Yola koyulmus günü gün biraz daha agir adimlarla
Eskisinden solan sararan otlar ve cicekler gibi oldugu yerden öteye tanrılar
Nasil ki nar bahcelerinin yapraklari ilkbahar içindir günbatimi kizilcik
Acligin susuzlugun yakip kavurdugu topraklara yağmur olup düsercesine
Diyardan diyara yolculugu bitmeyen göcebeydi insan
Heryer geceyi kulesiz fenerde bakip seyreden dolunay nöbetiyle
Merkezi ısıtma sistemine benzer
Ve otomatik ışınlanma duvarları gibi zifir karanlığın
Aynı noktadan kurulumu kapasitesi standart hafriyata gövdesini sağlam basarak
Denetimi dağıtımı piyasa koşullarına göre yapılan insanlık binasının çepeçevresinden
Sezon bitimine kıl payı kalası haciz üstüne haciz bindiren damperli güz sergisine iflas grafikleri çizerek
Yan yana geldiğinde
Duyan da sanır ki..
Yağmura yakalanınca ben,
Nasıl mı yani, konuşa konuşa böyle
Buluttan düşen dökülen damlalarla evin yolunu
Şehrin ilini
Kaldırımların yükünü
Gece uyanmadan henüz
Yagmur dolmadan bulut, günes dogmadan dünyaya
Kara gözlerin matemli bakislarin
Ziyareti tükenmis mabet gibi sözlüklerde alfabesi bulunmayan
Oysa insan anlamlandirdigi seyler toplamidir
Ve tüccarın tezgahçının yahut beynelmilelci pazarcının her hesap görme sırasında
Dirseğiyle
Göbeğiyle
Diziyle eski çekmeceyi kakıp itekleyerek sarkan ve takılan kenarlarına eklenerek kapattığı şarampolün
Hazin hazan gözde tebessüm dilde intizar evrakta guruba gariban çerçisi güz hasadı dediklerinin
Çekiliyorsa canı, usul usul ağaçlardan tarlalardan dünyadan giden yolcudur
Yogurdu süzdümmüydü
Bastinmiydi peyniri
Sapi samani yostunmuydu aristaga
Demek ki zamani gelen gecen harmani kaldirdin
Savurdun ceci eledin deneyi
Agip dönüp aktardigin damdan sonra
Solgun bir yapraga dökülüp tükenince
Sayili gündür, toplanan yükün agri sancisini güze devreden
Artik ne kaldiysa hisseyi hayalinden haber olan ladesin
Kimi oyuncak bir dükkandir kimi düsler sokaginda dünya gezen sefil cerci
Her baktigi üryanda kendini seslenip gören göcebelikten
Git gide yokusu yorgun sarpalara sardirip
Kirgin cigliklar yankisiyla
Gün ufkunu kirdan kiractan güze cevirip
Tüm yazilar yabanlar poyraz sehmiyle yavan yufkalar ülesir bölüsürken
Hazan tarafina denk düser yalnizlayan daglar yolunmus gazeller
Katarlarini hegsiz heybesiz yokluga süren gertne bagindan hüsran hazine
Semti buruk belenler serce kuslariyla dertli saz cigrisan
Güz dulu
Orman gölünde cirilciplak yüzüp cimerken
Cok yaprak döken bir hayatin buralara sürüklenmis güzel kadiniydi
Kapkara gözleri ve kirpiklerinde düsleri gezilmemis bakireligiyle
Kugu zarifi kirklik Kostak Tamara…
Evini mülkünü ardinda koyup göcmen yolculuklardan meram bulurum diyerek
GÜZELLiK dedigin… topraga belenmis, suya kanmis, isiga ve günese boyanmis ölümün kundaginda sapasaglam kalmanin nasibiyle insan ve günyüzüne cikabilen gayretini gayesini ve cabasini, ASKIN SOFRASINDAN sehimlenen onuru, huzuru, sevinci, doyumu, kanaati, kararliligi ve özgüveni giyip kusanmaktir.
Taklidi yapilmayan gerek üzüntü ve gerek sevinclerle hic bir arabulucuyu, pazarlamaciyi, tercümani, reklamciyi, kaset veya bilgisayar hafiza kaydini siraya devreye koymaksizin, kimsenin özel ikrami ve keyfiyet hediyesi olmayan daglardaki kar, tepelerdeki rüzgar, bulutlardaki yagmur, dallardaki cagla yahut cicek; kaprissiz kibirsiz sifresiz maskesiz kotasiz vizesiz formatsiz ve limitsiz; kendisiyle barisik ; ve cesur, bilgili, dogal, saygin, adil, vicdanli, becerikli, liyakatli, duyarli, kültürlü olan insan degerliligi kadar GERCEKCi ve GÜZELDiR.
Karacoglan diyor ki : „ Harami var diye korku verirler, benim ipek yüklü kervanim mi var „




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!