Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Canim kardesim
Kiymetli agabeyim
Degerli büyügüm
Sevgili Atatürk, her güne sabah serinligini sahil yoluna ellerinden öperek
Daglarin yamacindan koruluklari sirtina yükleyip getiren her bir güzelligin
Esi benzeri bulunmaz hayal ülkesini dünyanin oturdugu yere mesken kilarak

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Canim kardesim
Kiymetli agabeyim
Degerli büyügüm
Sevgili Atatürk, denizin dalgaya durdugu yerde mavilere sakinligin rengini veren
Coskusu dinmez firtinalarin sürükleyip sürgün ettigi siginaga
Güvenli yeryüzü limanisin, kolun kucagin aska ve sevgiye pupa yelken

Devamını Oku
Seyfi Karaca

İhtiyacından çok fazlasını üretip tüketim piyasasının acımasız tezgahına kendi varlığını rayiç koyan Endüstrileşmeyle birlikte insanlık kimliğini ; ve gerek nitel gerek nicel tüm hayati kökleri toprağa dayalı aidiyetini terkedip KENT yoğunluklu endüstri ve piyasa çarkı çeviren kimliği belirsiz merkez metropol tutsaklığa yığılıp yoğunlaştıkça da insanlığını ve kişiliğini kaybetti.
Bu sabıkası çok, cürümü viran , sınır sorumluluk tanımaz körkıyamet mahsülü ekip biçen sapkın döngü ; ancak amansız bir şekilde hiçbir zaman kayıp süreci tamamlanmamaya dair sürekli ihtiyaç ve sorun yaratarak, yarattığı çözülmez sorunlardan ve bir türlü karşılanamayan ihtiyaçlardan güdümlü doyumsuzluk dürtüsü uyandırıp yeni sorun ve açlık endüstrisi üreten esaret bağımlılığını ancak kişiliğini ve kimliğini kaybetmiş insanlık ölümüyle olası ve mümkündü.
Bilim teknoloji ulaşım dil tarh coğrafya moda sanat eğitim iletişim .. hayata refakatçilik eden herşey sakata uğratılarak gerek maddi gerek manevi bütün öznel değerlerini kendini kontrol edip kullananların dörtdivan kent tutsaklığına ve piyasa tüketimi esaretine takas etmiş insanlık ölümüne kafa açıp kapayan medya magazinciliği ve kullanıcının kiralık katilliği etti.Üstü yalan yanlışlarla süslenen tüketim çılgınlığı besleyen ve sapkınlaştıran serbest piyasa hak hukuk ahlak kişilik karakter ve sınır tanımazlığı ölçeciyle bu azgın amansız sömürü ve yağmacılık çarkı, insanını kendi kendine sorun ve tüketim bağımlısı cellatlıkta amansız intihara zorladığını ismen demokrasi eşitlik özgürlük
vs vs diye pilakalayıp kundaklanmış vitrinin boyuna posuna etiketleyip kurdeledi. Burada ön koşullanmış bağımlılıklara eğilip bükülerek uyum sağlayamayan akıl fikir sorumluluk vicdan duygu onur bilgi özgürlük inanç özgüven sahibi insanlık duyarlılığı en çok acıyı çekip ezici baskıların derin diplerinde cebelleşmeye muhatabı olurken; gittikçe baskın gelen heryeri ve her anı kuşatılmış hayata ölümüne teslim olunmuşluğuyla artık hiçbir özgün duyarlılığı ve tepkisi olmayanlığa genel geçer kabul gördü.
Bu yüzden gerek sosyolojik gerekse felsefi tüm toplumsal değer bütünlüğünü sevgisi saygısı ilgisi bağı aidiyeti kültürü dili sözü özü sanatı sürekli tüketerek hiçbir huzuru kalmayan kaç- göçlerin güdümlü seanslarında bütün hastalıklı ilişkisizliğine kopup uzaklaşarak aklını duygusunu düşüncesini sorgulamasını katılımcılığını özgürlüğünü özgüvenini fikrini kontrolünü kaybetmiş insanlık salacasını kendi bildiğince ve kolayca evirip kıvıran Patron- Tanrılar tüketim piyasası, kendi mezarlığında kokuşmuş çürümüş insanlığa " durmayın kendinizden kopun ayrılın sürekli TATİL YAPIN " afyonun algısını aşılayıp kışkırttı. Bu yüzden anımda kurulan evlilikler saniyesinde ayrılıp boşanmaya bol görselli süslü kurdeleli dair organize ENDÜSTRiYEL kara borsa ve piyasasını buldu. Çünkü nerde ne kadar zorunlu ve güdümlü piyasa tutsağı insan ayrılıp çatışarak kin nefret sevgisizliğin kundagında parçalanmışlığı var idiyse, o kadar kolay, beleş , ucuz , zahmetsiz kendiliğinden çalışıp işleyen sömürü talan zorbalık dayatma ve yağma var olacaktı.
Kibir debdebe israf doyumsuzluk gösteriş izdiham ve benzerleri , çokça istiflenmiş yüksek tabaka özentisi fark yaratma esaretinin sınır ve sorumluluk bilmeyen aşağılık düşkünlüğünü ve aç gözlülüğünü doyurmak için insanlık arızası sakatlığın ve bozukluğun ana maddediydi . Bu bağlamda rastgele çeldiği renkli toplar arkasında , kotralarda, villalarda, yalılarda, modalarda, sür-sefalarda mobil yahut sabit her türlü gösteriş galerisi oynaklığın doruklarına çıkıp zirve yapan kıyasıya ölümcül sınama ve denemelerini kandırıp doyurmayı dert edinirken bataktan batağa gömülü bilincine kendini mezarlaştıracak derecede yitirip kaybederken bazan golf sahası, bazan polo cirit, bazan çift eksozlu jet makina, bazan özel katalog şapka tayyör blucin baldır bacak butik...karmakarışık zıkkım -zindan hayatın düştüğü yarden bir daha kalkamamamaya yaratıklaştığının farkında bike olmamakta.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Tahminen
Kapi kapanirken gün isirken
Hatta hava karariken mekan mevzu
Mekan dünyaya, sokak mekana, ev sokaga, odalar köseler bucaklar eve
Insan ocak bucak tahminden de ötesi aliskin hayat gercegi
Kusku keder kaygi vesvese

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Dövüze endeksli mevduat demek
Yaninizda yörenizde mutlaka ama kesinlikle mutlaka
Hirsizi yolsuzu ugursuzu ipsizi memnun mesut edecek kadar
Yeteri miktarda ölüm diyeti bulundurun yoksa tekin sukun sakin degildir
Disardan etrafiniza dönüp dolanip
Her saniye tapip edildiginiz yoklugunuza ve boslugunuza denk gelen

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Dudak tiryakisiyim ben
Arada dil ile damak arasından sırılsıklam dil sürçmeleriyle
Sıcak
Hararetli
Islak
Kıskıvrak

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Gram cinslinden
Çarpanlarına bölünebilen
Özgül kütle ağırlığına işim gücüm olmaz benim o gibi
Mercekli merceksiz şeylere
Sarmal kuyulara
Artezyen tribünlerine akıl fikir bilmecesini çözemiyorsa hamama gitsin

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ne güzel
Ayaza soğuğa aldırmadan dışarda rüzgar
Sazlıkların kolunda kucağında sarhoşluğun deli esintilerini yüklendiği serin bayırdan yol alarak güneşe
Boydan yaştan kısalmış erimişse dişlerim küçük ısırıklarla kadın ve kızların şehvetli arzulu
Ve dip diri mahrem yerlerine ince dokunuşlar yaparak okşayıp çimdiklediğimdendir
Müstakil konaklarda

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yazlik sinemalarin boyu kadar kisaydi uzunca direkleri insan mahlesinin. Horozlu sekerlerden islik calarak cocuklugun konustugu avanos topragindandi suyunu mahle cesmesinden yudumlayip kananlar. Kosumlarini henüz cözmemis dizginlerden tutarak sehir; islimli tirenlerin cigligini duyarak gar sinemasindan gecen dogu ekspresinin, bademler caglaya dönerdi, atlar lisenin önünde park saati olmayan zamana ..
Mütahitler daha cok kum karip beton dökmeden evvelisiydi can cekisen düne, can vererek ölü dogan yarina…
Kaysilar püs döküyordu dalda budakta, toprak bugum bugum tazeciklere kardelen…dura gide böylece..
Makara sarpaya sardi. Kilit vurdu kendi üstüne yazlik sinemalar, Bücür Ahmet de vardi, soguk kis günlerinde sinemaboyunca kestane kavurarak közü tütüp duran mangalda, en kücügü yirmibes kurusa kulpsuz bardaktan kulplu kupaya tuzlu tuzsuz semsaamer ( ay cicegi cekirdegi ) dolu cocuk arabasindan bozma siska ve cüce boyuna uygun el arabasinin kenari kösesi bardak hesabina göre tek sira halinde boy boy balyalanip külah seklinde bükülmüs dizilmis gazete kagitlarinin dekor dösemesiyle, carsiya giden gelen leblebiciler sokaginda, züccaciyeciler dükkanlarinda, magazalar camekaninda, doktorlar ve bankalar caddesine…
Ve böylece insan kendi de bilemeden nasil gecti yillar, saat köprü ne vakit dün iken yarinsiza , ne zaman bitti tükendi ekinler, ne ara esti savruldu dünya harmani, cira hangi insansizliktan sonraya söndü, kapi kollarinda izi kalan sessizlikle sokaklar evler yollar..kendinden bilemedi hic kimse ne zaman cözülldü bag, koptu halat, üzüldü inceldi söz ve sohbet, yikildi kerpic, camurdan camura insan insandan..
Bilemedi insan kendinden olup biten muhayyer seyyar acemsiran yahut suzinak kara düzenden virane cagirip haykiran esmeleri ve esameyi puslu camlarda son bakisini birakarak gün savustu, toprak göctü, günes karardi, su yandi, perde kapandi, devran döndü,…

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sallanan salincak
Saklanan saklambac
Gizem cözdükce dügümleri
Hic kimseye söyleme herkesten gizledigim sensin seyrine girizgah
Cünkü güclü oldugunu merkeze almak diye bir mecburiyeti yoktu
Ne dengenin ne de huzurun

Devamını Oku