O kış hiç bitmesin isterdim.
Çünkü kar yağınca dünya güzelleşirdi
Yeşil evin penceresinde buğu.
Parmağımla adımı yazardım cama.
Rüzgâr silerdi, ben yine yazardım.
İnatçıydım. Tıpkı kar gibi.
Aşağıda hayat vardı.
Kardan adamın gözü kömür, boynu yamuk.
Ama o bizim abimizdi.
Onu korurduk güneşten, yağmurdan.
Erirse biz de erirdik sanki.
Tepeden kayan kızak sesi hâlâ kulağımda:
“Şırt” diye bir kesik, sonra kahkaha.
Düşenin dizinden kan gelirdi,
Ama ağlamazdı yine oynardı
Ellerim çatlar, burun kızarırdı,
Çoraplarım sırılsıklam olurdu.
Üşürdük, evet.
Ama soba dibine oturunca dünya ısınırdı.
Anne “Çıkar şu ıslak çorabı” derdi,
Ben “Biraz daha oynayım” diye yalvarırdım.
Şimdi büyüdüm.
Kar yağıyor hâlâ.
Ama kimse kardan adam yapmıyor.
Herkes aceleyle işine gidiyor.
Kimse pencere buğusuna isim yazmıyor.
Meğer özlediğim kar değilmiş.
Asıl özlediğim şey:
Üşümeyi bile mutluluk sayan o çocukmuş.
Kaybettiğim soba dibi sıcaklığı değilmiş.
Kaybettiğim, ıslak çorapla eve dönmekmiş
Kar tutar mıydın?
Ben hâlâ tutuyorum.
Bir avuç çocukluk kaldı elimde, erimesin diye.
Kayıt Tarihi : 23.06.2026 09:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!