Hastane odasının beyaz duvarları, yıllardır ağlayan insanların sessizliğini taşıyordu.
Pencerenin kenarındaki yatakta genç bir kadın yatıyordu. Günlerdir tedavi görüyordu. Doktorların yüzündeki ifadeden durumunun iyi olmadığını anlamıştı ama annesine belli etmiyordu.
Annesi her gün elinde bir poşet meyveyle gelir, zorla gülümserdi.
"Bak, iyileşince sana en sevdiğin yemeği yapacağım."
Kız da gülümser gibi yapardı.
Çünkü annesinin umutla ayakta kaldığını biliyordu.
Bir gece doktorlar annesini koridora çağırdı.
Uzun uzun konuştular.
Anne geri döndüğünde gözleri kıpkırmızıydı.
Kızı hiçbir şey sormadı.
Sadece annesinin elini tuttu.
O gece ikisi de uyumadı.
Biri ölmekten korkuyordu.
Diğeri evladını kaybetmekten.
Sabah olduğunda genç kadın yatağının yanındaki çekmeceyi açtı. İçinden yıllardır sakladığı bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta babası vardı.
Babası yıllar önce vefat etmişti.
Fotoğrafı göğsüne bastırıp sessizce ağladı.
"Babamı çok özledim..." diye fısıldadı.
İşte ilk acı buydu.
Ölümü beklerken, yıllar önce kaybettiği babasının hasreti.
Akşam saatlerinde hastaneye bir haber geldi.
Köyde yaşayan anneannesi de vefat etmişti.
Anne haberi duyunca olduğu yere çöktü.
Ne cenazeye gidebiliyordu ne de torununu bırakabiliyordu.
Genç kadın bunu duyunca gözlerinden yaşlar süzüldü.
Anneannesinin yaptığı çörekleri, sarılışını, çocukluğunu düşündü.
İkinci acı da buydu.
Ölümü beklerken son sığınağını da kaybetmek.
Gece yarısına doğru nefes almakta zorlanmaya başladı.
Annesi başucunda Kur'an okuyordu.
Bir ara annesine baktı.
Yıllardır çalışan eller...
Uykusuz geceler...
Çekilen sıkıntılar...
Hepsi annesinin yüzüne çizilmişti.
Titreyen sesiyle:
"Anne..." dedi.
"Ben gidersem sen ne yapacaksın?"
Kadın o an dayanamadı.
Başını kızının göğsüne koyup hıçkıra hıçkıra ağladı.
"Ben sensiz ne yaparım yavrum?"
İşte üçüncü acı buydu.
Bir annenin çaresizliği.
Bir evladın annesini yalnız bırakacak olması.
Sabaha karşı hastane koridorları sessizdi.
Monitörden gelen ses bir anda düz çizgiye dönüştü.
Doktorlar koştu.
Hemşireler geldi.
Ama bazı vedalar geri dönmezdi.
Annesi kızının elini tuttu.
El hâlâ sıcaktı.
Defalarca öptü.
"Uyan kızım..." dedi.
"Bak ben geldim."
Ama cevap gelmedi.
Hastane odasında sadece bir annenin feryadı kaldı.
O gün gökyüzü ağladı mı bilinmez...
Ama o hastane odasında dökülen gözyaşları, yıllarca kurumayacak kadar ağırdı. Çünkü bazen bir insan bir kez değil...
Babasının hasretiyle,
Anneannesinin vedasıyla,
Ve annesini yalnız bırakmanın acısıyla...
Üç kat acı yaşar.
Kayıt Tarihi : 25.05.2026 19:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!