Ellerimin üşüdüğünü hissedince
Ellerinin olmadığını anımsadım
Belliki ellerim birazda yanlızlıktan üşüyordu
Şu eksi beş derece soğukta bir daha üşüdüm
19 Ocak 2012
değişken umutların
sabit hasretlerle
paydaş olduğu savdam
atma adımını ayrılık eşiğinden
devingen kederler sarar sonra etrafını
kaybedersin rengini çizimlerin sevi tablosunda....
sevda vasfını yitirmiş
aşklar taşıyoruz yüreğimizde
ne umudun rengi kalmış
ne de hasretin koru sönmüş...
03.04.2012
güneşten sonra uyanmıştım bir sabah
yokluğun yatıyordu yanıbaşımda
kapıların çığlığını duydum sonra
her ayak sesinde
duvarlar yürüdü üstüme.
senle gitmişti tüm şehir
Göksunun Nile dönmesi için
kadehlere hiç gerek yok
seni biraz sevmek kafi geliyor
Silifke bile apayrı bir şehir oluyor
15.7.2012
çağımızda üç gün bile sürmezken ölüm acısı
kırsalda yetişen goruk bir sevdadan olma
kentsel sürgünlerde çektiğim ayrılığın sancısı
oturup mesken tutmuş yüreğimi yüzyıllardır
bitti bitecek derken ölüme hasret kalan
ve kendinden başka bir cellat bulamayan
seni özledikçe
eline sarılır gibi
sarılıp kaleme
sarhoş şiirler yazmışım
ayıkınca dizeler
rezilliğinden utanmışım,
Seni görmek iyi gelmiyor bana
Kendime dahi itiraf edemediğim bu duygular
Gömülüyken bile yerin yedi kat altına
Kök salıp filizleniyor
Gün yüzüne çıkıyor her defasında...
Gülüşüne vuruluyor şairliğim, gülüşüne
sen, sırf tavşan kesilmesin diye
açık içerken çayını
ben, senin için vaz geçmişken
tavşan kanı çaydan
nasıl olur da sen
yüreğimdeki sevda tavşanını
ben eskittikçe durağan günleri
zalım felek durmadan yeniliyor yokluğunu
topladığım umutlar dağılıyor her an
yarınımı dalından kopartıyor birileri...
25 Nisan 2011




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!