Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Sapelin..
Bicilmis tarlalar yolundaki aksamüstü saatinde
Bütün resimleri kavrulmus suluboya teninde sarartan solgun dallara cirpinan
Kadin göbegi cekti canim
Bildigin eylül calisina tüm olgunlugunu yetistiren kusburnugillerin
Kizilcik tadini andiran yakinlikta tenha sokak burcunun

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Hayatı dansa davet etmenin can havli mühim mevzusu
Üstü başı saçılmış bahar bulaşıklarıyla
Pek batkın ipek kozası bir de tülaçan tomurcuk
Bu pasaklılık gül lekelerindense
Kana benzeşik, cana canan diye çılgın
Getir o badeyi öyleyse solmasın demindeyken vakit

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kendi arzusuyla Portorikolu Almara
Tren istasyonundan hemen bir sonraki sokak ve saat
Yosunlu yesilsiz ve duvaksiz güz perdesini acik birakan pencereden
Yolculara bakiyordu dalgin kulede henüz tenha günaydin
Kestanelere varinca ayni hizada döndük baktik
Icerden gülen coskun caglayanlari uyandirip kopardi esrarengizin billinmezi

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Alacakaranliga bulanarak
Hep bir adim ötelerden gecen dünya sokaginda caddebulvar
Sessizligin karanliga duvaaar duvar boyandigi
Kapilar ki demirden tunctan ..
Saman savrumlari gibi soguk yellerin ortalikta dolanip döndügü
Aciyla kivranirken edilmis yeminler gibi yalin, katiksiz

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Bu arada utangac mi utangac
Anahtar meselesi haciz davasina dönüsmeksizin yüzü gülec
Cek asilli soloven Lavia
Eriklerin cicek acma zamaniydi bahar pasajda tanistik
Daha aradan iki gün bile gecmeden elele kolkola inisini cikisini sevgecligin
Öpülmeye doymadigi gibi Lavia

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Bes kaat bes kaat
Tümden kaybedip ütülmektense kumara carsiya
Takildik gittik iste sahi
Aleyna tilkiyi diyorum
Ben bir kalender mesrebim güzel cirkin arrrrramaaaam
Azicik da tombulll

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Açısı dar
Kapsamı geniş konular bunlar
Kızlar kapıdan geçiyorken filan
İç açıcı yazbahar neyim...
Hişşşşt
Fişşşşt

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Rüyanın rengine
Hayalin sayesine düşüne
Gamzedelerin bestesi güftesiyle derdinden deva bulduğum
Aşkın umum müdürü, güzelliğin sahibi, hasretin kadını, şehvetin tutkunun huzur ve mutluluğu, sayın genel başkan..
Nasılsın hele bir yol ışıl ışıl bahardır dünya
Hele bir yol dünya evindeki bahtiyarlıkta bahçe bahardır, her demim, salon süsüm, kır çiçeğim hürmete nail

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Hal böyle olunca, hicbir KÖKTENCi YAPI BOZUKLUKLARI herhangi bir gayret, caba, emek, donanim, egilim, kazanim, asama, evre, etkinlik, kararlilik, katilimcilik, degisim, gelisim zenginlik ve sürekliligi olmaksizin bugünden yarina saplandigi KARAKTERiSTiK HÜCRELESMESiNi kirip kurtularak olaganüstü baskalasmaya veya farklilasmaya dönüsecegi asla ne mümkündür, ne de akil mantik kabülü.
Cünkü hele hele de sevgi saygi güven hosgörü onur özgürlük paylasim adalet ilim bilime dayali farkli olani istemek ve talep etmek, karsiliginda kisiyi ve toplumlari kendisiyle ölcüp tartacak olan ve bütün yalan yanlis mikroplasmasindan arinmis iletisim, bag, aidiyet, sorumluluk, vicdan, denge,bilgi, bilinc, fedakarlik, tutarlilik,duyarlilik, saflik, gerceklik, sadelik,dürüstlük, devamlilik, samimiyet, yol, yordam, emek ve katilimciligini gerektirir. Eger durum-vaziyet böyle degilse KÖKTEN BAGIMLILIKLARLA tasiyp getirdigi ve güttügü kirli niyetlerin özenle maskelenip kostümlesmis kisilik ve KARAKTER BOZUKLUGU altinda bütün insanlik degerlerini semirip sömürerek kullanissiz soyut silintilere cer-cöplestirir.
Bu bakimdan dünya denen yeryüzünü ATIK BiR CÖPLÜK maddesine kiyamet edinceye kadar orman dag deniz maden mineral su hava toprak yol köprü besin tarim hayvancilik diye siralanip giden listede herseyden evvel INSAN öznesi üzerinde yogunlasip hem maddesini hem de manasini degeri üc kurus piyasalarinda kolayca alinip satilabilen ATÖLYE CALISMASI sonrasi her türlü egilip bükülmelerin karsi konulmaz soyut nüshasi ve edilgen kulu-kölesi konumuna hücreleyip kalitimlastirdilar.
Bu durumu saglayip kendi hayatinin CARMIHA GERILMIS ölü yasantisini yüklenip sirtlayarak sartlayip saglayanlarin sorgusuz sualsiz en gözde KULLANIM KÖLESI sifatini kazanmak icin her türlü yozlasmayi, afyonu, egitimsizligi, tepkisizligi, korkuyu, kisiliksizligi, itibarsizligi, asagilanmayi, yalani,aciyi, sefaleti, ezilmisligi, sahipsizligi, caresizligi,kokusmayi, cürümeyi, talani, horlanmayi, yanlisi, sahtekarligi, tacizi, baskiyi, tecavüzü, bütün iyi güzel veya dogrular yerine özümseyip sindirecek serbest piyasa unsuru ve itaati mutlak esaret kalabaliklaridirlar.
Saglayip sunanlar ki, gelmis gecmis bütün insanlik tarihinin ayni damar ve KÖKTEN gelen sapkinligin ve hicbir kazanilmis insanlik degerine katkisi olmayan nitelikli sosyolojik ekonomik siyasal veya ahlaki düzeyde insanlik disiligini yaratiklasmis soyguncu, sömürücü, baskici, ezici, isgalci, vurguncu, talanci, tefeci, tecavüzcü, istilaci, yayilmaci, kolonici, hegomonyaci zulüm ve zalimlik ekipmanlarinin ayni kalip ve karakter mikrop tasiyicisi yerel dalkavuk ve kuyrukculariyla her cöküp cullandiklari yeryüzü parcasina bütün savas teknoloji kusatma vahset korku siddet nefret özenti kin zulüm ayrisma catisma bölen parcalayanlariyla yogunlasip cullanarak, kendilerini sorgusuz sualsiz kazanilmis olan bütün yol yordam kültür toprak iletisim itibar ve insan kaynaklarina tasindiklari dünya talanciliginin ve insanik yikiminin, kosuzsuz sartsiz tapinilacak TANRILARI olarak dayatip direttiler. Bu yüzden hic itibarinda ilgisinde ve inancinda olmadigi halde her istilaya saldiriya ve isgale ugrayan toplumsal travmalar, üzerlerine kilitlenen zulüm ve vahsetin KARAKTERiSTiK öldürücülügü sayesinde tecavüzcüsüne hayran kalircasina adanip tepkisiz teslimiyete ugrayarak kendilerini mahfedenleri TANRi bildiler.
Kuzey-Güney Amerika, Afrika, AVUSTURALYA`lardan sonra, uzak yakin ve ORTADOGU diyesilsile siralamalarla Eritre-Somali cöllerinden Afgan sarp kayaliklarina, Yemen kör kuyularindan Balkan Kafkas Libya ve Suriye köse bucaklarina bugün…ISID, PEKAKA veya FETHULMETAL giydirimli kurulu düzenek bagimlisi özel ve yerel BOP isgal ve istila teskilati bünyesinde bilenip beslenip barinan yikim ve mayin kaliplariyla, Türkiye dahil üzerinde yogunlasilan bütün cevrim ve kusatmalarin elde edilmis olan doga, cevre, insan, yeralti ve yerüstü zenginliklerini hicbir kayda deger tepki yahut direncle karsilasmayacaklari sekide TOPLUMSUZLASTIRIP afyonlayarak, hem sosyalistini hem muhafazakarini hem miliyetcisini hem halkcisini hem iktidarini hem de muhalefetini her iki koldan bütün akil fikir duygu düsünce sanat edebiyat müzik kültür tarih bilinsizligiyle SUCLULUK degersizligi tektiplestirip tecavüzcüsüne hayran imrentilere ezip bozan iradesiz iktidarsiz adanmis ve tapinmisligi yasamakla zorunlu kilan itaakarliga mahkum kulmaktalar.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Dostoyevski, sadece yazdıklarını Roman’ la sınırlayan soyut yüzeysel kurgu yahut öyküsel anlatımların dönüm dolaşımlarında kalmayarak kendi çağını ve kendinden sonraki yüzyılları yüklenip taşıyan toplumcu ivmelere yakından bakan derin analizler, yerinde tespitler, samimi sorgulamalar ve felsefi yorumlar getiren edebi eserlere her yazdığına kendi hayatından somut kesitler harmanlayıp kattıklarına yürek ve kalem yorarak kendinden sonrakilere halen de klavuzluk eden insanlık ailesindendir.

1860’ larda etkilendiği Sosyalist harekette aktif rol alınca Sibirya Sürgünlüğü yaşar ve oradan döndükten sonra zaten sadist derecede baba otoritesinin henüz kişilik şekillenmesinde derin bozukluklar bırakarak hayatını alt üst eden baskın yaralarını ve kabuklarını kıramadığı için yazdığı toplumsal çıkmazları her romanında olduğu gibi alttan alta kilise muhafazakarlığına umutlandırır. Ezilenler’ deki her türlü insanlık dışı yollarla lüks ve ihtişamlı ayrıcalıklığın ganimet kovalayan acımasız Prens’ ler zümresine karşın, İhtiyar ilmenev, sokakların tüm acımasızlığına terkedilmiş sara hastası öksüz Nely, baba oterştedine tutsak iradesiz tutarsız kaypak dengesiz Alyoşa, Alyoşa’ ya taparcasına tutkun Nataşa işlenir anlatılırken, yazdığı İnsancıklar romanını henüz yayınlamış Dostoyevski, Ezilenler’ de Prens’ i babasının zırva figürü olarak anlattığı ve İhtiyar İlmenev’ in karısını da annesi olarak kurguladığı her karakterin bizzat kendisidir.

İyimser insanlar karşısındakini en ufak iyi halini hep abartılı övgüyle yüceltme derecesinde - hele ki başkalarının uğradığı felaketlerde hep kendini suçlayan takıntı travmasıyla- büyütüp olumlayan yaklaşımdan dolayı sürekli zarar ziyana uğrayan hayal kırıklıklarının şiddetini ve çilekeşliğini ağır travmalarla atlatmak zorunda kalırlar. Veya yabancı kuytularda, yadırgatan yoran üzen yıpratan yitik sefil köşelerde sonsuz ezikliğe kendilerini adayıp mahkum ederler.
Bu yüzden Marks ‘ insanların - kötüye daha meyilli olduğunu es geçip göz ardı ederek- ekonomik sorunlarının üstesinden geldikten sonra sınıfsız sömürüsüz bilimi kutsatan ortak ürettiğini ortakça adil ve eşitçe paylaşma ilkeli komin çıkar ilişkili topluma eriştiği zaman, başgösterencek olan doğa ile sorun. ve çelişkilerine odaklanacağını dillendirmiş.

Devamını Oku