stanbul’da bir gece!
Sokaklarında kayıp düşler,
Hele mevsimlerden hazan ise
Gözlere bir yağmur yeter.
İstanbul’da bir sabah!
Bir şarkı dinlersin.
En ağırından mazi açar kapılarını.
Gözlerin ıslak,
Bağrında o tanıdık ateş.
Sonra;
Bir şarkı söylersin.
Bir el indi benliğime, tuttu çıkardı varlığımın üstüne.
İnsana baktım, insanlara… İnsanlığa…
Kendime baktım yaşanmışlıkların ağırlığı gözlerimde.
Kayboldum her defasında ne geldiyse aklıma.
Ruhuma dokunan bilinç ötesi yalnızlığın sonsuz iradesi.
Ellerinde kış bakışların,
Cayır cayır üşüdüğüm.
Onca derdin hengamesinde
Aşk diye bin parçaya bölündüğüm,
Efendisi düşlerimin,
Gözyaşlarımın menşei,
Biz neyin içine düştük böyle.
Yıllar oldu yaprak kıpırdamıyor.
Antoloji dedik,
Değer kıymet bilinir burada.
Olmadı.
Biz ne yaşadık böyle.
Diyor ki;
Sosyal medya burası
Paylaş, oku falan filan.
Saygılarını sevdiğim,
Paylaşabilseydik ah
Keşke aynı frekansı.
Sıradışı gelmiyor artık
Bu saatten sonra ölüm bile.
Bir sonbahar hüznüyle
Bulutlanan gözlerim,
Kuzey rüzgarlarıyla
Buz tutan düşlerim,
Başardın ey eski sevgili!
Artık dönebilirsin.
Önce sen gittin benden.
Beni parçalara bölüp
Maziye gömerken,
Çok zaman vazgeçtim,
Eksilerim;
Çaresizliğim,
Hiçliğim,
Sensizliğim,
Ucu açık hayallerim,
Islak düşlerim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!