Buralarda kimse alışamadı gidişine,
Herşey ve herkes alışmıştı geliş gidişine.
Martılar dahi çığlık çığlığa,
Dalgalar bile hırçınlaştı doğaya,
Anlam veremedi sana aşina kim varsa,
Soruyorlar birbirlerine bilen kim varsa:
Gittiğinden beri herşey soluk ve donuk
Herşey dağınık, kırık dökük,
Yırtık pırtık, delik deşik,
Herşey gönül hazanına ediyor eşlik ,
Gittiğinden beri herşey derin boşluk.
Göğüs kafesimde bir kuştun,
Uçtun, gurbeti mesken tuttun,
Ne sen mesrur, bahtiyar oldun,
Ne de beni bir gün rahat uyuttun.
Demlenir gözlerimin ufkunda Göksun'un serin akşamları,
Yoksun heyhat yanımda bir çay daha isterken,
Demlenir kalbimin ocağında Göksun'un serin sabahları
Yoksun heyhat yanımda yeni güne merhaba derken.
Yıllar sonra yine düştü yolum Göksun'a,
Yine yakalandım kar,tipi, borana,
Dizilmiş insanlar, arabalar, katlanır soğuğuna,
Rabbim kader diye mi yazmış kış yollarını bana?
Gönül bu, seviyor işte,
Düştü bir kere bu derde,
Sözden, nasihatten anlamaz işte,
Soran olursa hayır var bu işte,
Gönül bu seviyor işte,
Aklımı,fikrimi kör, esir etti işte,
Derin sükuta dalmıştı gece
Ay ile yıldızlar konuşuyordu usulca
Herkes uyku saldırısına maruz
Bense bilmem hangi fırtınalı deniz içinde
Göz kapaklarım gitmek bilmeyen
Gönül hırsızının nöbetinde
Gönül koydum sana ait ne varsa
Mesela odana açılan pencerenin kenarına,
Anahtarını sakladığın paspasın altına,
Gönül koydum sana ait ne varsa,
Yanağını panayıra çeviren gülüşüne,
Görünmez kurşunla sinemi vuran göz süzüşüne,
Yakar yüreğimizi zemheriden beter acılar,
Gönül sazının teli kırık,
Nağmesi o yüzden hicran,
Ümit çiçeğinin beli bükük,
Yaprağı o yüzden mihrican,
Yakar yüreğimizi zemheriden beter acılar..
Gel gönül hanı bir canı misafir eyle,
Altun ile tuncu kefende bir eyle,
Deme bu düşkün, şu sultandır diye,
Felek çarkı döner, sen hak sözden söyle.
Gönül tahtına kurulsun bir hükümdar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!