Yağmur ve sonbahar…
Ayrılık kokan bir gar
Ve hasretin gibi
Uzayıp giden raylar…
Islak peronlarda
Bir veda uğultusu,
Zamanın ötesinde, göğe mızrak gibi uzanan karlı zirvelerin kuytusunda, yalnız bir kurt yaşardı. Adı dağların rüzgârında fısıldanır, gölgesi kayalıkların şahı diye anılırdı. Yazın kavurucu güneşi tüylerini ağartır, kışın jilet gibi keskin ayazı tenini döverdi ama o, her fırtınaya göğsünü gererdi. Adımları hür, bakışları mağrurdu.
Kendi rızkının peşinde, bozkırın sonsuzluğunda bir fırtına gibi eserdi. Avını yakalamak çetin bir savaştı; pençeleri kanar, nefesi tükenirdi ama her lokması minnetsizdi. Ne kimseye boyun eğer ne de kimseden merhamet dilenirdi. Karanlık çöküp de gece mavi bir kadife gibi dağların üzerine serildiğinde, yüksek bir kayanın tepesine çıkar, dolunaya karşı ruhunun derinliklerinden gelen o asil ezgiyi koyuverirdi. O ulurken, sanki kâinat susar, gecenin tek hakimi o olurdu.
Zorlu bir mücadelenin ardından taçlanan sofrası her daim zengindi. Kimi gün çalılıkların arasında hızla süzülen çevik bir tavşanın, kimi gün ise bozkırın asil bir ceylanının peşinde koştururdu. Susadığında, dağların kalbinden kopup gelen, buz gibi berrak kar sularından kana kana içer; geceleri ise kimsenin ayak basamadığı, heybetli çam ağaçlarının altındaki en tenha kuytularda huzurla uykuya dalardı.
Vadinin Çağrısı ve İlk Temas
Ancak zaman, en sert kayaları bile aşındıran bir nehir gibi akıp giderken, o mağrur yüreğe sinsi bir sızı çöktü: Yalnızlık.
Hep yüksek tepelerden, sislerin arasından merakla izlediği o insan yerleşimine, köye doğru bakarken buldu kendini. İçindeki o hür ama yorgun ses fısıldadı: "Belki de orada, o çitlerin ardında benim gibi canlar vardır. Belki de bu dipsiz sessizlik son bulur."
Yine gece
Yine sessizlik
Yalnız
Teselli eder beni
Bir bardak çay
Bir hüzzam şarkı
Japonya’da “Ohitorisama” adı verilen yalnız kalma sanatı günden güne yayılırken, yalnızlık çekenlere arkadaşlık edecek yapay zekâlı robotlar da üretilmeye başlandı. Japon hükümeti bu durumu ciddiye alarak YALNIZLIK BAKANLIĞI adı altında yeni bir bakanlık kurdu…
İnsanlar yalnızlıklarını telefon ve bilgisayarla uğraşarak telafi etmeye çalışıyorlar.
İnsanlar gittikçe dijitalleşiyor ve bireyselleşiyor. New York’ta “yalnızlık paylaşılmaz, yemekte bile” sloganıyla açılan bir restoran, insanlardan soyutlanarak yemek yeme imkânı sağlıyor. Bu restoranın inanılmaz derecede rağbet görmeye başlaması neyin habercisidir acaba?
Yalnızlık kimine göre huzurun adı kimine göre ölümün diğer adıdır.
Kiminin yüzünde güller açtırırken kiminin kâbusudur yalnızlık…
Yalnızlık insanı uçuruma da götürebilir ulvilik makamına da çıkartabilir.
Taştan yastık kolların,
Cehennem gibi yüreğin,
Eşek arısı sokasıca dilin
Buz sarkıtı gülüşün,
Çin işkencesi muhabbetin.
Ağıtlar kadar acı kaderim,
Bir yap-boz değildi ki kalbim
Madem birleştirmeyi bilmiyordun
Neden paramparça ettin...
Vurulmuş, kanlar içinde yaralı güneş
Dağların ardına devrilir usulca.
Başlar tepelerde gölgelerin valsi,
Gözükara, kaşıkara gecenin
Esmer kolları sarar asil şehri...
Ümitler ektim
Sessiz ve karanlık geceye
Boy verip yarın olacaklardı
Ben hep yarını bekledim durdum
Sabah oldu ama
Hiç yarınım olmadı
Bugün yüreğimde ölenlerin listesinde adını gördüm.
Oysaki Yaşamak yakışırdı sana
Şiir tadında...
Gidenler döner diye
Yıllarca Yol gözledim durdum
Geleni gideni Seçemiyor artık
Gözlerim yorgun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!