Bir eski suyun aynasında,
göğün gölgesi eksik...
Hangi rüzgâr savurdu bizi
yitik harflerin ötesine?
Sorguya çekilir gibi sorulur ya mutluluk
Cevabım, gözlerimde yankılanan sessiz çığlık
Kentin uğultusunda, zamanın hengâmesinde
Nefesinde bulurum kendimi, huzurun ta kendisinde
Çığ düşer ruhuma, kırağı susar
Yokluk çatlamış bir harf gibi
Ses boşluğa devrilir usulca
Sen duymadın, ben sustum.
Kader, köşeleri törpülenmiş bir kelime
Yüreğimde açan gülüm, sultanım,
Her nefeste adın dudağımdadır.
Sensiz geçen günler oldu zindanım,
Vuslatın uzakta, yamacımdadır.
Zaman, kırık bir saat
Akrep, yelkovan sensiz
Her tık tak seni söyler
Her suskunluk ismini
Pencere, boş bir çerçeve
Ören’in sularında bir akis,
maviye dökülür düşlerin.
Hangi ufkun eşiğindesin şimdi,
hangi rüzgâr taşır sesini?
Pelitköy sahilinde unutulmuş bir iz,
Gözlerim seni gördüğü an
Kalbimin sayfalarına düştü mürekkep
Her harfi ayrı titreşimle yazıldı adının
Sessize çekildi dilim, suskunluğa büründü
Heyecan, o asi çocuk
Donuk ekran ardında bir gölge gördüm,
İçinde saklanan başka bir hayat.
Biliyorum gelmeyeceksin, oysa ki kurdum
Hayallerimin en kırılgan kanadını.
Gözlerim sokakları tarıyor sessizce,
kaç mevsim geçer durağan
bakışların tozlu pervazında
hangi kitap örter bu hasreti
Güneş ufukları yarıp doğarken
Sevdanın ateşi eritir beni
Kuş cıvıltısı ile sabah olurken
Sevda'nın ateşi eritir beni
Al yeşil doğadan harın güderken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!