Asuman,
Sana yazdığım son mektup geri geldi
İstememişsin!
“Bu zamanda mektup mu yazılır” demişsin
Ankara geceleri gibi, ayaza dönmüş yüreğin
Şimdi belki..
Uyandım!..
Yokluğunun kokusu yatağımda
Pencereyi açtım,
Yokluğun yağmış yollara
Dışarısı ayaz, buz kesmiş
Artık üşümüyorum..
Baktığım hiçbir yerde yoksun
Ellerin yok…
Sözlerin yok…
Sanki bir gün doğumuydun
Kendimle savaştığım gecelerin karasına inat
Ardı zift bağlamış aynaların içinden geçtim
Gelişindi tufanı koparan Asuman,
Sen nasıl bir bahardın!. anlatamam
Hemencecik doğmuş bir bebeğin
Dayanılmaz kokusu vardı sende
Kah saçlarına sinmiş, kah ellerinde..
Bütün mevsimleri senin için terk etmişken
Bir gün pişman olursan
Ve aklının bir kenarında hala duruyorsam
Sakın çekinme ne olur bana gel,
Ben seni yine severim!
Her şeyin bittiğini düşünüyorsan eğer
Herkesten ölesiye nefret ediyorsan..
Baharımı başka bahara bıraktım
Gökyüzünü de suçlamıyorum!..
Yağmurlar da sizin olsun,
Yıldızlı geceler de..
Sessiz, sedasız bir başıma kimsesiz
Bir ağacın kuytusunda
Bu kül karası gökyüzü, ey sevgili
Bize iyi gelmiyor besbelli,
Bulutları daha beyaz bir göğe gidelim.!
Bir bir kuruttular dallarımızı
Yapraklarımız suya hasret kaldı
Yağmuru daha ıslak bir şehre gidelim.!
Bekle beni gizlice
İçinde büyüt özlemini sessizce
Kışa inat, kabuslara inat bekle
Geceler zor geçer bilirim,
Gelmeyecek diyenleri duyma
Kapatma gözlerini, şafağı bekler gibi bekle
Sesini duyamıyorum
Sesini kimlere mahkûm ettin
Yüzün gölgelere karışmış
Yüzünde bir yarın göremiyorum
Bende bin yılı devirmiş şahmeran acısı
Ölseydin bu kadar zor olmazdı
Beni yanına çağırma
Yarana dokunurum, kanarsın
Gözlerine bakarım, ağlarsın
Yalnızlığını senden alırım
Çaresizlik bırakırım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!