Kendini her buyuranin süpürgecisinden baska hic bir yere koyamayan
Inancini itibarini izini yolunu yolsuza hirsiza harama yitire bitire
Haydutun sömürücünün kiyimin
Agzi durmadan beynine bulandirilan kin ve nefretlerle irilestirilmis
Korsan bagirtilarin ülkeyi mahleyi insanligi yagmaya yalana dolana talana veren
Degiskenligi dönüskenligi atlet fanila kirletir gibi kaypakliga kimyalanip kisiliklenen
Bırak...
Şu çaldığım sefil divaneler, sesinde titreyip esmesi tutan ıslıklara nefes oluşumdur
Elçiysem elçi...kalıplara konulmayan şeylerin kontrolünden çıkarak
Dilediğini çalsın çağırsın gönlümün delisi bırak...
Bırak...! nasıl devrilirse oraya dökülsün hayatı keşfe çıkan rüzgarın neşesi
Gül o yağmurlardan koklasın, o çınarlarda yorulduğu zamanı dinlensin yüzyıllar
Daha dili dönmüyorkene çığın çığlığa
Buzgun avuçlarından düşüp, yuvarlanan çocukluğun aklı kartopundaykene daha
Kendi hayatını kendi uğruna düşürmeli insan
Gün o yana çavdığında
Ay doğduğunda bu yana
Gölgeleri eğildiğinde çam dallarına, çimen yollarına, çiçek goncalarına tomurcuk...
Köprüyü geçtikten sonra bile dayı dayı kabaca...
Mış gibi yaparak kirpik süsleyip
Sırt sıvazlayıp
Dizde bağ, topukta paspas, suratta maske, gözde boyalamaca...
Can çıkar huy çıkmaz genel geçerliliğinden
Sever miş gibi
Kimsesizligin süzülüp damladigi anda ve yerde
Yalniza ayan calgilari tambur eyletip gölge siginagi cümbüse menzil
Hazin gün kanattiginin sizisindan
Aksam üstü yellerine yamac kucaklari kavusturan nedensiz nicinsiz
Diyecegini kalbinde unutmus gibi zakkum
Mektupsuz sirra saklarcasina yetim ve öksüzünü
Bir tarafimiz buzullasiyor
Bir tarafimiz kivraniyor kavruluyor yaniyor…
Bu catirdadikca homurdayan sey sancisi sizisi kendi icinden calan zil
Güc bela paydos vermeksizin avusuz topraksiz
Gidip gelen kisa kesitlerde uzayarak incelen seritler seferi
Terkettikce agliyor üzülüyor saat ve duvar
Yarin dedigin gün
Aslinda bugün dünden kalan dünyasiyla yasadigin harman devrandir ki…
Bütün yipratan üzen yorgunluklarini b asa yetirip dörtbasi mamur edecegim diye
Beklemeye koyulup seyreden bir kenar gibi sanki ören verandan
Kapatip gitmemeli ömrü hayatinin ask deryasi yunup
Güzellikler cesnisinde eylendigiyle dillenip duldalanmasi gereken insan
Tezekler yapmalar kermeler arasinda hizla cigligini kovalayan kerpic duvarlar tastan camurdan örme sivama duvarlar, bir emem kusaginin süslü masallarina gönül baglayan cakmakli cirali kösebucaklar gibi hazin hüsran…
Neydi….?
Sanki yandigi zaman ciy cigarmis kibritten, zar zor davranip tutusan isli bir alevin hic susup sönmeyip solmayacakmis gibi her dokudugu verilmis ögünclü ögütler ilmegiyle zihnini kucaginda bebeklestirdigi hayata insan adini cagirip koyarak; zifir iken zindan yerinden agarip söken safagin tüm amanlarboyu körpelenen baharlari, tüylenen tomurcuklari, tüllenen renkahenkleri, telden duvaktan cözüp siyiran sakli neydi sus neydi söz neydi vebal neydi sir neydi ….?
Örtmelerde sacin üstünde saman atesinin korunda közünde evraaac elek un ufra, pinesindeki henüz sicakligi üstünde tavugun culugun firigin kolani kusami akli kadar kalbiyle arasinda su sizmayan ev, oba, pinar, dag, bahce, ark, tevek, sürgün neydi sacak neydi yufka neydi, yumurtali dürümün dumani üstünde tütüp de, eteginde ocaginda egiren yoguran tandiri yakip, kalbi doyurdukca nasibi cogalan insan sevgisini ömrüne nasip yangin olanlarin…? ?
Nereye uzanirsa uzansin zaman hayat nerece uzaklasir uzarsa uzasin nerden nereye cekip sürüklerse sürüklesin ömür ipi yahut devran hayat cizgisi, hic bitmeyen ve hic gitmeyen gezgin höyük duran cark bulanan sagnak dede ebe …okunmus salalardan kökünü sacagini ilmini kuzusunu barkini evini odunu ocagini aklini ahlakini dünyasina dogdugu insan pusulasindan bilip belleyen ask a akran rehberligiyle, suyan kanmayan testiler kuyuya salindikca hayatin derinliklerini seyre yazan bakraclar tuzuna yara sardikca bagii deresini cayini irmak olup yurduna yarenine akip giden bulutlar ve yagmurlar, esmis bir rüzgarin toz kopardikca oyunlar icinde oyunlara daldigi, Toprak….
Gelincigi ekinlerin keyfikederine sevda diye sarip, höyüklerde tozluda almaligölde kavacikta sazakta kirikcayirinda gölgeliklerde güneste, insan kalbini cocukluga yazip TOPRAK, eskimez yarina tükenmez bitmez düne halhatir sorarcasina dagdan dereden…
Yandım be abdal
Bana hangi kuzeyleri yelledin diye sorma
O kapıdan o kapıya kilit üstünde kilit
Döndüm be abdal bana hangi zindandaydın diye sorma
Düğün bayram
Hep hozan bağ, haram seyran hep..
Bütün ilişkileri saplantılı
Batkın bakışların mercekaltısı sallantılarla kurguşuk
Ya hiçbir şey göremezsin
Veya herşeyi simsiyah
Avdır insanın ivinen ilmeklerle kaçış kaçış bir olduğu kendi kendisinden
Bencillikle bezeli o bağda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!