Geceyi koynunda saklarken sisli karanlık
Rüzgar savuruyor eteklerini ılık ılık
Evlerin perdeleri yıldızları örtmesin
Ay senemde seni kimseler görmesin
Yıldızlara dolanmış saçların kıvrak kıvrak
Başını açıp çıkma geceyi saçlarına tak
Yıllarca yuvarlandık dünya sandalında
Sevilmeden ölen kalpleri gördüm
Kaçarken şirin için tanrı dağlarında
Yetişmek için yıkan Ferhatı gördüm
Uzansa da eller günahtır diyerek
Zulüm edip haksızlık yaparken insan
Teraziyi dengede tutuyor gibiydi
Yapmadan yapılanı yıkarken insan
Kanatsız bir kuş gibi uçuyor gibiydi
Halkı mahvedip savaşlar çıkaran da
En çokta sen bekliyorsun biliyorum güneşi
Sen seviyorsun çiçekleri yalnızlığı ve çayı
Bir yüktür omuzlarımda karıştırırken ateşi
Ruhuna ılık ılık ışığı yayan ay’ı
En çokta sen seviyorsun
Gözlerime dökülmüş yaprakların çiğilleri
Eski bir sayfanın karalanmış yüzü gibiyim
Bulutları hareket ettiren meleklerin gibi
İzin ver tövbe edip ismini zikredeyim
Görünmeyen bir direk tutar göğün katmanlarını
Yine yağmur yağıyor sabahın karanlık yerlerine
Gökyüzü hüzün yüklenmiş şimdi sokaklar sırılsıklam
Kirpiklerim perde olmuş hiç kurumayan gözlerime
Çok yoruldum yorgunum bari bugün ağlamasam
İnsanoğlu doğumdan ölüme yol üzeredir
Karanlık geçitler vardır düşüp kalktığımız
Yürürsün nereye gideceğini bilmeden
Yüksek geçitlerden nehir gibi aktığımız
Yağmur olursun kar olursun bulut görmeden
Sessiz bir çığlığın yankısı olursun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!