"Sudan sebepler" derler, hafife alırlar,
Küçücük bir sızıyı bir çırpıda sararlar.
Bilmezler ki her damla iz bırakır derinden,
Yavaş yavaş örülür o görünmez duvarlar.
Önce ince bir sitem, sonra bir anlık hissizlik,
Ardından çöker kalbe o tanıdık sessizlik.
"Bundan ne olur" deyip geçilen her kırgınlık,
Ruhun dehlizlerinde başlar bir düzensizlik.
Dağ gibi dertler gelse göğüs gererdi insan,
Bir rüzgar esip geçse dik dururdu o fidan.
Ama sinsi bir sızı sızıyorsa derine,
Çürütür köklerini, kalmaz geriye derman.
Gözle görülmez derler bardağın son çizgisi,
Biriktirir içerde kırılan her ezgisi.
Bir damla daha düşer, sanki sıradan bir gün,
Oysa o son damladır sabrın son infazcısı.
Denizler boğamazken koskoca bir bedeni,
Bir kaşık su bitirir içindeki güveni.
Meğer dalgalar değil, o sakin duran sular,
Yavaşça yutarmış sessizce direneni.
Geriye dönüp baksan, suçlu bulamazsın hiç,
Her şey öyle küçük ki, neresinden hesap seç?
Bir söz, bir bakış, bir an... Hepsi sudan sebep ya,
İşte o küçük şeyler yüreğe vurur bir kırbaç.
Taşsa neye yarar ki artık sabrın nehirleri,
Geriye getirmez ki yitip giden günleri.
Damla damla birikip boğan o sığ sularda,
Bıraktım ben çoktan o eski ümitleri.
Şimdi sorsalar bana, "Neden yoruldun?" diye,
"Bir damla su yetmiş" derim bu teslimiyete.
Büyük fırtınalar değil, o küçük sızılardır,
İnsanı adım adım götüren nihayete.
Kayıt Tarihi : 19.05.2026 11:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!