Hâlik, mahlukuna aşık mı olurmuş?
gör de inanma!
inan ki mahlukunu mahlukuna aşık ettirir
bir ses verdirir
ömürce kulaklarında yankılanır
sarı bir hırkaya koşup da düşersin
Gecenin ateşinde
kışın göbeğinde
şehirden uzak
sarıklı çırılçıplak adam
korkuttu bizi
Bütün savaşlar kışa girerken başlar
kırık pencerem dumanları emsin diye
ellerimde kuşumun tüyleri
yanağımdan dökülünce yaşlar
nedir bu telaşlar
dudağında şeytanî tebessüm
Ey yitik ruhum
beni cennetten kovdular
cehennemimdir gördüğüm suratlar
seni bekledim Serendip dağlarında
herkes surattır
seninki sîmâ
Tablodaki insanlar komidine iniyor
korkularımın delirtme sınırı yastığımdaki koku
mavi gözlerin manzarası
bir hayal ki yüzyıllara dayanan
bir yara ki tarihe bulanan
musluk kan damlıyor
Evet
İsm-i azamına and olsun
Rabbimsin
ölmek isteyenleri yaşatır
güleçleri öldürürsün
sineklerin gözleri kadar büyük
gecenin gediğine saklı kedi
kocaman bir fareyi yedi
gardıropta hamamböceği türedi
sabaha doğru trajedi
güneş doğdu
Garip bir his uyandırdı hülyamdan
Ay ışığı ve biraz da mehtap
Boğazım kurudu dilim balçık
Şişede su pencerede ifrit
Bir kibrit
Korkumu alt eder
Hayalet şehrinin yıldızları dökülüyor pencereme
birden kaçı süzülüyor
odam sıcak, tavan basık
havam da boğuk
neler olduğunu anlatamaz oldum
tencereye hamamböceği ters düştü
uzun uzun aynaya bakanlar delirir
bir kış gecesi mum ışığında erir
sen misin benliğinden söz eden
yüzün terk-i diyar eyleyip giden
lakayt misin gecenin yıldızlarına
farelerin çıldırmış sazına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!