Tam yüz yıl oldu!
Tam yüz yıldır bekliyordum
Hoş geldin sevdiceğim, hoş geldin
Koynumda biriktirdiğim güller, laleler
Hala solmamışlar, yeniden yeşerdiler,
Karnımda uçuşan bütün kelebekler
İlahi..!
Nedir bu çözülmez kördüğüm
İçimde öyle bir sen yaşıyorsun..
Sen benim içime nasıl sığıyorsun..
Görünmez bir iplikle bağlıyım sana
Her nere gitsem dolanıyor ayaklarıma
Seyrine doyulmayan bir şehrin
Aydınlık gözleri gibi
İstanbul’du kadının adı!..
Boğazın serin suları,
Kaybolurdu papatya dizili saçlarında
Nefesi umuttu, nefesi cesaret..
Gözlerimi yatırıp ufuklara
Yollarına bakıp durmak istemiyorum
Bir gün çıkar gelirsin hayaliyle
Son giydiğin terliği elleyemiyorum
İçimde çığlık atan bu nankör umudu istemiyorum
İstemiyorum!..
Aşkı yazsın diye aldım bu kalemi elime
Sevdayı, özlemi, hasreti yazsın…
Varsın diye dünyanın döndüğünü herkes anlasın
Ama yazmayacaksa boynu bükük çocukları
Gözlerinde yaşı kurumayan yetim analarını
İsyanı yazmayacaksa, zalimin zulmüne feryadı
Suç onun değildi, benim de!
Aslında ortada suç da yoktu
Sadece aşık oldum, hepsi bu
Beni sevdiğini söylemedi evet,
Ama gülümsedi..
Paranın üstünü verirken gülümsedi!
Keşke demeden,
Bu hayatı yaşayamıyorum!
Gözlerim kanıyor,
Sanmayın ağlıyorum!
Keşke giderken susmasaydım
Senin avuçların mahşer yeri
Ben uslanmaz bir günahkâr
Ellerin diyorum...
Ellerin beni cehenneme atacaklar
Bir kuşluk vakti kalbimi çarmıha gerdim
Puslu bir kış gününün sabahında
Bugün çıngıraklı arkadaşın Ayfer geldi
Eline kırmızı bir çanta vermişsin
Onda kalan ne varsa
Hepsini içine koysun demişsin
Kahkahaların kalmış mavi koltukta,
Gözyaşların mor yastıkta..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!