Şimdi ben ateşten bir yol bulsam sana varmak için
İnan göğsümdeki hançerleri düşünmeden dalarım ateşe
Dağılmadan mahşer ortasında cehenneme inat özlüyorum seni
Seni düşünüyorum yanardağlar gibi kendimi unuturcasına
Gitmek adına bir şey kalmadı bende inan yokluğunda
Bende bir seni özlemek var
O da susarak mı susayarak mı bilmiyorum
Özlüyorum işte bir acayip yar
Seni düşledikçe kendimden geçiyorum
İçiyorum ulan vefasız
Zaman bir ırmak değil —
kendine kıvrılan bir sessizliktir.
Aynı taş, aynı su,
ve aynı yürekle döner her şey.
Bir yıldız söner,
Hadi bir düş kur
beni bu ölmelerden al
ben hala asi
ben hala bir çocuk
ben hala bir düş yangını
Bir isim verdiler bana,
ve ben o ismin içinde kayboldum.
Her “ben” deyişinde biraz daha uzaklaştım
kendimden.
Ayna —
Göğsümde çatlayan bir fay hattı var,
Dokunsan infilak, sussan kıyamet.
Ben her sabah kendi küllerimden değil,
Kendi yangınımdan doğarım, ibret-i alem.
Dilimde paslı bir kılıç kınından çıkmış,
Yarim ben sana gül desem kokunu benden esirgersin
şimdi ben sana ay desem belki beni karanlığa gömersin
gül ve ay bir sırdır desem hakikati benden gizlersin
hatıralarını istesem senden beni bile benden edersin
peki bir sor ben diye bir şey kaldı mı diye
eğer her zerrem de bulmazsan kendini o zaman
Benim bir sonum yok anne
Benim kaderim yalnızlık
Hayat bana karşı ağır
Ben ölüme yürürüm yalın ayak
Gökyüzünde süzülen beyaz güvercin,
Kanatları rüzgarla dans ederken,
Bir umutla uçar, sevda izlerken,
Barışın simgesi, huzurun sessizliğidir.
Gözleri derin, kalbi saf ve temiz,
Bilemiyorum artık sevebilir miyim
Bedenim çok yorgun düşmüş
Karanlığın yıkık virane duvarı gibiyim
İsyanda yazılmaz hasrette artık bana
Bilemiyorum artık yaşayabilir miyim
Uzakları oynuyor her şey sanki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!