Üşürken eylül rüzgarlarında,
Sana biriken cümleleri savurdum göğe.
Bir yaprak daha düştü ömrün dalından,
Sustun,
Sustun ve ekledin geceyi geceye.
Hani her mevsim bahardı gözlerinde?
Hani kış uğramazdı can canayken?
Şimdi bir başıma, bu yabancı şehirde,
İçim ürperiyor adın anılınca.
Bir sitemdir süzülen kirpiklerimden,
Sana değil, seni benden alan zamana.
Bir mısra düşer belki dilimden,
Eylülün hüznü vurduğunda akşama.
Sokaklar lambalarını çoktan söndürdü,
Yıldızlar sığmıyor artık bu dar odama.
Gidişin, gurbeti içimde bir kor gibi büyüttü,
Dokunma ne olur, bu sızlayan yarama.
Yarım kalan ne varsa bu vasiyet gibi mevsimde,
Hepsini topladım, yükledim göçmen kuşlara.
Şimdi bir buruk sızı, bir eski ezgi sesimde,
Adım adım yürüyorum sensiz yokuşlara.
Ben her eylül biraz daha eksiliyorum,
Takvimler düşüyor, ömür geçiyor sessizce.
Adını rüzgarlardan gizli gizli diliyorum,
Karanlık çöken bu sokaklarda her gece.
Gözlerin aklıma düşer de yangın yeri olur solum,
Bir uçurum kenarında salkım saçak dururum.
Sana çıkmıyor ne yazık ki artık hiçbir yolum,
Ben bu hasretin girdabında her gün vurulurum.
Bir gün bu rüzgar senin de kapını çalarsa,
Üşütürse ellerini o soğuk yalnızlık,
Bil ki bir yerlerde, ömrü eylül olan biri var,
Yüreğinde kırık dökük bir sevdadan kalma bir hıçkırık.
Şimdi hangi rüzgar avutsun bu yorgun kalbi?
Hangi yağmur temizler içimdeki bu harı?
Sen benden gittin gitmesine de,
Giderken gömdün içime bu bitmeyen sonbaharı.
Kayıt Tarihi : 24.07.2026 04:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazı ayrılıklar geride sadece bir insanı değil, bir mevsimi de bırakır. Bu şiir, gurbetin sessizliğinde her eylül yeniden canlanan özlemin, söylenemeyen sözlerin ve zamanın silemediği bir sevdanın izlerini anlatıyor. Kimi yaralar kapanır, kimi ise her sonbaharda yeniden hatırlatır kendini. Bahtiyar...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!