Her fiyakasi heybetli kuru gürültülü parlakliklarin söküp sürükledigi yapisip kusatan KAPILMISLIK calkantilarina akli fikri bilgiyi sorguyu özgürlügü ilgiyi ve özgüvenliligi devre disi birakarak sadece soyut silik sönük kopuk batak ören harap iletisimsizlik agi kiskirtip kudurtan darlik –zorluk cenderesinde sekilsel suretliligin yüzüstü igretiligine yerlesip syuvalanmaya kalkismak, kisinin hayata boy gösterdigi OYNAK sarsintilar kaypagi kör kuyulara düsmüslügünün, kendi kendine yönelttigi en öldürücü suikast silahidir.
Hicir zaman saglikli huzurlu güvenli bilgili deneyimli birikimli dengeli düzenli ferah ve genis saglam zemin tutarliligindaki akla hukuka bilime sevgiye paylasima özgürlüge sorumluluga emege üretime topragindan temellenerek, LIyakati ve Ihtiyati asla elden gönülden uzak tutmamasi sartina bagli Dürüstlük, yitik sokaklarda kendiliginden hic karsiligi süpürüp toplanan YOK hükmünde bir sey degildi..
Karsiliginda tüm insanligini bedel koyan kisiligiyle yasayip kazandigi sayisiz sinirsiz degerler dengesinin bütünleyen en vazgecilmezleri arasinda gelen DÜRÜSTLÜK, tipki Sevgi, Saygi, Onur, Samimiyet, Fedakarlik, Dayanisma, Ilim, Özlem, Duygu , Düsünce, Mantik, Adalet, Özgürlük, Vicdan, Egitim, Üretim, Sadakat, Duyarlilik, Kararlilik, Ilgi, Aidiyet, Kültür ve Iletisim gibi birbirinden ayrismaz birbirini doyurup birbirinden beslendikce `Birlikte Yasam` anlayis ve ahlakini sürdürülebilir devamliliga tasiyan ve tayin eden HAYAT KAYNAKLARIDIR.
DOKTORLUK…
Yani her isin bilen EHLI ve UZMANI manasina gelen Doktorluk, kapisini calan her sorun sahibi caresizlige her hangi danismanlik dermancilik konusunun akil ilim bilim beceri kaynak deneyim egitim degerleriyle yorulmus yetismis ve yogrulmus kendi alaninda adandigi yükümlülügü kisiligine onur ve bedel görmesi gereken, yakinlik güvenirlik ilgililik hosgörü samimiyet gayret IHTIYAT LiYAKAT ve cabalar sahibi INSAN olgunlugunu kisiliginde karakterlesmesi gerekir…..
Fakat… `Yasakci statükocu atanmislar devleti Türkiye Cummhuriyeti, bize diledigimiz zenginlesmeyi saglamiyor. Aksine tüm gelisip büyümemize engel koyup yoksul zayif geri kalmamizin orba hükümranligini yapiyor `…bahaneli yerli ve yabanci tüm soygun isgal sömürü talan haram tecavüz kiyim ve yikim sülükleri ardniyet güdümüyle avina cikip pususuna yatilarak günü gündemi sreli sicak tutulan kinli intikamli karanliklardan cikartilip, Oniki EYLÜL´ lü ÖZAL özel kurye eliyle ` Serbest Pazar Piyasaciligi` tahrip kalibinda Türkiye Cumhuriyeti Devleti`nin özgürlük sevgi saygi hukuk hosgörü kültür ahlak kazanim egitim ilim birikim üretim insan toprak degerinden bütün LIYAKAT ve IHTIYATLILIGINI yagmaya yitige talana yoksula ajana piyona bölünmeye dair nasil siparis edildiyse hic eksiksiz ihale edilip, saglamci temeli atilan YIKIM insaatinin milat günü olusu, fiyakasi parlak KAPILMISLIGIN tecavüzcüsünden medet umunan firildak dönümlü BOP virajiydi.
Yumak yumak ağır işlikli iplerle örgün
Kapısı tamamen karanlığa kapanınca gecenin
Artan yerlerinde sancılı ilmekler karayazgın
Bütün fırtınası kopan sakin denizlerde
Yelken yelkene kördüğüm
Kucağını yavaaaaşca hüzne bırakırkene firari zaman
Cektim calindim ki senmissin meger
Düsümde dünegimde her halin hasretime üryan oldugun
Sanki kuru dallarda yorgun bakinan yavru kus misali tüm calgilar hüzünkar
Etraf nice kirilmis incinmis hayal hüsranlariyla dopdolu ne care
Aldigin götürdügün kadar yoklugun sarpalariyla hali dünya sensiz
Gelin anam..
Yalandı diyecek olsam...
Gök mavisine
Toprak kıracına
Küheylan steplerine
Toz pembesine dikenli çiçeklerde açan tülcelerin
İçilmiş buğları tütmeye başlar dost dudağında kalan kahve renginin
Dövüze endeksli mevduat demek
Yaninizda yörenizde mutlaka ama kesinlikle mutlaka
Hirsizi yolsuzu ugursuzu ipsizi memnun mesut edecek kadar
Yeteri miktarda ölüm diyeti bulundurun yoksa tekin sukun sakin degildir
Disardan etrafiniza dönüp dolanip
Her saniye tapip edildiginiz yoklugunuza ve boslugunuza denk gelen
Evveli ekinler de bu boy değildi
Kırlangıçlar da yalvarsan
Ancak ancak tek ve tük
Şimdi sığırcıklar henüz yok bu kuzeyin
Hüday serin esen başında
Kınalı keklikler de yok, meşeli bizimoralı
Dudak tiryakisiyim ben
Arada dil ile damak arasından sırılsıklam dil sürçmeleriyle
Sıcak
Hararetli
Islak
Kıskıvrak
Gram cinslinden
Çarpanlarına bölünebilen
Özgül kütle ağırlığına işim gücüm olmaz benim o gibi
Mercekli merceksiz şeylere
Sarmal kuyulara
Artezyen tribünlerine akıl fikir bilmecesini çözemiyorsa hamama gitsin
Ne güzel
Ayaza soğuğa aldırmadan dışarda rüzgar
Sazlıkların kolunda kucağında sarhoşluğun deli esintilerini yüklendiği serin bayırdan yol alarak güneşe
Boydan yaştan kısalmış erimişse dişlerim küçük ısırıklarla kadın ve kızların şehvetli arzulu
Ve dip diri mahrem yerlerine ince dokunuşlar yaparak okşayıp çimdiklediğimdendir
Müstakil konaklarda
Yazlik sinemalarin boyu kadar kisaydi uzunca direkleri insan mahlesinin. Horozlu sekerlerden islik calarak cocuklugun konustugu avanos topragindandi suyunu mahle cesmesinden yudumlayip kananlar. Kosumlarini henüz cözmemis dizginlerden tutarak sehir; islimli tirenlerin cigligini duyarak gar sinemasindan gecen dogu ekspresinin, bademler caglaya dönerdi, atlar lisenin önünde park saati olmayan zamana ..
Mütahitler daha cok kum karip beton dökmeden evvelisiydi can cekisen düne, can vererek ölü dogan yarina…
Kaysilar püs döküyordu dalda budakta, toprak bugum bugum tazeciklere kardelen…dura gide böylece..
Makara sarpaya sardi. Kilit vurdu kendi üstüne yazlik sinemalar, Bücür Ahmet de vardi, soguk kis günlerinde sinemaboyunca kestane kavurarak közü tütüp duran mangalda, en kücügü yirmibes kurusa kulpsuz bardaktan kulplu kupaya tuzlu tuzsuz semsaamer ( ay cicegi cekirdegi ) dolu cocuk arabasindan bozma siska ve cüce boyuna uygun el arabasinin kenari kösesi bardak hesabina göre tek sira halinde boy boy balyalanip külah seklinde bükülmüs dizilmis gazete kagitlarinin dekor dösemesiyle, carsiya giden gelen leblebiciler sokaginda, züccaciyeciler dükkanlarinda, magazalar camekaninda, doktorlar ve bankalar caddesine…
Ve böylece insan kendi de bilemeden nasil gecti yillar, saat köprü ne vakit dün iken yarinsiza , ne zaman bitti tükendi ekinler, ne ara esti savruldu dünya harmani, cira hangi insansizliktan sonraya söndü, kapi kollarinda izi kalan sessizlikle sokaklar evler yollar..kendinden bilemedi hic kimse ne zaman cözülldü bag, koptu halat, üzüldü inceldi söz ve sohbet, yikildi kerpic, camurdan camura insan insandan..
Bilemedi insan kendinden olup biten muhayyer seyyar acemsiran yahut suzinak kara düzenden virane cagirip haykiran esmeleri ve esameyi puslu camlarda son bakisini birakarak gün savustu, toprak göctü, günes karardi, su yandi, perde kapandi, devran döndü,…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!