Nasıl bir duygudur bu,
içinde biriken sözlerin
boğazına düğüm düğüm oturması…
Konuşsan
her cümlenin ucunda
bir eski yara kanayacak.
Sussan
göğsünde büyüyen o ses
duvarları çatlatacak.
Bir kuş gibi çırpınır dilin,
ama kafesi sensin;
anahtarı da
yaralayanın avucunda kalmış.
Ne çok şey söyleyecektin oysa:
bir akşamın karanlığı kadar uzun,
bir annenin bekleyişi kadar derin,
bir memleket türküsü kadar kırık…
Ama kelimeler
yaralayanın yüzüne değince
bıçak olur diye
susarsın.
Ve susmak,
bazen en yüksek çığlıktır;
duyanı olmayan
bir meydanda
tek başına yükselen.
Kayıt Tarihi : 8.07.2026 18:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazı duygular vardır; anlatılmak istendikçe daha da ağırlaşır. İnsan, içinde biriken onca sözü söylemek için defalarca niyet eder ama karşısında onu yaralayan kişi durunca dili tutulur. Çünkü bilir ki kuracağı her cümle, geçmişte açılmış bir yarayı yeniden kanatacaktır. Bu şiir; konuşmak ile susmak arasında sıkışıp kalan bir insanın hikâyesidir. İçinde öfke, kırgınlık, özlem ve yarım kalmış hesaplar vardır. Söyleyemedikleri büyür, sustukları ise bir çığlığa dönüşür. Ancak o çığlığı duyan yoktur. “Susmak da Yaradır”, bazen insanın en büyük acısının konuşamamak değil; konuşsa bile anlaşılmayacağını bilmek olduğunu anlatır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!