eskiden araba tutardı beni
yolculuktan nefret eder
dönemeçli yolları sevmezdim hiç
şimdiyse hasretler tutuyor beni
ayrılıklardan nefret ediyor
göçebe şimdi ellerim
gözlerim yokluğunun pınarı
bak bu sevdanın hasret vergisini
ödeme yükümlüsü benim,
titrek harflerden oluşmuyor sözcükler
daimi adreslerim boşaltılmış
Sahipsiz bir şairim şimdi
Yazdıklarımın hiç bir hükmü yok
Kalemim kaçak, aranıyor her yerde
Bütün sözcükler suç unsuru
Sahipsiz bir şairim şimdi
kırk bir yıl önce bugün
işte şu saatlerde
ikisi yirmi beşinde
diğeri yirmi üçünde daha
üç gözü kara adam
üç cesur yürek
arada bir küsüyorum sana
sonra barışıyorum senle
haberin olmadan ama
kimselere çaktırmadan, gizlice
bir ölümüne seviyorum seni
Bir Pelops oluyorum senin sofrasında
Bir Tantulus Hadeste
Ve sen tanrılar tanrısı Zeus
Acımasız ve gaddar,
O ateşi çalan hırsız da benim aslında
Kafkas Dağındaki Promehteus
mutlaka üşüyordur kirpiklerin şimdi
bakışlarının değdiği yerde yangınlar çıkarken üstelik
gardiyansız bir mahkumun voltasındaki
zaman parçaları isyan ederken
her havalandırma anında
güneşin önüne gerilen bulutların insafsızlığına
-VAZGEÇEMİYORUM-
Akşam erken iner mapushaneye diyor Amed’in Arifi
Bu kente de erken çöküyor karanlık
Kara kış bastırır gibi bastırıyor gece
Sen yoksun ya gün yüzlü yârim...
Parmaklıklar değil, yokluğun işte asıl mapusluk
Hasretin mevsim normallerine döndüğü zaman
Bilki unutmaya yüztutmuşum seni
Duvarlarla konuşmaktan vaz geçip
Dönüşünü beklemeyi askıya almışım demektir.
4 Ocak 2012
yersiz bir zaman
vakitsiz bir mekan
yanlış sayılan bir aşk
umutsuz iki insan...
28 Ocak 2012




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!