Avuçlarında çiçeklerin açtığı mevsim idi
kar yağmurundan sonra
badem çiçekleri yeşerdi
çorak iklimlerin baharı
dilindeki nemle sona erdi
Tırnakları kan toplamış
mahzun ve tarihî surat
mazide kaldı o kır at
asır mı yahut an mı
peşine takıldığımız hayat
heyhat
Savaşın sonuna vardım
elimde kılıcım
ardımda binlerce ölü
kan kokusu
barut tozu
topuğum kralın kafasında
Bağırsam yıldızlar dökülür mü yere
ağlasam taşar mı ki dere
gecelerin hakimi sivrisinek
gündüzlerin nöbetindedir nizami sinek
uykularım gerçek gerçeğim yalan
kuru ekmek gerisi soğan
Sessizliğe doğru yürüyor
ölüp de dirilen insanlar
çöllerin mavi ışıkları
gökyüzünü süslüyor
bir sabah uyansam
sesini mutfakta duysam
enginlere dalan güneşim
semayı turuncuya boyadı
geceye kurşunî rengi
utangaç ay yansıtır
saklanır bulutların ardına
yürüyen çıplak kadına
Kaçıncı dünyada yaşıyor olduğumun hesabını şaştım
kedi miyim fare mi
bilemiyorum
rüyaların avucunda büyüdüm
ufukta kızıl güneş
tarlada tütün
Ben bir ucubeyim
suretim çürük armut
sesim cehennem kapısının gıcırdayan menteşesi
günlerim seneler uzunluğunda
gecelerim asırlara bedel
bir el boğuyor beni yatağımda
geçmişimi geleceğime diktim
yamalı bohçamla
yalın ayakla
karanlık yollarda
karda kışta
yüreğime batınca dikenin
Yüzümün bir yarısı yanık
ötekisi hafif hafif sazlık
ev ile dere arası
kadınların acı nazı
söylenmemişler gökyüzünde
bir tarih saklı gözlerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!