Susmak neye yarar, dilin ucuna kilit vurulmuşken,
Göğsün kafesinde çırpınan o kuş çoktan can vermişken?
Kelimeler boğazda düğüm, cümleler paramparça birer enkaz,
İçimizdeki bu yangını söndürmeye ne su yeter ne de bu yaz.
Susmak neye yarar, duvarlar bile ezberlemişken adını,
Sokaklar omuzlarımıza yıkarken sensizliğin o ağır kahrını?
Bir ömür, söylenmemiş sözlerin yorgunluğuyla geçer mi bilmem,
Her gece bin kere ölüp, sabaha yarım bir nefesten başka ne kalır ellerde?
Sen gittin gideli bu evde sesler sükûta boyun eğdi,
Saatler akmayı unuttu, zaman o son veda anında mühürlendi.
Ne anlatan kaldı derdini bu kör dilsiz sofrasında,
Ne de duyan oldu içeriden kopan o sessiz fırtınayı.
Susmak neye yarar, gözyaşı çoktan içimize akmışken,
Ve bu yürek, kendi elleriyle kazdığı mezarda yalnız kalmışken?
İster bülbül gibi şakı, ister bir ömür lal ol da sus;
Değişen tek şey, adının bu karanlıkta biraz daha koyulaşması...
Dilin ucunda düğümlenen o son feryat bile anlamını yitirmişken,
Susmak neye yarar, koca bir ömür bu sessizliğe kurban verilmişken?
Ne bir hakem kaldı ortada davanın rengini soracak,
Ne de bu kör karanlıkta adımızı haykıracak bir insan evladı.
Susmak neye yarar; göğsümüzün ortasındaki o keskin bıçak,
Her saniye biraz daha derine inerken, sesimiz kime ulaşacak?
Biliriz ki bazı yaralar sarılmaz, bazı vedalar kelimelere sığmaz,
Biz içimizdeki o en gürültülü çığlığı, en derin sükûtlarla örttük.
Ve anladık ki nihayet;
Konuşmak bir teselli, susmak ise bu hayata yazılan en son fermanmış meğer...
Ne fermanlar yazıldı bu kalpsiz divanda ne hükümler verildi gıyabımızda,
Biz zaten baştan kaybetmişiz, dilimizde o gamlı veda.
Hangi cümle merhem olur ki bu dökülen ömre, hangi mısra dindirir bu sancıyı?
Herkes kendi yolunda, herkes kendi yalanıyla mutlu bu handa.
Susmak neye yarar, koca bir mahşer koparken içeride,
Dışarıdan bakanlar bizi sadece bir yığın sessizlik zanneder.
Oysa bilmezler ki o sükûtun ardında binlerce çığlık, binlerce mezar yatar,
Ve her susuş, aslında kendi ellerimizle sıktığımız o son kurşundur...
Bırakalım artık kelimeler yorulsun, cümleler kendi kanında boğulsun,
Bu dilsiz hikayenin sonuna da böyle bir nokta konulsun.
Ne bir iz kalır geriye bu viranede ne de bizi soran bir sadık yabancı,
Biz bu sessizliği hem yorgan bildik hem de en büyük sancı.
Susmak neye yarar dedik, sorduk durduk kendi içimize,
Cevap vermedi ne duvarlar ne de o çok güvendiğimiz kimse.
Artık ne dil dursa kâfi ne de bu göğüs kafesi nefes alsa,
Kapanıyor işte perdemiz, bu karanlık sahnede geriye sadece sükût kalsa...
Kayıt Tarihi : 22.08.2026 18:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!