Görmedim uğurböceğini çoktan beri
Dün senden bana selam getirdi.
Kırgındı kanatları zavallının
Belli ki rüzgara değdi.
**
Issız gecelerin mehtaplı dağlarında
Usul adımlarla yürüdü Bozkurt
Yalçın kayaların doruklarında
Ağlaya ağlaya uludu Bozkurt.
*
Bir kucak gülle bana koşarken
O kızıl saçların savruluyordu
Sadece nur saçan çehrenle, gözlerin değil
Sanki bütün ruhun gülüyordu.
Ederken yaza yavaş yavaş veda
El salladım sevgilere
Merhaba.
Sararken hüznü sonbaharın
Ruhumu
İlkbaharıydı ömrümün,
Dal ucunda sallanır, sallandıkça ballanır
Gördükçe herkes ağzı durmaz sulanır
Ne de nasipsiz kuldur benim garip kibarım
Yer armudun iyisini dağdaki ayılarım.
Sahtekar değildi badem çiçeği
Sabahın erken saatlerinde
Öyle tatlı idi ki o tebessümü
İnandım aşkının ölmezliğine.
Gülüşün zahiri, sözün zahiri
Bakışın zahiri, dilin zahiri
Nerde sende kalpten sevmek be gülüm
Aşka dair sözlerin hep zahiri
Bir Ramazan gecesi
Doğmuşun o eski evde.
Babanın kollarına verdiler seni
Fısıldadı melekler
Adın oldu ünzile
Kepsutun fırınında bir somun ekmek
Güller sarılmış çardağa söze ne hacet
Söyle bana kerpiç evin garibi
Gecedeki dolunayım ne demek.
Davulun gümbürtüsü, yanık sesi zurnanın
Kıvırıyor meydanda köçeği ortalığın
Kimi ağzını açmış tavanı görünüyor
Kimisi de kahkahalarla yerlerde sürünüyor
Biden palyaço başı indirdi kaşlarını
Kestiler hemencecik o lanet avazları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!