Aslında her şey çocukça başlangıçtı tarihin süzgecinde Kovboyculuk hikâyesinden devşirilen. Daha o dar sokak aralarında, yalın yapıldak yürümeye başladıkları, tozunu yuttukları köşe kapmaca oynarlarken, apış aralarında bir sopa at işlevi görür, ellerinde tahta tabanca-kılıçlarıyla, saçları sıfır numara güneşte yandıkları zamanlardı.
Ne kadar mutluydular hiç sorgulamaz anı yaşarlardı. Onca hareket, onca patırtı, bağırış çığırış arasında, birbirini alt edişlerinde anlar gözlerinde gül gülerdi. Gün önünü iliklerken akşama yol alışlarda, güneş hafiften kaybolur dünyanın öbür yakasına çekilir. O esnada her pencereden bir anne görünür. Bağırarak çocukların isimlerini hadi oğlum akşam oldu eve gel.. Mahir, Deniz İbrahim, Özgür, hadi kızım Ezgi, Sevgi, Gönül, Özlem… Annelerin sesleri adeta birer çığlık olur
akşam alaca kızıllığının karanlığına. Bağrına saplanırcasına havada yankılanır mahalle inler. Çocuklar birbirlerine sarılır evlerine isteksizce yarı kırgın ama gülüşerek çekilirlerdi. Bu durum gün koynunda geleneksel bir işleyişin anatomisiydi.
Onlar;
Zaman boynu bükük baharı bekleyen telli duvaklı bir gelin gibi yalnızlıktan çoğul türküler söylercesine sessiz bir bekleyişte
Turna süzülüşlü sancılı acılar büyütürken hazanda senli sevincimi sahilde kayıklar ağaçlarla birlikte yeni günün getirisinin özleminde
Hani sözler vardır söylenesi ne o an yakalanır söylenemez bir boğum dolanır dilde tüm mevsimlere inat kaktüs direncinde o sözler ki söylendi mi sarmaşık olur tutulup yaşanası
Eller vardır yaşamı yoğurup anlam katan o eller ki öpüp ömür boyu bırakılmaması gereken
Gözler vardır derin deniz vurgun mavi biteviye bakılan o gözler ki bakışında yanmaya değer
Vuslata dayalı ömrümüzde susmalarda
Ah bir dem asude gözlerinde uykularda
Çek gün perdesini yırtılsın ahu zarında
Hayat bir dem olsada yaşansın baharında
Zaman tüneline girilirken inciniriz,hep bir kırıktır zamanın yeli, tiz bir akıştır incedir sesi
Nakış nakış örülür anlar,ne kadar kullanırsan kullan,biter elbet bir yerde yaşam
-Bir Yerde Bulur Duyarsan Sende Beni Ne Mutlu-
-
Bitti git demişti
Bu sevda bana göre değil
Belki bir gel geçti
Taşıyamadı ağırdı yükü
Rüzgar hızlı kuvvetli
Sert geldi cin çarpması sek
Ekmek şaraba talimde
İç kazınmasında
İç içebildiğince içe
Kurtların ulumasında
Kör gece
Bende ise
Mevsim ister yaz ister kış olsun yeter ki gel de
Kabul eyle kabul eyle geleyim yanına naz etme
Sertçe vur tepeme atsın gecenin tepesi bizde
Yarım aklımı da al gelişine
Salınayım hayalinin denizine
Günaydın
günaydın gün çiçeğim
Gün yüzlüm gün gülüşlüm
Günün ilk ışığı ile uyanmak var ya
İlk anda ilk akla düşmek var ya
-An Geldi Mi Usta-
sende ölecek adam mıydın?
hey koca çınar Atilla ilhan
böyle mi gidilirdi
Hey koca Beyazıt meydanı
Kaç kez ağladın etin kemiğe batışında
Kaç kez gördüm ölümlerde ölümümü
Kaç kez kan revan morlar içinde
İlk kez kırılmadım ben ilk kırıldım düştüm
Sen asfaltlarını istediğin kadar değiş




-
Umut Yıldırım
Tüm YorumlarIşıklar içinde uyu güzel insan. Seni unutmayacağız