıyık Yinede Çıkar Ve Uzar/ Toprağı Ne Kadar Nadasa Alırsan Al Ayrık Otları Arsızdır, Var Olanı Yok Etmek Yok, Saymak Kolay Mıdır? Bilirim; Derdin Zaman Kazanmak Ömrünü Uzatmaktır. “Adı Piç Konulan Kürt”(1) Tarihin Çöplüğüdür Senin Bu Tanımın/ Onlar Yüz Yıllardır Güneşin Doğduğu Yerde Yaşarken Yok, Edilemez “Örgütlü İşçiler Yenilmez” Bir Halktı (2) Sen Ki; Aydınlığa Karanlık Gölge Düşüren Üzerlerine Gelip Egemenlik Kurandın/Bilinmesin Duyulmasın İstediğinden Onları Göçertir Yok Sayardın/Biz İse; Habersizdik Gün Sancılarında Güneşin Doğduğu Yerde Olup Bitenden/İşlesin Diye Düzenin Çarkları Günün Uyanan İlk Işığıyla Başlarken Emeğin Yürüyüşü
Her Gün Güneşi İlk Önce Kürt Kardeşlerim Görürdü./Aydınlık, Huzurlu Özgür Ve Mutlu Geçer Miydi? Günü/Açıp Bakmadıysan Tarihin Gerçekliğine Bir Bizden Habersiz Kim Duyar Kim Bilirdi Bu Yüz Yılın Acı Sağanağında Ki Ağıtını. Kökleri Toprağın Bağrında, Ağıtı Yüzyılların Şavkında, Duyulmazdı Yılların Acıları, Kaldıkça Sağır Kulaklar Curcunada./ Onca Sürgün Onca Kıyım Onca Ölüm Kâr Eyledi Mi? Sürgündü Sürülen Toprak Değildi Kürt Kadının Rahminde Sürgün Verdi, Yok Olmamak İçin Doğurdu İnadına Bire On Bereketli Toprak Ana Gibi/ Gölgeler Gölgeleri Kovalarken Yaşama Örülüp Düşen Karaltı, Baktığını Görmezden Gelen
Gözleri Bağlı Şaşalı Şakırtı/İnkârcıların Yalan Kalesinde Bir Tarih Bir Halk Bir Yaşamdı, Kan Ve Barut Kokuları İçinde, Yok Edilmek İstenen İnsanlıktı /Şimdi Doğudan Acılarından Bir Halk Var Ayağa Kalkan/Anlamak Diye Bir Derdin Varsa Anlarsın Diyerek Sözünü Tamamlar.

Devamını Oku