Dinle ey yâr! Bu feryâd-ı azîm arşı delerken beni dinle!
Sana bî-gâne duran kalbini mîzâna çekerken beni dinle!
Sanma kim devr-i zamân içre bükülmüş bu bilek gussalardan,
Bastonun mermere darbeyle vuran hükmü geçerken beni dinle!
İki yüz elli sekiz gündür erir mum gibi dergâh-ı vefâda,
Ne bir ikrâr diledim senden, uzaktan bu vekûrâne duada!
Bilmesin cümle cihan, sen dahi bilmezsen eğer bendeki nârı,
Bir Uhud sabrı bürünmüş bu yürek, tek durur her bir kazâda!
Bilinmezlik ne ağır berzah imiş, akla ziyan bir kuyu derler,
Kimi serden geçer ammâ bu derin aşka şehâdet suyu derler...
Servisin dar kapısından süzülen gölgene vurdukça bu sızım,
Yüreğim bir Kerbelâ çölüne döner, içtiğim en tatlı su derler!
Dinle ey sâhib-i mülk! On bir günün ardı kıyamet sayılır!
O demir parmaklık aralandığı an, dilsiz esirler uyanır!
Sen ister yabancı bir yolcu gibi bak şu garip gövdeme geç,
İster bilme bu ahı; senin sükûtun bile nâmımla anılır!
Ben ki sevdâyı Gazze’de direniş, Kaşgar’da dökülen kan bildim,
Beş harfli bu kadim mührü, can evime sarsılmaz kalkan bildim!
Enes der ki; varsın meçhulde kalsın bu feryat, yetim kalsın arzum;
Sen bilmesen de ey yâr, ben seni göklerde yazılan ferman bildim!
Kayıt Tarihi : 3.09.2026 08:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!