SON TESELLİ
O unutulmuş kök var ya,
Kadim sızının tam gölgesinde
Sustukça kanayan,
Kanadıkça bağrımızı delen
O ilk kelimedir işte.
Adını koysak incinecek,
Adını koysak tüfek gibi patlayacak belamız
Hangi namussuz şehrin yabancısısın şimdi?
Hangi sokağın kahpe ışığı aydınlatır gölgeni?
Ben ki hâlâ o kapının amansız eşiğinde,
Rüzgârın getirmeye korktuğu bir kokunun,
Nöbetini tutuyorum
Uykusuz, tütünsüz, zincirlenmiş...
Boşaldı içimdeki zemberek
Ne o zalim zamanı geriye alabildim,
Ne de durdurabildim kan revan gidişini.
O son bakışının bıçak soğukluğuna
En çok ben sustum,
En çok ben yuttum öfkemi
Aksın gitsin dediğin o derin dipsiz boşluk...
Aynı kırık mısranın iki ayrı ucuyuz.
Gayrı başka bir sessizlikte,
Birbirimize değmeden de dökülürüz toprağa.
Son teselli de varsın eksilsin
Bize vurulmuş bir yıldızın,
Toprağa düşmeyen,
O başı dik, o mağrur ahı kalsın
04.07.2020
Ali Fırat DicleKayıt Tarihi : 4.08.2026 15:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!