Bütün pencerelerimi kendi ellerimle ördüm içeriden.
İçeri sızacak gün ışığı, dışarıyı izleyecek boşluk bırakmadım.
Zifiri karanlık oldu her bir köşesi odanın.
Mesele karanlıktan korkmamak falan değil.
Mesele, aydınlığın artık hiçbir şeyi çözmemesi...
Bir zamanlar okyanusları aşmaya yeminli o koca yürek,
şimdi diz boyu bir suda boğulmaya ne kadar da arzulu.
Gemileri falan yakmadım ben!
Sadece halatları çözdüm, kürekleri öylece suya bıraktım.
Hangi kayaya çarpıp parçalanacaksam parçalanayım,
o çarpışmanın sesi akıntıya karşı direnip durmaktan daha az yoracak kulaklarımı.
Adı konmamış, törensiz bir vazgeçiş bu.
Öyle gürültülü, isyankâr bir veda falan da aramayın.
Masada unutulan bir çayın kendi kendine soğuması kadar sessiz, ve bir o kadar kesin.
Uzattığınız o halatları geri çekin artık.
Çünkü insan, en çok kendi rızasıyla indiği o kör kuyunun dibinde huzur buluyor.
Kayıt Tarihi : 13.04.2026 01:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!