Göğsümün sol yamacında kanayan bir uçurum var yarim.
Çığlıkları yutan dipsiz ve sağır karanlıklar biriktirdim sana.
Kırık bir kemençe inliyor kaburgalarımın o dar zindanında.
Nefesim paslı bir hançer olup kesiyor şah damarımı.
Toprak acıya doydu ama benim ince sızım dinmedi.
Kimsesiz rüzgarlar savuruyor içimdeki yangının kapkara küllerini.
Gözbebeklerimde çürüyen umutları gömdüm ıssız bir Anadolu bozkırına.
Nasıl anlatsam bilmem sol yanım usulca çürüyerek acıyor.
Duvarda asılı dilsiz sazın tellerine kilitledim bütün feryadımı.
Mızrap vurmaz oldu nasır tutmuş kanamalı yorgun ellerime.
Bir gurbet türküsü düğümlendi yırtılan kör boğazımın ortasında.
Senin yörüngenden kopan yorgun yıldızlar düştü omuzlarıma aniden.
Hangi merhem sarar kalbimin ortasından yarılan bu uçurumu?
Gece zehirli bir sarmaşık gibi dolandı üşüyen ruhuma.
Kanatları kırılmış çaresiz turnalar ağlıyor kuruyan göl kenarında.
Yokluğunun ağır gölgesi eziyor sol yanımın kimsesiz sokaklarını.
Güneş bir daha doğmaz aydınlatmaz oldu viran ocağımı.
Hasretin keskin dişleri kemiriyor etimden süzülen can özümü.
Bir dağ göçtü sanki tam göğsümün en ortasına.
Ateş düştüğü yeri yakar derlerdi inandım kanlı gözyaşlarıyla.
Gölgem bile terk etti beni senin gittiğin o meçhulde.
Zaman durdu akmıyor artık damarlarımdaki bu koyu zehir.
Zemheri ayazı vurdu pencereme dondurdu bütün sıcak anıları.
Sol yanım acıyor yarim her solukta biraz daha.
Karşılıksız dualar gibi asılı kaldım göğün yırtık kubbesinde.
Sustuğum kelimeler büyüdü devasa bir çığlığa dönüştü içimde.
Davullar yas tutuyor zurnalar sızlanıyor bu amansız ayrılığa.
Bir mülteci hüznüyle sığındım kendi kalbimin yıkık surlarına.
Aynalar paramparça göstermiyor artık benden arta kalan enkazı.
Kuytu köşelerde can çekişiyor sana adadığım asırlık sevdalar.
Bıçak sırtında yürüyen bir meczup misali kanıyor ayaklarım.
Senin adınla mühürlenen sol yanım onulmaz yaralar içinde.
Hafızamın kör kuyularına attım gülüşünün o zalim suretini.
Yine de silinmedi izi yaktı kavurdu bütün aklımı.
Bir yaprak düşer gibi sessizce koptum hayata tutunan dalımdan.
Gözlerimin feri söndü bulutlar karardı sen giderken usulca.
Hangi denizin suları yıkar içimdeki bu zifiri karanlığı?
Kül oldum savruldum yolların o merhametsiz taşlı yokuşlarında.
Ağrısı dinmeyen bir sızıdır bana bıraktığın o kara miras.
Sol yanım ateşler içinde acıyor feryat figan yarim.
Son nefesimi sakladım ismini hecelemek için karanlık mahşerde.
Ölüm bile hafif kalır sırtlandığım bu devasa acının yanında.
Ruhum bedenime dar geliyor sığamıyorum şu yalan dünyaya.
Kırık bir testi gibi döküldü umutlarım çorak topraklara.
Sen aydınlık sabahlara uyanırken ben zindanlarda yitip gittim.
Bir yetim duası kadar saf ve boynu bükük kaldım.
Ebedi bir sükuta gömüldü gözlerinde aradığım o cennet.
Sol yanım acıyor yarim toprak olana dek sızlayacak.
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 14:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!