Ela gözlü nazlı bir dilbere gönlümü verdim,
Baktıkça gül cemaline damla damla erirdim,
Dileseydi önüne dünyaları sermez miydim?
Başkasına yâr olacağını nerden bilebilirdim,
Ezip geçti acımadan, heba oldu eyvah gençliğim.
Ey İstanbul!
Kahpe Bizans'ın köhnemiş kiri, pası
Konstantinopolis'i şehirlerin sultanı yapan pırlanta.
Ey İstanbul!
Peygamberin kutlu müjdesi ile nurlanan karanlıktaki yedi kandil,
Eyüp Sultan'ın, Ulubatlı'nın sancağı mendil ettiği sevgili,
Silinsin ömrümden sensiz bütün Eylüller,
Eylül yağmurlarına karışsın gözyaşlarımız,
Solsun sensiz açan bütün güller,
Çiğnensin gazel yapraklarıyla beraber,
Gönül kapımızı çalsın bağbozumu bütün Eylüller.
Eyvah ne günlere kaldık,
İki cami arasında binamaz olduk,
Elde pusula Beytullah bulamaz olduk,
Gündüz ortasında şaşa kaldık.
Çakal bozkurda tercih edilir mi?
Hesapsız, kitapsız, umarsız
Sevmek bana düşer,
İster yer göster, ister kapıyı göster,
Eyvallah.
Bin türlü mani çıksa da yolundan dönme,
Ezelden ebede gönlümüzde kızıl elma,
"Kim ne der?" diyerek vaz geçip oturma,
Ezelden ebede gönlümüzde kızıl elma.
Her murat vaktini beklermiş,
Oluk oluk para akıyor oluk oluk akan kan için,
Servetler istifleniyor istiflenen cesetler üstünde,
Taht kuruluyor kemikten saltanat makamına,
Milyarları uyutur sihirli ninni beşiklerde,
Ve soyarlar uyuyanların neleri varsa iliklerinde.
Sürsün sefaları gözyaşı denizi üstünde,
Fakirdi çocuklar,
Arkadaş zengini,
Oyunlar zengini,
Haylazlık zengini,
Kavgalar zengini,
Rüyalar zengini.
Fani cihanda ızdırabın gam değil,
Çevre ördüğün taş duvarın dam değil,
Kırma zinhar söz oku ile can gönül,
Zira kırdığın viranede cam değil.
Sen fanusta elvan bir gülsün ,
İklimimde yaşayamaz ölürsün,
Bakanlar sevsin, mutlu olsun,
Ömrün kıyamete kadar sürsün,
Uğruna nice iklimlerim solsun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!