Geçmişe açılan bir kapı buldum
ranzamın dibinde
yorganımın içinde
ah dünya ne de ıssızsın sen
kuşlar iri
yaprak uçları sivri mi sivri
Gevşek vidaları yastığımla sıkamadım
Uzun bir sedanın kulaklarımda cevelanı
Rüyam kaçtı… o kızıl örtüye sığamadım
Avuç açtım… döküldü yanağın seyelanı
Seyrederken şafağa dayanan son yıldızı
Geceleri kabristana sığınırım
Korkusu garip
Uykusu derindir
Mezar taşları birer hikaye
Kimisi uzun
Kimisi kısa mi kısa
şairin kehaneti ayın etrafını saran haledir
dahilerden biri sokaklarda delirir
yıldızın kuyruklusu belirdi belirecek
çölden sakallı bir dede gelecek
sûrun kapıları aralandı
kâf dağının zirvesine dolunay dokundu
Dün gibiydi çocukluğumun yelkovan takibi
şakaklarım un değirmeni
aynadaki ben miyim
neydim
n'oldum
ve
tabanlarım diken sarmalı
annemin tülbendi kana bulandı
bir ölüm haberi
onun ağabeyi benim dayım
ekmeğimin sırtı salça lekesi
duvarın ardında cinlerin sesi
Gölgeleri takip edişim sürüyor
tek renk gözlerimin kızarıklığı
güvercinlerin ötüşü
insanların haykırışı
çöp tenekelerinde kara kediler
gecenin korkunç görüntüsü: ağaç gölgesi
Karanlık odanın ranza dibine saklandım
balgamlı öksürükler işitiyordum
kocaman ayaklılardan
cinlerim korudu beni
soğuk zeminin neminde
kadınların feryadı cehennem sesiydi
Hâlik, mahlukuna aşık mı olurmuş?
gör de inanma!
inan ki mahlukunu mahlukuna aşık ettirir
bir ses verdirir
ömürce kulaklarında yankılanır
sarı bir hırkaya koşup da düşersin
Gecenin ateşinde
kışın göbeğinde
şehirden uzak
sarıklı çırılçıplak adam
korkuttu bizi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!