Ben bu kararsız kış ayazını iyi bilirim,
İnsan en çok böyle günlerde nöbetleşe yalnızlaşır.
Oturur bir köşede, sanki birazdan yağmur yağacakmış gibi,
Hiç durmadan, hiç yorulmadan öten o gece böceklerini dinler.
Dinler ve yavaşça eksilir kendi gövdesinden,
Bir sesin peşine takılıp gitmek derler ya, işte öylece.
Sonra bir uyanış... Ki uyanışların en ağırıdır bu,
O sonsuz denizi uzak bir Yunan adasında bıraktığımı,
Onu ilk kez orada yitirdiğimi anlarım uykumdan sıyrılınca.
Geriye kalan sadece o uzak kıyının kuruluğudur şimdi;
Çatlamış bir ten, kurumuş bir dil ve geç kalmışlık hissi.
İnsan uyandığı yeri beğenmez bazen,
Mavinin bittiği ve bir yabancı gibi durduğu yer tam da burasıdır çünkü.
Bir ümide tutunup dönüyorum yeniden o çıkıntıya,
O üç tarafı çevrili, karadan kopamamışlığa.
Ama bakıyorum da, her dönüş aslında biraz daha noksanlaşmak.
Bir yarım adaya sığınırken, yarım bir adama dönüşmüşüm çoktan.
Üstelik bu çamurlu gerçeği, bu üzerime yapışan toz toprağı
Yıkayıp arıtacak tek bir damla bile yok ortalıkta.
Hayatımı o derin boşluğa, o dipsiz karanlığa sarkıtmıştım oysa,
Bir kova su umuduyla, serin bir ferahlık adına...
Şimdi ne bir ip var elimde tutunacak, ne de bir taban var basacak.
Sadece yankısı kalmış boşluğun,
Ve durup durup kendini dinleyen bir adamın sessizliği.
Kayıt Tarihi : 27.10.2005 14:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Ilıman yalnızlık nöbetlerini
Cırcırlara müsavi geceleri dinliyorum
Bir Yunan adasında yitirirken denizi
Bir ümit!
Yarımadaya dönsemde
Yarım adama dönmüşlüğümün
Balçıkla sıvanmışlığını
Yıkayacak kadar su çıkmıyor
Hayatımı sarkıttığım kuyunun
İpsiz dipsizliğinden
:::::::::::::::::::::::::::::::
Şair dostum,
Sizin de çok yakinen bildiğiniz ve aşina olduğunuz gibi, şair ufkumuzun vazgeçilmez mefkuresi ve başımızın savdası olan şiirin bir iç yapısının yanında bir de o iç yapıyı belirli bir şekle ve kalıba sokan dış yapısı vardır.
Şiirin iç yapısı, şairinin duygularının şekillendiği, iç dünyasının dış dünyaya tezahür ettiği ve dizelerle vücut bulduğu engin kelimeler hazinesidir.
İşte bu engin kelimeler hazinesi dış yapısı ile beraber bir şekle girip kemale ererek, mısralarda, dörtlüklerde kısacası şiirin kendisinde arz-ı endam eder yani o şiir güzeli görücüye çıkar.
Şiir mefhumuna giden bu yolda yürürken şiir güzelini okuyan ve onunla hemhal olan her bireyin onu farklı cihetlerle değerlendirdiğini, tabiri caizse '' keseri hep kendine doğru yonttuğunu '' müşahede ederiz. Bu da kanaatimce doğru bir vakadır. Çünkü okuyucu az çok kendini o dizelerde bulur, diğer bir deyişle kendini okumuş olur. Nasıl ki şiir içeriğinin idrak edilmesi her okuyana göre değişiklik arz ediyorsa, bu şiirlerin banileri şairler için de şiir mefhumunun tariflerinin değişiklik göstermesi yani farklı şiir tariflerinin olması bana göre gayet normaldir.
Size izlediğiniz bu aydınlık şiir yolunda başarılarınızın devamını dilerken, o güzel gönlünüzün derinliklerinden gelen enfes duygularla nice güzel eserlerin altına imzanızı atmanızı can-ı gönülden temenni ederim.
En kalbî selam ve hürmetlerimle...
.
Bir Yunan adasında yitirirken denizi
Çok hoş ve orjinal.. Tebrikler dostum
TÜM YORUMLAR (5)