Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Kenger sakizi kanarken sinesi kavrulup yanan daglara
Engirler tüllenir kuru gilamadalarin yaprak yesillendigi asmabaglara
Bir garip degirmen iste döndükce dolanir zaman poyrazda ayazda
Eli topraga deger suyun
Cagla döker
Arkini bulur ask

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Dösten düsten yaradan sökün olup
Kök saldigi topraginda aska düsüp atesinde yanmaksa
Sokulup hancerin sizmis senden evvel gizlendigin kalbime
Köskün sarayin olmus ben bana senden sonra hükümsüz
Ne bilirdim ki kirpiklerin beni vuran gözlerine baygin büyülenerek
Dediler ki elalemler neyin sarabidir icmissin sarhosundan belli

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Gicir gicir kar…
Alaz atesler icinde yandigi derin gökyüzü kuyularindan
Hani uyanip kendi canina davranmis bir cira gibi kavsiz kivilcimsiz kibritsiz
Dünyaya…
Ormanlarin kuslarin daglarin derelerin akarsularin yamacina yeline
Cagirip iline beldesine cekiyor bir deli devran ayaz beni

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Söz saz sanat siir
Deligönüllerin hali has hayranligina ask elinden verilmis kalemin
Hakka hukuka sevgiye onura itibara vekil
Ettigi emek
Yordugu yürek
Yürüdügü yol

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kimi oyun
Kimi oyuncak..
Daglar kar yollar buz her ihtimal dahilinde muhtemel insan
Lambalar sönüp hususi kapanmis kapilar salonunda dünya kadar genis
Atilmis calimlarin ve saplanmis celmelerin hismindan kurtulamayarak
Moral cöküntüsü sinir krizi asap bozuklugu diye diye üstüste

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yaz yokuşunda
Bir kız, çarşıcı elinde çamaşır, dudağında dondurma
Deredeki suya ayağını uzatmış pırıl pırıl bakışlarıyla ışığın suda kırılıp dökülmelerine karışıp
Diyemeden geçemedim senin bir adın olmalı nasıl söylenir
Kolay bir merdiveni tırmanıyor gibiydi kızın eteklerindeki rüzgar
Dolaştık galiba hepimiz perdesiz sazın zamanakışına ki

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Desinlere değil
Diyene bakmayacaksın, geç onu geç..!
Pratiğe bak ettiği sözünün lafının neresindedir
Var mıdır
Fırıldak mıdır
Sahte midir

Devamını Oku
Seyfi Karaca

sene yetmişlerden, demiş tembih etmiştim ki dağ bayır nerde akşam orda sabah ömrüme..” benim her akşam olduğum günüm gündüzüm, borcu AŞKA kendimle ödeştiğim kutlu müjdelere benzer” .. halen dünküne bugünümle, nicesine selam olsun..!


Harman pinarlarina
Hele yar diyerek baslayan hoyrata
Karaburundan, aksamin indigi dere bayir toz dumanlara

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Silkelenmis serilmisler
Dallar yapraklar arasinda günümü gün ettigim
Kizlar kadinlar etraf dönüyor yanim yöremde gidin caykovskiye deyin ki
Kugular az ötede ben burda gani gani bayanla
Yaprak tualsiz resimlere damga mührünü basiyoruz yanyana oturaklarda
Takvimsiz duvarsiz yaprak düsürüyoruz takvimden

Devamını Oku
Seyfi Karaca

„ Tarlada izi olmayanin harmanda yüzü olmazmis „ diyen bilen ve görenlerin, derin duygusu düsüncesi hayali hissi hevesi saygisi sorumlulugu ve felsefesiyle, aklin ve vicdanin ybirlikte yoruldugu emek kaygi gayet caba ilgi sorgu ve yüzlesbilme dengesiyle ayarini dengesini ve dönüm dolasim kaynagini bulan gözlemlerin zaman- zemin baglantisinda yasayarak kazandigi hayati degerdeki cikarimlarla yeryüzü khikayesini ve insanligi özetleyen kutsal bagisiklik ve zenginlik düzenegidir; tarlada izi yoksa bir insanin kendini hic bir katkisi ve katilimcilik payini olmadigi hayattan hic bir dilek, hayal, hisse, talep hakki ve mutluluk ölcü birimi de yoktur.
Harmansiz, bostansiz ve bahcesiz kimyasallarin ilimi bilimi akademiyi sanati edebiyati sözü dili yaziyi akli vicdani aidiyet duygusunu duyarliligi kullanim tedavülünden cikaran magazin kültürü seviyesinde kullanisli ahmak üretme noktasinda popülerlestirerek soyan sömürenlere kiralik arac gerec niteligi gördügü ölüm kalim araligidir artik dünya cevre doga tabiat inanc itibar hayat toplum ve insanlik.
Bundan dolayidir ki üretmeden tüketmeyi özendiren her türlü sanayilesme veya endüstrilesmeler, hep tüketim bagimlisi kulluk kölelik özendiren etüt, birim, kurum,donanim, yapi, kuruus, pilan, program ve üniteleriyle icinde ONURLU YASAMA dersi coktan bütün yozlasmis kokusmuslugunu kimyasal tezgaha koyan ve gelir dagilimi adaletsizligi yüzünden ÖLÜMÜNÜ bile zar zor kurtaran ve sürekli satin alma gücünün sefil yoksul kaabaliklar artirimiyla cehennemin dibine düstügü piyasa pazarciliginin reklam ürünü halini almis gidadan barinmaya, barinmadan giyime her sey insanlarin birbrini yiyerek siddetli bozgunlara mekik sardigi sefaletinden mutluluk payi cikarma operasyonculugunu harcar tüketir kulluk köleligiyle kaniksadigi tautlasmalara bagisiklilik saglamis olan insanlik.
Bu yüzden fabrikasindan henüz yeni cikmis gibi aciya mahkum, sefalete kul, gerilime ve siddete meyilli sürekli artis egiliminin dikey derinlere kök saldigi cogalmalar, topragini toplumunu izini yolunu kisiligini ailesini kendini dünyasini yurdunu ülkesini ve insanligini BÜYÜK KOPUSLARLA yitirdigi sonsuz bitimsiz kayiplarda biraktigi sosyal siyasal ekonomik felsef ve kültürel erozyonlara agitli türkülerin fosil cigligini donatan bosluk, aidiyeti ve hayati olmayan corakliga mihenk tasi görür niteliktedir.
Ve bu yüzden dünya nüfusunun artisi oraninda ölümüne kontrolünü kaybetmis hizlarda yarisarak artis gösteren - cogalan mutsuzluklar nefretler catismalar doyumsuzluklar savaslar silahlasmalar hastaliklar artik tersine hayret uyandiracak derecede olagan siradandir. Cözümler yerine istikrarsizligin her türlü kendi haline terkedilmisligini kotaran kuran ve programlayan kiralik katil sürüleriye yürütülen isgaller ve vekalet savaslari, sefaleti yoksullugu gericiligi hurafeyi zavalliligi ezikligi zorlugu kayitsizligi kuskuyu karamsarligi tükenmisligi caresizligi ve her türlü labaratuarda hususi üretilmis artan sorunlarla beraber tipki yapay insann bütün akil fikir vicdan gibi her bir degerler toplamini ve bagisiklik sistemini cürüge cikarmis hastaliklara care bulmaya hic bir ilgisi alakasi olmayanlarca ve tam tersine bagimliligini hic bir zaman özgürlestiremeyecekleri kendilerine tüketim müsterisi görüp bilenlerin köken kaynaklari, insanlarin yasama hakkina cöküp cöreklenerek zaafiyetlerini kedine soygun sömürü sermayesinden kiskirtir kamcilar ve kendilerini güvenceye alirlar .
Bu sebepledir ki ÖZGÜRLÜK, insanin orda asla kendini dislanmamis kücümsenmemis horlanmamis yadirgamayan ve yabanci hissetmeyen ve hic bir haksiz hukuksuzluga ugramadigi degerler toplamina ait hissetmesidir. Hal böyle olunca soru anahtarinin her zor bela kapiyi actigi `kendine inanarak` ve hic kimsenin dangalagi sayilmayan sevgi bagiyla yasama sevincine odaklanmis mutluluk cikarimini kendi emek ve katilimciligiyla kazandigi, kazandigi deger birikim ve zenginliklari hayatinin vazgecilmezleri olarak koruyup koladigi cesaretin sayginlik degeri birimi ; karsilikli güven özgüven duygususun ilimle egitimle özdesmis gelismis ve zenginlesmis olmasiyla ilgili alakalidir.

Devamını Oku