Hayat bu... başı belasına sargın
Bazan yorgun hevesli kumru hayat
Bazan posta postaya güvercin
Hayat.. bazan dakkasında durmaz delişmen
Durgun sessizliği sığınan bir deniz de hayat
Dalgakıranlar zaptedemez liman göçüren lodos gibi
Düşünmesi bile aklıma gelince
Aklım bir sağlam yapıyor,
Bir hoş oluyor ki gönlümün inceleri sorma
Hemen çiziyor rotayı suyunca yelkenlim
Evler..gökkuşaklı engin ve dingin
Almış kollarına takmış aşkı da
Saman sarısı sayfalarda gözyaşlarına boğup bırakan
Portakal renginde güz ve eski defterler yazısı
Yarısı paylaşılmış elmaların buruk tadıyla ortalığa konulup gidilen
Karşıdaki dağları seslenerek
Ve dalgalarını dinleyerek dağlar dibindeki denizlerin çeşm-i hayat
Limon ekşisi bir yankıdır cevabı beklenen benzi solukluk
Hüzün estiren yersizliğe tezgah açmaktan
Bu sonu gelmez fısıltılarla uzaktayken son bahar
Sen hala iniltisi dinmez yaralarda oy ağam vay ağam..!
Başka şey bilmez misin be keman? !
Sesi fıttırıktan teyyarelere karıştıkça nemli gamlının
Şehrini feryada veren çır çır çığırım sol fasol
Saat
İkiyi beş geçiyor diyecekken
Üçe ellibeş
Veya buçuğa yirmibeş...onbeş geçeye on...dolaşmak
Ne işi kolaylaştırır
Ne de yeni bir anlam katar vukuatsız vakaya
Stratejik ve doruksal düzeyde
Noyro narkoz paspaslaşmasıyla yarası tuzlu salamurlara yatırılmış
Yüksek dağların buzkesen günsolgunu yamaç yüzlerinde ve kayalıklarında
Küçük çıkarlar etnikleşmesinin düşürdüğü kıvılcımlardan
İrileştirilmiş büyüteçli yıkım bölükparçalılığı çıkaran
Endüstriyel batı üniteleşmelerinin kendi kendilerini ortalığı susa sulh eden
Yaprakları yere dökülmüş manolya ağaçlarının arasından
Göl kıyısı sularının ılıcalara taraf can attuğı acilen
Dedim ki kadına
Bak buraları iyi bilirim
Bu kitabı tam ortasından okuyan
Bak dedim o karşıdaki süslü konak yamaçlarından postahaneye
Meğer ki aklı uzakları yatkın bir iz bulmuştur seni
Bir gölge düşmüştür eski gazellerden gramofon dönen çala, belki de çiçekten
Vurgunak şeylerle, can yarısı belki suzinak...
Susam sihirli gizemlere sırmalanmış gırnataların tellerini dolaştığı arafta sen
Ne gezersin sağnaklarına pınar olup, bütün gelen giden duraklarda yağmurlara karışık
Adsız aşıkların yazı yazan defterine körkamaşık
Bütün benzerler biraraya toplanmıştı
Aralarında siyah da vardı, beyaz da ve yıldız
Kimi gölgenin rengiydi, kimi gece elbiseli çırılçıplağa yakın
İnce giyimli
Ay yerinde rahattı
Yakamozlar kendi aleminde oynaş güleş suda mahsen
Tek bildiğim
Aşk deyince çok..
İkincisini düşünen
İlkinden kendisini rica etmesi gerekti
Seyfi Karaca......Kasım / 10




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!