Etrafina kakilmis yigilmis feci sekilli ve düzenli daginikliklar esaret dükkaninda; hasta, zayif, cökük, göcük, yikik, caresiz, durumsuz, mutsuz, huzursuz kendi üstüne cöken karanligiyla depresip bogusmaktan baska cikari cözümü olmayan kilitlenip kalmisligin hincini hirsini yine yokluga yeksan eden kendi yalniz ve kimsesiginden kanatip cikran kaplanmis dösenmis donanmis büyük bosluklar icinde, ortadaki hinsi hortlak yapidir genelde tüm bu insanlik ölümüyle cesetlesmis kosulsuz ITAATKAR kullugunu, kivirip kivrandirip kiran kirana güdümlendiren TEKKE-TARiKAT Artiz Amigolari.
Televizyonda gördüm Amerikali Jimiy Swaggart`I, televizyonda görünen ne cübbelil cübbesizlerden, ne sabah namazi karsiligi cenneti garanti teminat tapusuyla sicilleyen din tezgahcisi sürüsüne bereket tivi popstarlarindan, ne menzilci, ne aczimendici, ne sülümanci, ne ellezi kullezi kendi cenabetinde kendince uyduruk CIA kulu ve köpegi Fethul-metalden hic mi hic en ufak bir farki yoktu….
Bir iki dakka yetmis seksen arasi tam takim iskarpin gravat jilet kendi ve kenarina kulpuna birikili toplucana müridi, herif girmis sinmis sizmis, uyusturup hipnoz ettigi kalabaligin sesini ruhunu aklini algisini bilincini bellegini diledigi gibi aglatiyor avutuyor azdiriyor sindiriyor bayiltiyor güldürüyor bagirtiyor kudurtuyor ucurtuyor sürtüntüyor eziyor ufaltiyor kücültüyor sisirtiyor genirtiyor kanirtiyor incitiyor acindirtiyor inletiyor gümletiyor fosurtuyor…….bangir bangir ve suspuslarla bazan sarki söylüyor bazan halle luya halle uya halle luya ooooomay gaaaat….hop oturtup hop kaldirtiyor pahali dayali döseli hac formatindan kostümlü galeriyi salonu…
Böyle kolunda kumbarasinda sayisiz soytari numaralari olan sekilli tipliligi, dünyayi hinca hinc ütüp soyup sömürüp savastirip malina mülküne topragna emegine irzina canina illelebet sorgusuz sualsiz katillik Yuro-Amerikan –Israil-Rus-Japon veya alttan alta Cin`in özel labaratuarlarda üretip diledikleri her siparise tepe tepe kullandiklari, artik hickimseye ne saklidir ne gizli.
Gizli degildir gizli olmamasina da….yillar yili devletin milletin dinin dinayetin tereteden et baliga yol su elektirikten demir kömür mineral madencilige madde mana her yöne sizip sinmedik hicbir mahremiyetini yetkisini mühürünü dairesini donanimini ( hic bir zahmet göstermeden parasi bankasi ordusu polisi eczasi okulu hastahanesi yurdu yuvasi tam tekmil kendi hesabina ciro edilmis tikir tikir islek bir sirket gibiye ) zaptedip ele gecirirken `ben peygamberle yüzyüze bagdas kurup bana vekalet ettigi size ve dünyayi konusuyorum, haci sefercileri tecavüzcü mecavüzcü degil iyilik güzellik din inayet babaligidir, kitaba mitaba gerek yok bu hususta kendi icinizdeki beni dinleyin kafidir.` diye diye ruh cikartip beyin lagimlayan Cia aygiti FETHUL METALmanyagini DINAYET, tüm bu ele gecirimin en basinda kendisinin kurumsal olarak dayali döseli bütün seferberciligiyle bulundugunu ( en az siyaset sosyete mafia banka borsa katki payi kadar ) dünkü günlerde resmen ve tüm belgeleriyle millet memlekete ilan etti.
Yani o kadar kolay ve basitce bütün Türkiye Cumhuriyeti BOP yikim siparisini özenle, adim adim ve büyük bir ihanet siciliyle talana tarumara yolgecen hani msali acik tut veya bu niyet ajandasina tipki diger ortak cikar BOP siyasi Esbaskanligi mafia medya banka borsacilari gibi ortak hizmette bulun, sonra da hic birsey olmamis gibi salonu bedava toplanmis kafa bulma ayaklariyla, üste cikip yeni durumun istifadescisi kil kendi kendini.
Teknik ve bilimsel hortlaga yobaz
Gel gelebilirsen
Ölümcül kiyamet koparan yarislarda
Akillara ziyan jet kosturup bombardiman gümleterek birinci olmaya
Sanayiydi
Bilimsellikti
Ögretim egitim
Beslendigi kültüre yurtlanarak topraga tutunmanin dali gövdesiydi
Cogalip büyümeye terbiye edilen emek zahmetin
Ne hibeydi dünden
Ne sadaka tenezülüne muhtac yarinin hediyecisi
Veren de alan da ayni silsileye onur itibar sahibinden
Sen orda öyleysen
Ben burda tam tekmil tamamen
Tam tekmil tamamen giyinip bürndügün üryana
Sana ve mutlaka sana
Bekleyen duraklar isleyen saatler kuleden kendine bakan sehirler
Kendini bir türlü toplayamayan ve yalnizca trafiginden hurda toplayan sokaklar
Musiki, Bursada Zaman, Hersey Yerli Yerinde, Sabah, Ne Icindeyim Ne Disinda Zamanin, Ayna…gibi siirlerin; ve Mahur Beste, Sahnenin Disindakiler, Aydaki Kadin, Huzur gibi romanlarinin yanisirasina Bes Sehir üzerine Evliya Celebi`ligiyle, Hikayeleri ve Edebi Makaleler`in sair-yazaridir Ahmet Hamdi Tanpinar.
`Insan, sallanip zorlandigi bunalim ve celiskilere ezilip yenildikce felsefe ve siir yapar` anafikrinde hem felsefe yapip hem siir yazan; ve Sanatcinin Bir Genc Adam Olarak Portresi, Bir Kücük Bulut, Kedi ile Seytan, Ölüler, Oda Müzigi, Sürgünler`le acemi cirakligini; Dublinliler`le cirak kalfaligini; Finnegan Akşamları ve Ulysses`le kalfa ustaligini yasayip romanlastiran; yazdiginin baglanti ucunu kacirmamak icin ve yazacagi kurguya uygun sakinlik aramak ugruna bazan mecburiyetten; ama cogu zaman kendi tercihiyle sehir sehir, ülke ülke, fersah mil gezip dolasarak yazmaya niyetlendigi eserlerini soranlara `hep yakinda tamamlanip bitmek üzere ` diye bir kavramin lakabiyla kisiligi üstüne yapistigi Irlanda`li sair-yazar -her ne kadar Tutunamayanlar`la ünlü Oguz Atay nispetinde ve aciktan aciga belirtip ele veren netlikte olmasa da- James Joyce`yi yerli hale tasiyip getirmenin gayret ve istah güdümlüsüdür Tanpinar.
Irlanda ki, gerek cografi ve gerekse sosyal siyasal yahut kültürel tarihi olusum ve gelisimini Türkiye kosullariyla uzaktan yakindan hic bir ilgisi benzerligi ve özdestigi damarlari ve noktalari olmayan uzak mesafelerin soguk ilklimleriyle, Milet`ten Misirà, oradan Ispanya`ya ve oradan da Irlanda`ya sürekli bir kovulmuslugun sürgünleriyle sürüklenip tasinarak, Akdeniz kökenli toplumsallik macerasini kuzey Avrupa deniz asirisinda ve ADA ÜLKESI baglaminda sonlandirip bitiren; ( tipki ODESA´dan ILYADA`ya Homeros deniz serüvenciligi gibi ) Britonlar`in,Keltler`in,Viking`lerin, Romalilar`in, Normandiyali`larin, Angillar`in, Saksonlar`in buzullar cözüldükce ortaya cikan kara parcasina istilaci olarak yerlesip -en son gelenin daha önceki gelenlerle sürekli daha yeniyi kaynasip karisarak – Ingiltere ( Büyük Britanya`yi ) devletini kurup örgütledikleri homojen yapiya hem satihtan hem icerden hem köseden hem dipten damardan bagli ve ait; sarsilip savrulmalarla tarihsel hikayesini yazmis bir ülkedir. Topraklarini Ingiliz istilacilarinin keyfine sevkine dagitimina yönetimine hakimiyetine ve idaresine teslim etmis, siyasal sosyal bütün irade hükmü kölelik kosullari baglantili kanun nizam düzenlemeleriyle kendi hayatinin ve ülkesinin KIRACISI olma kosuluyla, zaman zaman cikan aklanmalarin kan gövdeyi götüren ölüm zulüm katliamlarla sonuclanan yüzyillar boyu ezikligin, yenilmisligin, bozgunun, ,bunalimin yokluklar cileler hastaliklar kitliklar ve sefaletlerle besledigi -yer yer kücük kazanimlarla birlikte – eskiye boyun egme sürecleriyle gecip geldigi yirminci yüzyilin ilk ceyregine kadar inancindan secme secilme hakkina kadar dayatilani yasamak zorunda birakilan bir travmalar silsilesi toplamidir Irlanda.
Mahur Beste, öyküden siire, romandan denemelere ve makaleden elestirel yorumlara bütün yazim külliyatinin `Kendi Ic Seslerini Konusup Dinleyerek ` düsle gercegi birbirinden ayiramayan bütün diger IMGECI-SiMGECi filozof sair yazar yahut sanatkarlar gibi, aklin bilginin gözlemeyip irdeleyerek cikarim yaptigi Neden-Sonuc eldesine degil ; Ortacag Idealizmi`ni tamir ve restore ederek Atom Cagi yüzyilina güncelleyen ve zamanin detaysiz dolaysiz ayrismaz bir sonsuzluk icinde akiskanligini öne cikarici his ve SEZGiLERiN insan ve toplum hayatinda akil ve bilimsellikten cok daha etkin, hayati, degerli, öncelikli saglayici ve belirleyici oldugunun fikir sahipligini yapan; ve aciktan aciga gözlemleyici ve sorgulayici yollarla akil mantik fikir duygu düsüncelerden süzülüp yogrulan irade yetkisini ve özgün duyarliligini kendinden baska kimsenin keyfiyetine siparis etmeyen aydinlanmaci diyalektikci yahut materyalist felsefeye karsi cikmanin kavgasini veren Fransiz Filozof Henri Bergson`dan etkilendigi hayranligini her firsattadile getirip aciga vurdugu ilk romanidir Tanpinar`in. Huzur`da da her iki satir arasina serpistitip - romandan ziyade sanki altyapisini dinsel mistik ögelerle dayanmis dösenmis felsefe makalesi yazar gibi- insanin akilla yasarsa hep satihta kalacagina, hisli sezgi ve ic seslerini ( tipki düs icinde düs kurup semboller ve simgelerle gömülüp kapandigi kopukluktan dünya hayatinin yitiklerini bulmaya calisan Valery, Mallerme, Baudelerai, Joyce, Proust, gibi düs ve düsünce sarmallarini ) duyup aciga cikardikca `hepimizin zaman ve zümre kavramini icinde eritip silen bir ortak merkeze bagli oldugumuza ` dair uzuuuun uzunca deginip dokunup aktarma yaparak okuyucuyu kendine alistirip benzetmeye calisir Tanpinar.
Yani…
Diline yoluna gününe uykusuna hayaline niyetine üzücü ezici ve öldürücü zehirlemeleriyle agir yük siddet eziyet bela ve kahri cekilmez intihar artigi zikkim zehirler külfiyeti olarak algilayip karsi duruslu kabul etmeyen tavir titizlik göstermiyorsa insan, lagim kuyusunda birbirinin pisligini karistirarak hir gür nizah kavga dövüs sövüslerden gücün gösterisin saltanatina erisilmez servetini ve cevherini arayip bulmaya karistirip didikliyorsa, insanligini lagim faresi cukuruna kokusmus düsürmüs etiket ve yafta fiyatlandirmalarinin tüccari ve müsterisi konumuna bozulup gömülmüstür. Cünkü ne sanat, ne insan, onursuz kültürsüz dilsiz itibarsiz alinip satilmalara fiyatlandirilarak ( ordaki apartmanlasma deligine tüneyip asagilara borcu hacizi saglam banka dosyalariyla direksiyonu ve kontagi baglanmis araba görünümlü ve yasadigini fitiiil fitil burnundan getirten furyadan mutluluk sürprizleri cikartma vaadli hokkabazlikta dünün param parca kalan yerini yarina ölüp üzülerek kaderi degismez tek düze rutin tekrarlarini sivriltip yontarak ) kazanilacak deger kiymetten degildir.
Kitabin anlattigina göre Ikinci Dünya Savasi basladi baslayacak provasi yapilma günlerinin dünyayi kasip kusattigi kaygi duyum haber ve düsünce söylentileriyle yeni bir kücük kiyamet gösterisine hazirlanisi sirasinda öyküsünü ordan alan günlüge yazilip romanlasir Huzur…
Ilk basim tarihi de, bin dokuzyüz kirk dokuzu anca bulur. Insan okudukca en bas kahramani Istanbul olan konu ve konum merkezinin sanki Sabahattin Ali`nin Icimizdeki Seytan yolboyu kayiginda gezer gibi, tasvirler, tanimlamalar betimlemelerle neredeyse Muazzez yahut Macide`leriyle ayni isimler ortakliginin benzer izlerinde yokus bayir gezer gibi halden hallere girip cikiyor. Savas cikmadan evvelki tarihe bakilirsa Tanpinar`in Huzur`u, ilk baski tarihine bakilirsa bin dokuzyüz kirklarin tarihini düsen Sabahattin Ali`nin Icimizdeki Seytan`i biri digerinden daha evvel kurgulandi ilmegini cözüyor. Fakat her kim kimden esinlenip etkilendigine yazim imzasi ve konu icerigi farkli olursa olsun , demek ki bir Türkiye Sehir metropolü veya ilk akla gelen ve herkesi icine alip benzeten Istanbul baglamindan yerli hikayesi olan bir sey yazacak olsa, dönüp dolasan düs kurma veya hayal yorma titizligi hemen hemen bogaz ve kiyi boyu sallanip duran sandallara binip, vapurlara bakip, tepelere adalara körfezlere ve sahillere sivanmis kösk yali yahut villalari izleyip dikiz altina alan ayni köprü basamak fener kule sur hisar bahce cadde sokaklardan gelip gecen benzer oldu bittileri yaziyormus insan demeden kendini alamiyor okur kisi.
Roman böylece basladigi yerde bitiyor. Ya da sondan geriye sararak etkilendigi dünya klasikcilerinin yazim teknigini arada okuyucuyu merakta birakan gelgit oyunlarini dürtüp saklayarak parca bölük örtüp sakladigi yeri aciga cikarmalarin hilesini ve oyununu tercih ediyor.
Kayitsizlik; en az bilgisiz liyakatsiz usulsuz ve ilkesiz saldirip sünüp yapiskanligini zorlayarak musallat olmak gibi sonunu yikimlara sürükleyip götürecek olan; özürü tamiri ve telafisi mümkünsüz kisilik bozuklugunun yerlesmis yuvalanmis karakter arizasidir.
Cünkü Kayitsizlik; degisen durumlarin ve gelisen olaylarin yerinde gününde takviminde ve saatinde durmayan tarihi süreclerini köretir, kisitlar,engelleyerek gecen giden zamana ilgili insanini toplumunu ülkesini ve sosyal hayati bütün yasamsal kaynaklardan yoksun sefil bagimli güdümlü hasta muhtac aciz caresiz zavalli endiseli kaygili sorunlu karamsar yetersiz sönük bitik kötürüm ezik düskün uzak kör duyarsiz soyut yolsuz yöntemsiz yozlasmis kokusmus idaresiz ve istikrarsiziklarda cökertir birakir.
Cünkü Kayitsizlik; icgüdüsel zannetmelere ve tahminlere göre -akla fikre mantiga ilgisini alakasini kökten kesmis- karanligini yayip bulastiran SEZGiSEL dogmalardan hic bir gerceklikle bagi baglantisi olmayan pesin hükümlü ve ÖN YARGILI düsler hayaller kurgular ve kuruntular kilavuzlugunun zorunu keyfiyetini yürüterek; kendi kapali kabugunun icinde boyandigi hayal alemini gercekle düsü birbirine karismis ve gecmisle gelecegin yerini asla bilip bulmaya iradesi gücü akli fikri idraki ve ilgisi yetmeyen, topyekün toplumsal ceperleri ve yüzeyleri köpürttügü sahte süslencelerle donatip yasadigi dünyanin yükünü kahrini eziyetini degerini dengesini derdini yüklenip tasiyanlara icine kapndigi rüya aleminden uyanarak bulasmayi kendine yüksek mertebeden düsüklügün zahmeti büyük haysiyetsizligi sayan, söz yazi ilim siyaset fikir düsünce yahut sanat adina sonsuz sinirsiz cürümelerle meshurugunu kazanmis HALLISINASYON hurafeciligin( gecmisle gelecegi, gercekle düsü, somutla soyutu, maddeyle manayi birbirinden ayirt edemeyecek kadar karismis ve sasirmis ve bu bilinmezlerde darmadaginikliga göre kafasi akli kalbi yolu yönü günü gelecegi hakki hukuku dogrusu yanlisi karmakarisik tarzda ve tipte insan uydurmus inanc ayarlamis ilim köreltmis toplum alistirmis afyonlamis ) gayri safi hasilatidir.
Ve kayitsizligin ürettigi kavga gürültü gerilim bunalim calkanti güdüm ve HUZURSUZLUGUNDA ortak cevrim sahasi, afyon iksiri, uyusturucu hammaddesi, medyatik baglantisi ve susturucusu herzaman hic degismez payda ve paslasmalara ÖLÜM` dür.
Iyi adam olmak
Veya say ki kadin
Dahasi hepsine hepsi insan..
Normal olmamakla ilgili galiba
Gösteriste görünüste vitraylara rengi sizan koyu kivamdan normal sayilan
Galibasi ne resmen ve hükmen de öyle yani
Söyler sorar durur da saati dakkasını tutmayan sıkıntılı evrak
Gelmiyorsa gidiyordur azap öyküsünden gün
İnsan tohumlama ve üretme istasyonu olarak ertesiz tehirsiz
Dönmüyorsa dünyasında hayat, laçkaya dönmüştür söz ve sus
Sevinci zıkkımın dibi hayali hüsransa muhatapsızdır devir düzen
Su zehirdir bağ hozan iklim topraksa kendine mutu yok mezar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!