Küf veya cürük sepete düstümüydü akibeti ilk bastan belli hersey ve hepsi kacinilmaz sondur. Huylu huylusundan bakar imrenir bulasir bezenir cünkü. Bu yüzden hic bir yer bulamayinca hasedi fesadi yalani ikiyüzlülügü ac gözlülügü alcakligi sapkinligi cirkinligi ve cirkefligiyle bozuk berbat batat ruh ve bümyesinde saklayacak hic bir yer bulamayinca, en mahrem yerlerinden ilk firsatta en zayif ve nazik silsile yirtilmalarla sirtarip disa vuran ; ve sonsuz hirs yaris husumet rekabetliliginde yüzlesmesi muhasebesi ödesmesi olmayanlarla hem kendini, hem her bulasip ilistigi herseyi kiyamete müstakil mahfa sürükleyen, foyasi baska asli esasi bambaska söz yazi kisi cevre toplum kalabaliklari eger bogup bunaltip kusuntu tiksinti uyaracak derecede hayatina cullanip cöken musallata karsi duruslu tepkisel tavir koyup sergilemiyorsa , her olan bitenden evvel hic bir dis etkiye ihtiyac duymaksizin bizzat kendi cürümü cartayi ecel faniye talan tarumar etmis veya ettirmistir.
Surasi cok nazik ve hassastir ki, biri cikip da etrafinda cepe cevrelenerek günün er anini zehir zikkimla ezip üzülen uykulari harap edecek derecede kahirli kabuslu ic cekismelerin yapisip bulasmis kof cürük bogum bogum tüm hayatini örüp sivayacak her sekil rezillikler ve mutsuzluklarla ic kanamali kavga kin tirip kibir küfür ima poz caka nizah hirs kisir döngülerini hic bitmeyen susarak veya bagira bagira veya direk bodoslama dolaysiz patlayip püsküren üstünlük taslamali, fakat alistikca da neredeyse siddetin her sekil iskenceye dönüstügü eziyet bagimliliginin bitmek ve son bulmak bilmeyen; ve her defasinda katlayarak büyüyen hir gür satasma dalasma sürtüsme restlesme gibi saldiri yogunluklu sinir savaslari dönüm dolasimli biir digerine sürdürülemez iliski cöplügünde hem ayrilamaz, hem birarada yapamaz irin ve iltihap degis tokusunda, hep söylenilegelen beylik laftir …`ben bütün hayatimda hic bir zaman hic kimseye sana oldugum bu kadar ne katlandim, ne önemsedim ne de iliski defterini bütün kapilari ve yollariyla kilitlep kapattigim halde tekrar ayn iliski ortakligia geri dönmedim fakat sen cok farklisin ve tabularimi yikip kapattigim kilitleri yeniden geri söküp sana döndüm` dür. Ve elbette ki yalandir. ..
Cünkü bir kere yapmis olan coktaaan hükmen ve toptan sürekli degiskenlige kaypak karakteri hatta hic bir saglam iradelilik gösteremeyecek kadar gelisip olgunlasma deger birikim ve deneylerini bütün emek ük ve zahmetiyle beslenip büyütüp temin ve tedarik edemedigi sebebiyle, lafi sürekli havada karsiliksiz kalan kalip sekil poz ve ezberden karsidakini en zayif yerinden baglayan hassasiyete güzellik foyasi giyinir soyunur. Haliyle de bir kere ve senin icin ilk dedigi agiz kusuntusu yaygarasiniysa baska hic bir inanilir güvenilir kisiligin mayasinda olmadigindan coktan kere tekrar etmis ve aliskanlik haline getirmistir. Bu kabiz tekil ve kisir döngüde dolayli dolaysiz birbirine huzur yüzü göstermeyen bagimli kilitli hastalikli yapiskanlikta birbirinden siddetle beslenerek kendini dayatmanin disinda hic bir eder deger mutluluk cikarimi ve paylasimi yoktur.
Bilmemezlik te cok seydir
Hiclik kadar cok ve hersey kadar daha cok..
Sasmis sasirmissa bag dagdan tarla topraktan
Bedeli kim yahut ne olursa olsuna bedeni dipte gölgesi gökte
Kent kalip kiriklari kesmekesliginin yarisi orda yarisi hic bir yerde
Cok kavisli kovalasmalarla sadece korna sesi sadece rengi degistikce
Sen zaten bu dünyada kendini dogustan gurbette bildin
Sögütler deresinde sürüler daginda centesi aziksiz bir cocuklugun
Sen zaten kasi kirpigi yagmurla islanmis agitlara hic dinmeyerek
Izi kaybolmus yollarda
Yamaclari dumanlanmis iklimlerde
Cakmak tasindan ates almak icin söndü sönecek bir ocaga var gücünle
Gün inmeden
Gölge düsmeden
Karanlik cökmeden
Serinlik sogukluk basmadan
Hayvanseverlik biseksüel asosyallesme adina
Hiclikle yokluk
Yok öyle belese konup
Pervazdan terekten ahkam avazi emziklenip sülüklesmek
Ceviz soyup didiklerken daldaki karga
Tirnaklariyla topragi kaziyanlar gibi firtinada boranda siste poyrazda
Yedigini hazmediyor yemedigini götürüp gömüyor
Belki hatirliyor belki unutuyor sifreyi haritayi, ne mühüm..
Herkese mutlak suretle en Üstün Gelmek ve her şartta giriştiği bütün yarışları kesinlikle kaybetmeksizin Kazanmak; hayata ve insana dair herşeyini kaybetmenin karşılığında varıp ulaşılacak tamah ve tercihle olup biten sonuçtuysa eğer kazanılıp üstün geldiğine avunup inanan sonuç sahibi ardı arkası gelmedik asıl yıkılış kayıp ve yok oluşların zarar ziyan muhasebecisidir.
Her nar nohut buğday veya ceviz tanesinin içindeki cevherler değişik sayıda görünüşte ve tatlarda olsa da doyurduğu yaşama sevinci hepsinin kucakladığı insan kalbinde aynısıdır. Fakat bu böyle olmasına rağmen topraktan tomurcuğa kundaktan mezara bütün hayatlar leyleğin getirdiği müjdelerle palmiye yapraklarına sarılmış düşler dünyasının elma çekirdeğinden doğup büyümez elbette.Bu yüzden sevgi dediğin şey, ölmeyen güzelliği solmayan düşü yıkılmayan düneği gittikçe sonsuzlaşan gönüller diyarı ve boyandıkça güzelleşen hasbahçeler kisbikarıdır. Çileli bülbül de ordadır,sefil baykuş ve telli turna kervana kervana. Hele çalı dalında çığrıkçı serçeler uzun zamandır üstüne titreyen kanatlarında çöp çektikleri yuvanın horantasıyla birlikte şen şakrak cümle sazlar çalıp söyleştikçe, suya bir başka salınır salkım söğütler, rüzgar başka tarar çiçeklerin zülfünü iklim mızıkalarına dayanamaz döşün bağrın yakınlığa yara sarar, açık sinelerden sana mesken muhabbete hayran olursun . Haziran kirazdır ...
Aynı durumu özü itibarıyla saplanıp tıkandığı yerden hiç kımıldamayan ve değiştirmeyen sürekli şekil dekor ve cisim değişkenlikleriyle yapılan her müdahele tespit tayin ve mütaala; yüksek sıçrayışların en çok kazanıp en üstün geleni olmak uğruna yanlış neşteri yanlış dokunuşa kamalayıp hatasını ve hastasını ölümcül acı sancı mutsuzluk kıvranışlar içinde kanaması hiç durmayan sonuçlarla can çekiştiren zorba cebel ve delik deşik cerrahlık celsesi gibidir. Aslında her sorun, çaresini kendi içinden doğup büyüyen akıl fikir ilgi yakınlık samimiyet azim gayret sorumluluk vicdan dayanışma paylaşma emek ve ortak taşıma gücüyle ihtiyaç duyduğu hayati aciliyetin derman devasını bilgeleşerek huzura çözer rahata sağlığa ve çözüme kavuşturur.
Aradığı neydi bilinmeyen buluşların hızlı sanayileşmesiyle birlikte ne duvar ne bisiklet bahçe ne sarmaşık ne şadırvan ne hamam ne kurna ne kolonya ne hurma çekirdeği... hiçbirşey sakin huzurlu mutlu ve kendi karakter fiilinde dünya mahlesine medken değildi. Sürekli odalardan odalara varıncaya kadar insan ömrünü alıp götüren değişkenliğin kim hangi zamanın hangi ikliminde nevidir neredindedir; kimse kimseyi ne anlayabildi ne de anlamlarını günden güne anlaşılmamak üzere tek tip tek dilden konuştuğu halde taşıdığı değerden herşeyini yitiren tanımlarla farkedip kavrayabildi. Çünkü aynı içeriksizlik boğulmuşluğundaki çürümüş tıkanmış ve kokuşmuşluklarla sadece cisim kalıp ve yer değişikliği yaparak maddeye mana, derde derman bulmaya çalışmak; sonu yanlıştan yanlışı her türlü bozulmuşluğu kavrayıp sürüklenen kaçınılmaz patlamalara götürecek olan irin iltihap ve zehirlenmelerin içeri doğru büzülüp kamburlaşmış bile bile kendine kıyma izdiham intiharcılığıdır.Böyle bir bulantısı çok azgın girdapta yukarda dolunay varmış, gün nisan- mayısmıymış, karşı karlıdağlar sümbül müymüş navruz mu, selvikavaklar firik iğdeler yeşil madımaklar ıssız dereler ıslık çalan kapılar susuz tulumba derin ırmaklar kuyusu dünya ne taraf, vakit ne yön, pusula kim, kasaba köy hangi devir nice han; bakıp görüp bilmedi ne mümkün..?! Taylar kişmiyor bu meyan ve beyanda demir atlardan doğup büyüyen eğersiz yelesiz zevk ve safa ahırlarında.Eşlma çiçekleri açıyor kapağının altından ikramiyesi şurup çalkalanmış acı meşrubatlar ağaçlarında.Yollar hep başladığı yerde çakılıp kalıyor ucu ötesi olmayan kapan değirmenleri gibi ve bütün yaşam enerjisini öfkeye nefrete tacize tecavize harama kaypaklığa çıkarcılığa menfaate bencilliğe vicdansızlığa doymak bilmeyen kişiliksizliğe hiç kaybetmeden hep kazanma karaktersizliğine harcayıp boşaltan felfecir atlıkarıncalar dönüyor dolanıyor dünya denen etraf civarda.Kargalar bahçede damda papağan ibibik ve kedi el ele don gömlek,üfürdükçe şişip uçuyor zamansıza takvim hayatın heryerini sessizliğe sarılan koma halindeki insansız toplumsuz felç ve körebeci nöbetler bekleşiyor.Kaldığı yerden devam ediyor tersine tekerrür liman kayıksız yol yolcusuz içi oyuk naralara terzi dükkan hazır yapılmış hopcik züpcük zil zurnalar yerleşip curlaşıyor. Hergün her marka hır gür hırs ve hevesle kopup uzaklaştığı hatır sual selam dil durum devran dağarcıksızlığın hayatı sönük yörüngesi sakat insan evrenleri daha dara binip daha zora birikiyor; güne güneşe zıt evler yollar şehirler kir gürültü kahır eziyet boğulur boğuşurken ; insan çok şey kazandığını sandıkları karşılığında ölüp ölüp dirilmenin eceliyle can çekişiyor.İlle aslından aksini ve ıspat için çarşı bazar çark büyün zemberek çevrimini çarmıha geriyor.Otlar ormanlar yanıp kavruluyor, kendi kendine iğne batırıyor plak, matem besteliyor börtü böcek, uçaklar zivte çöküp pist ve salon anonslardan fırlayıp kalkıyor, çimen ağlıyor ayva narda sararmış solmuş küskün buruk keman...
- [ ] Elveda neresidir nerde başlar valizi hazır apartman ve istasyon dersen sevgili Arkın Cüneyt...??! Üçüncü gongtan hemen sonraydı sustu ışık parladı karanlık her köşeden her numaranın perde perdeleri insana ve dünyaya tükenişin oynak piyesi olarak yağdı doluştu...
- [ ] Yazıda sonfis oynuyordu misket çocukları. Çember elimi tutan çengelde bahar çağının tay tayındaydı. Leylak bir taraftan akasya bir taraftan manolya diğer bir taraftan bahçe kapıya, kapı sokağa, pencere her tarafa çıkıp bakan yazlık sinema serüven seyriydi.Kabak çekirdeği çamanekmek çay ve simit vardı ağzı dili sevgiye selam eden gök gürültülü yağmur ve mahle pınarıydı.
Simdi yalvar yakar soran dertlenen
Bastan sona ele gecirilmis bir hayatin ne denli agir yüklerle inip bindirdigini
Sorunmus
Dertmis
Kahrmis
Yasam sirrina müstakil ve insan degerliligine hasbihalli onur kivanc sorumluluk duyarlilik ilgi odak ve hassasiyetle, SORAN SORGULAYANA karsilik yükümlülük alip HESAP VEREBILEN ilgin islerligin saglikli ve saglam duruslu titizligiyle ancak sözkonusudur, cagina uygun olup biten hayati bütün ettkinligiyle karsilayip üstesinden gelebilmenin akil fikir yol yöntem bilgi dagarcik deneyim birikim yetki ve irade sahipliligi.
Bu denli insan karakterine kisiligini gelismis büyümüs saydam ve SEFFAFLIK hassasiyeti, hayatin bütün ihtiyac duyulan öznel ve nesnel degerlerini toplayip biraraya getiren dürüstlügün, dogrulugun, hissin, hazzin,sözün, sayginin,dayanismanin, inancin, itibarin, sevginin, hakkanietin, özgürlügün, aidiyetin, hosgörünün ve karsilikli güven asilayip nesilleyen devamliligiga dair sevincin ve güvencin sordukca dinleyebilen etkin ölcütü olark; eder degerine kendi gercekligini koyan üretkenlik fedakarlik aliskanlik inanirlik algi ilgi yaklasim ilke titizlik ve emektarliklar sayesindedir ki; emegini yolunu zahmetini ilgisini gayretini azmini bilgisini ve sorumlulugunu esirgemeden gayrete güden toplumlar, ilim kültür huzur saglik hukuk egitim imar sanayi teknoloji tarim hayvancilik cevre doga ulasim sanat kültür güvenlik tasarimcilik gida paylasim özgürlük katilimcilik gibi bütün bir hayatin ihtiyac ve gereksiimini isani ve kainati bozmadan tayin tespit ve tedariklenir.
Saglikli ve saglam dünasina gelinen yeryüzü siginaginda dogru dürüstlügü tartisilmaz ve pazarligi asla sözkonusu olmayan insanlik topragina daynarak bütün insanlik disi kin nefret kibir siddet catisma hirs bencillik zorbalik kabalik gibi sayisiz ve sinirsiz olumsuzluklardan özenle uzak durmayi gelisip olgulsan ve her karsilastigi zorlugu akla fikre vicdana fedakarliga seffafliga sadelige barisa paylasima özgürlüge saygiya sevgiye özgüvene ve özgün iradeye iliskilenerek SORGULAYIP CEVAPLAYABiLME duyarliligiyla liyakatlenen saglam temelli kalkinmislik ve zenginligin sahibi olurlar.
Bütün bunlari ihmal ihanet vurgun soygun sömürü sahtekarlik bagnazlik yozlasma kokusma alavere dalavereleriyle kandirip doyuranmaya gide toplumlardaysa, cogulculugun hicbir hak hukuk etkinlik kazanim birikim irade idrak katilimcilik gibi varlik ve tasiyici degerinin olmadigi; yagma yikim talan ahlaksizlik soygun acimasizlik vicdansizlik hukuksuzluk yolsuzluk kuralsizlik kanunsuzluk talan yalan ve yikimdan gecinen tarumarinin yaygin halde hayatin bütün eder degerlerini sahsa mahsus gaspederek hickimseye hicbir hicbir zaman hicbir sartta hesap vemyeyen yek basina buyruk keyfiyet dayatmalarin sorgusuz sualsizligini devletlestirip kurumsallastirir.
Hep kötüyle kiyaslayip eslestiren baglantili ve hep KORKUYLA cekip ceviren kusatmadan`ölmediysen süründügüne sükret ` algisi uyandirip kopuk kacak carpik ilgisiz kayitsiz iletisimlere toplayip biriktiren toplumsal yapilasm tutsakliga kükmeden hükümranlikla.…
Hayati degerlerinden yagmalayip yozlastiran afyon bagimliliklariyla itaate cöküse cürümeye mahkum ettigi kalabaliklar adina tüm karar ve yetkileri her ürlü yasam dengesizi caresizligin bilgisizligin hicligin tükenmisligin yoklugun tepkisizligin sinmisligin samimiyetsizligin soyutlanmisligin gerilimin bunalimin catismanin nefretin dislanmisligin gösterisin siddetin kavganin kültürsüzlügün sucluluk duygusunun karismis kudurtulmus kargasalarina sürüklenip savrulup giden dengesiz durumsuz yiginagin TOPLUM TUTSAKLIKKARI; yilginlikla, teslimiyetle, huzursuzlukla, yorup üzüp besleyen alt yapidan hayati heba olanlarin ülkesini onurunu kisiligini duygusunu ailesini cevresini tüm kazanim ve birikimleriyle ÖZELE MÜSTAKiL ve tekil buyruklu TANRISAL yetkilerle donatilmisliga tav ve talim esaret mülkü olurlar.
Hicbirsey istemem ey ask, sen
Sadece sen, kafam uyar kalbim yatarsa kapin penceren dahil evindir
Sendeki hersey zaten ben
Bu manada eskiyen ne varsa tamir olup,
Kis sogugu bahara..
Ufak tefek aksakliklarin kusuruna bakan baksin bana ne
Tümden kaybedip hepten yitirmedikce bilip anlayamamanin viran döngüsü ne zor seydir dünyayi hic bozulmmis körpe caglarindaki varlik dirlik ceyiz ve zenginligiyle kiymete layik ve kudrete kadir bilmek…
Oysa ne cok akil fikir ögretici yasanmisligi ve deneyimi vardir hayati cekip ceviren zamanin akinti suyu etrafinda dolup bosalan insanlik var olali beri. Kis beyazlar giyip süslenmis sogugunda köse bucak kurdugu sobayi kibritle alevlendirip fikren bir avuc mutluluga ve kalben hic yüksünmemenin ele avuca sigmayan sevinciyle yorulmus- edilmis emeklerin sicakligina siginmak gibisi varken, celik comak hic umulmadik gafil yerden, sanki hic yoktan, feldir fecir cildirip giden densiz dengesiz sökülüp koparak bir yikinisten bozulursa, iklimler azar isitir daglardan rüzgar delirdikce deliren hükme azap cürüpler sayar siralar. Dizgini kördügüm koparan kayislardan yolu hep sarpa süren kapkaranlik kisneyisler yeri gögü dellale verir, heybeler küfeler agir bir HOZAN külfetinin körpe cagina zül ve zan düsmüs koruklari misali ne cardak ne örtme ne sap ne samanlik…öznesi kabus olmus kahirli ünlemlerle cagrisip cigrisan zifir müebbeti zimmetine hükümdar eyler..
Ne diyordum ben böyle….ha evet, onca dünya tarine insan misli oyalanip eylendikten sonra kendine MEZUN olmaliydi hic degilse insana kendini verip teslim eden Hayat..
Degil…öyle degil iste ki, 1618-1648 araliginda Avrupa ölmekte ve öldürmekte had hukuk sinir ahlak tanimayan vahset gücü yüksek Otuz yil boyunca DIN ve MEZHEP savaslari yasadi.Orada aslinda kendini kaybetmenin en igrenc zulüm ve ölümü vardi. Fakat buradan insanlik daha ÖZNEL AYRISMALARA kopup uzaklasirken ( ulus devletleri dogarken ) ölüm zulüm aci yikim sürgün salgin aclik efillikten baska hicbir kazanci olmayan, bir sonraki dünya savaslarina da nasil daha ucuz, etkin, yogun, ve topyekün insanlik imha edilirin KOPYA MODELLIGI sinanip denendi.
Uzun, yorucu, bezdirici, zehir ören viran ve zindan müjdesinden baska hicbir katigi olmamanin ardindan LÜBEK `te ( 1629) ve ardinda Prag`da ( 1635) daha sonra ve bütün büyük ölüm zulüm kayiplarindan sonra da Westfalya`da ( 1648) BARIS denen kavramin ne kadar dünya güzeli bir nesne olduguna dair OTUZ YILLIK insanliga kasteden cinnet gecirimli cehennem sapkinliginin nihai sonuna varildi.
Fakat gel gör ki birinci, ikinci ve soguk savaslar boyunca herseyi tüm dünya capindan ölümle sinayip katliam makinasiyla in özdestiren kasip kavurmalari, insanligina gelisip alisamayan saplanip kalmisliga zerrece birsey ögretmemis gibiydi ve topyekün tüccar edilen ölüm –zulüm hic bitip dinmedi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!