57- Eski Bir Türkü Şiiri - Ali Fırat Dicle

Ali Fırat Dicle
208

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

57- Eski Bir Türkü

57-ESKİ BİR TÜRKÜ

Bir dağın yamacına
Yıllar önce çakılmış
Paslı bir çivi gibi
Kaldı içimde adın.

Ne zaman rüzgâr esse
Biraz daha derine işlendi acın,
Gece her inişinde
Yalnız göğü değil
İçimin bütün sokaklarını karanlık örttü.

Aç kaldım…
Ekmeğe değil yalnızca,
Sesine aç kaldım.
Bir sabah vakti yüzüne düşen ışığa,
Avuçlarıma değmiş sıcaklığına,
Adımı yavaşça söyleyişine…

Susuz kaldım sonra,
Çöller kadar susuz.
Bir damla merhametine,
Bakışlarının serinliğine,
Kirpiklerinden dökülen huzura
Susadım.

Hayın gece... Karanlık
Sokak lambaları bile korkudan titriyordu.
Duvarlar üstüme yürüyordu sanki
Gölgeler boğazıma sarılıyordu.
Ay çıkmıyordu göğe,
Birileri onu da sürgüne göndermişti.

Penceremde duran rüzgâr
Senin yokluğunu taşıyordu.
Perdeler her kıpırdadığında
“geldin” sanıyordum.
Ama gelen yalnızca
Ayrılığın ayak sesleriydi.

İnsan bazen
Kendi içine bile sığamaz ya,
Öyleydim işte.
İçimde kırılmış bir keman sesi
Durmadan dolaşıyordu.
Her hatıran
Paslı bir bıçak gibi
Aynı yerden kesiyordu beni.

Konuşsam sesim dağılıyordu,
Sussam içimde fırtınalar kopuyordu.
Çünkü sen gidince
Yalnız bir insan eksilmedi hayatımdan,
Güneş çekildi dünyamdan,
Kuşlar göç etti içimden,
Çocukluğum bile sustu.

Bir sandalye gibi eskir insan
Bunca yükün altında.
Geceleri sigarasız kaldım,
Eskiden dumanına anlatırdım seni.
Şimdi kül tablasında biriken
Yalnızlıktı sadece.

Uykusuz kaldım sonra.
Sabah ezanına kadar
Tavandaki çatlaklarda yüzünü aradım.
Her çatlak biraz daha sana benziyordu.
Ve her sabah
Biraz daha yorgun doğuyordu üzerime.

Nereye gitsem
Seni taşıdım içimde.
Bir şehrin en kalabalık caddesinde bile
Adını sessizce fısıldıyordum.

İnsan bazen
Özgürlüğünü bir çift göze teslim ediyor.
Ben bütün ömrümü
Senin bakışlarında tutuklu bıraktım.

Kaçmak istedim senden, olmadı.
Unutmak istedim,
Hafıza inadına büyüttü seni içimde.
Yağmur senden yana yağdı,
Şarkılar senden yana sustu,
Eski fotoğraflar
Geceleri karşıma geçip ağladı.

Bir gölge gibi geldin peşimden.
Kışın ayazında cebime saklandın,
Yaz sıcağında alnımdan ter diye aktın.
Bir tren garında iliştin yanıma bazen,
Kalabalık bir meydanda
Ansızın omzuma dokundun.

Sen gittin belki…
Ama sevdan gitmedi.
Çünkü bazı aşklar
Yalnız kalpte yaşamıyor,
Kemiğe işliyor,
Kana karışıyor,
Nefes olup insanın içinde dolaşıyor.

Şimdi gecenin en kuytusunda
Oturup seni düşünüyorum.
Camıma yağmur vuruyor usulca.
Sokaklar ıssız,
Şehir uykuda,
Ama içimde hâlâ büyük bir savaş sürüyor.

Ellerim üşüyor.
Sonra yüzün geliyor gözlerimin önüne,
Bir ilkbahar sabahı gibi.
Ve o an anlıyorum...
İnsan
En çok sevdiği yerden yaralanıyor.

Bazı yaralar kapanmıyor.
İnsan yalnızca
Onlarla yaşamayı öğreniyor.

Senin sevdan ise
Dudaklarımda eski bir türkü şimdi,
Kırık, buruk, yanık bir türkü…

Ve ben hâlâ
O türkünün içinde yaşıyorum.

25.08.1988

Ali Fırat Dicle
Kayıt Tarihi : 18.05.2026 13:38:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!