Yine
Yerine oturmuş sanılan bir hayatın
Yamaçları dik galerisinde
İstasyon arkası bir şehir
Yine elzem miktarı güz
Ufak tefek sarılar seçen salıncaklarda
Sonbaharsa saz gırnata
Hüzün nadasıyla göçebe güzünü ve yeryüzü harmanını, gerçi..
Gerçi çeyrekten buçuğa
Olur musun
Gider misin
Varır mısın
Hep de son baharlara denk gelir ya gazel havasi, yapraklar dökümü. Ne kadar zorlanirsa zorlansin günesin her iki yamaci soguk alginliklarin herseyi icine alan fotograflarla hatiralar cektiren renklerde sararip solarken, her ne olursa olsun mutlaka bir yere yetisebilmenin telasesi sona yaklastiginin iclerine dogmus ve dolusmus agir adimlariyla kendini agildigi dünya etrafindan topluyor, heveste histe coskuda nesi varsa devrini düsüren ahestelerin ucurtma havalandiran ve rüzgar ucuran salincagina biniveriyor hayat.
Böylece topraktan tabiattan kustan yapraktan yahut insandan ucup göcen hersey ve heryer, icerilere dolup büzülen dis cephenin kendi yerine oynayan piyesin camlar kapilar pencereler ardindaki odalara evlere soguyup giden günesten yadigar kalan sicakliga sokulup sarilarak, varsil yoksul durumu veya eril disil medeni hali ne olursa olsun herkes kendi icindeki yalnizligi yazip okuyan mektupsuz beyannamelerin hasbihaline göcebeligin ikramindan doyup kaniyor.
Derelere tepelere sararmis solmuslarin dökülüp yagdigi DUL KADIN ( Pastirma ) yazinin her harfini tek tek heceleyip kodlar gibi, nasil bir tesadüfse yine böyle yazin bitiremedigi dügünler silsilesinin son kalanlarina otobandan sonra ilk cikista dönüp saparken, oturdugu kasabanin her tarafi sonbahar en kenar mahlesinin en tenha sokagindan ugrayip aldigim giden seneki ihtiyarlardan erkek olani rahmete göcmüs, kadiniysa bembeyaz yüzü, beti benzi hicbir seyle uslanip avunmadigini kapinin önünde kuru deynege bükülmüs dayanmis halde darmadagin evsiz barksizin üzgün suskun hali ve diliydi.
Dallarda elleri bosalmis mevsimin
Ceviz yok
Nar yok
Agulu badem yazi yaban
Sadece sigirciklar var, iklim yorguna gün kasima duvar damamis
Her yerden kuzeyde
Yagmurun habercisine ilk ve ciliz damlalar
Isini gücünü zati sifatina solgun suluboyalar
Esas olan da beyligi beylik rüzgardi zaten
Tutusmus etekleriyle nazlicadan gelincigin duvaklandigi oylumun
Esas olan da toza oymaklanmis toprakti zaten
Hem uzak hem degil
Birak dönsün böylecede pervne
Kafasina göre dogsun günes essin rüzgar
Türübün bos koltuklar üstünde otur vaziyette ayaktaysa bile
Calmasada olur düdük, otobüs gelmese de,
Dolmuslari artik ihtiyarligini sirtinda tasimayan motor bisikletler gibi
Cig benzin yakiyorsa ne hükmü var cevir gazi yanmasin feryadinin
Giyimini kusamini ögününü ahlakini inancini itibarini topyekün
Agzi dili tavri forsu finali teskilati tam tesekkülülük
Zipkin gömlek, zibidi carcur, zügürt ziynet mamülünden gecisken
Ete kemige sizip islemis saplanislara kullanilmis atilmis izmarit gibi
Tütey tütey tütey..
Kendini tepeden tirnaga paketleyip kaybetmisligin artik israfi kenarina
Klasik deyimle farzedelim faslından
Eğer bu tabelası başına ters geçmiş kandırıcı
En yakınından başlayarak kazıklayan öteleri yazık dükkanlar
Tek bir müşterisini bile, bir tek...
Hayatta tutmamaya ölüm hesabından fiyat biçip yeminler etmişse
veresiyesini iblisin defterine harcetmiştir
Avlunun dörtduvarı hani böyle hüzünlü güz
Sararmış dökülmüş yapraklarıyla kimi ayva kimi nar
Sevincin arka bahçesine hazancası
Selvi kavaklardan ve salkım söğütlerden kimi ayva
Kimi de nar
Dalından koparılmış mutluluklar gibi
Ne merhametli ve güzel nazik şeylerse
Durgun sonbaharın
Sabahına sarmaşık saran
Son kırıntılık gününden güneş sağar gibi
Bir taraftan yağmura ıslanmış
Gönül yorgunu solgunlara hatır sual ediyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!