Bir insan, salkım saçak bir inanmakla duruyor orada.
Yüzünde o telaşlı, o ipince çocuk hevesi;
Getirip sığdırıyor aranızdaki o dipsiz boşluğa
İçindeki o uzak yazın bütün pencerelerini.
Sonra sen bakıyorsun ona, göksüz ve kurak,
Dudaklarından kaskatı bir kar yağıyor o güne:
Utandırıyorsun onu, eksiliyor hevesi.
İşte o an, ikinizin arasında bir ses kırılıyor.
İnanmak ki, insanın en korumasız, en çıplak teniyken,
Sen tutup göğsündeki o son kuşu da vuruyorsun.
Oysa ne vardı o acemi sevinci incitecek?
Hangi kuyularda yıkasın şimdi o adam yüzündeki mahcup lekeyi?
Hangi omza yüklesin bu kırık, bu kambur hevesi?
Sen bir söz fırlattın zamana ve sustun,
Ama onun içinde koca bir gökyüzü devrildi.
Çünkü bilirim, bir insanı umudundan utandırmak,
Onu kendi kalbinde mülteci kılmaktır.
Biz ki, bunca karanlığın ortasında birbirine tutunan gölgeleriz,
Gözümüzdeki o son ışıkları da, böyle basitçe söndüremeyiz!
Kayıt Tarihi : 13.07.2026 01:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!