Bak işte, bitti o uzun yolun tozlu masalı,
Kırıldı elimde tuttuğum vuslatın dalı.
Bir rüzgârın önünde savrulan yapraktım ben;
Budur ruhumun dökülen en son serencamı.
Ne bir ah bıraktım geride, ne de bir sitem,
Yavaş yavaş yüklerden kurtuluyoruz
İlk önce izin verdik yılan zehrini döksün
Dedik ne de olsa ne olacak bitecek biliyoruz
Sonra bir ayna tuttuk ki yılan kendini görsün
Ardından yine kargaşa kendini kandırmaca
Yükselen güne güneşe bu öfke ne diye
Bugün değil yarın irade sen de kurtulursun
Köle olduğunu ne çabuk unuttun
Senin doğuşun dünde bu acı ama gerçek
Yine geldi kış
Yine aç ve kuru insan
Yine gam ve keder
Yine dışar da isyan
Köz içmiş gibi
Gül yüzlüm ay parçam
bugün ne yaptım biliyor musun
ilk defa kalemi elime alıp
resmini çizmeye çalıştım
açtım ahmet kaya şarkılarını
duygu fırtınasında savruldum
Sırılsıklam bir aşk
Ah yağmur yine yağmur
Zeytin karasında aşılan ovalar
Ve en hızlı koşuda çocukluğum
En büyük kavgada gençliğim
Ve zaman mekan tanımaksızın
Yok ki can yok
Arkada kalan kadar ölüsü yok
Tüm gitmeler bir yola bakar
Kalan ne yapsın garibim
Her kalan kendi haline ağlar
Öyle bir ateş var ki
Gönül mabedinde sır gibi
Gözyaşları aksa ne fayda
Bu ateş aşk ateşidir
Düğüm içinde düğüm gibidir
Sadakat ister bu ateş
Gözlerine sürme sürmüş
Sol yanım yine yarelenmiş
Şiire benzeyen yar aşkı övmüş
Bir sefam bin cefaya bedelmiş
Gönül nazı sevdiğine geçer
Yiğitlik sevmektir kardeşim
Bunu böyle bil
Her kim ki yiğitliği belada arar
Bunu böyle bilsin ki
Yüreğe korku bulaştı mı
Asıl bela ortaya çıkar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!