Bireylerin, guruplarin, oymaklarin, toplumlarin ve uygarliklarin nerde ne zaman nasil ve ne denli kaliteli ve nitelikli hayat yasayip sürdürdüklerine dair en belirleyici gösterge mimleyen noktasinda konuslanilan lüks, konfor, heybet, azamet, cafcafa, ihtisam gösterisliligi degil ortak yasamin birlikte ürettigini ne oranda ve miktarda bütün tasasi kaygisi uumudu heyecani gayreti arayisi cabasi ve kazanimiyla beraberce paylastiginin -DELON DELALETiNDE tüm bunlarin hic birinden zerrece hic bir kalinti buluntu detay ve ayrintiya rastlanmayan - mutluluk cikarimi ve kültürel birikimidir,
SEVGI……
Sevmek fiilinin kutsal gücü ve dinamigi olarak, bütün canlilarin soy devamliligini saglamada hic umulmadik yasam yükünün sorumlulugunu yüklenmeye kendini adayan sonsuzluk kaynagi ve insana en cok yakisan karakteristik özelligin her kisiyi kendine özgün ve ayricalikli kildgi SEVGi, asla bölünebilir param parcaliligin ihtiyaca göre tezgaha konulup tedarik edildigi ve isarete göre piyasa tedavülün sihirbazlik edildigi ambalajlanmis depo malzemesi veya dolum bosaltim maddesi degildir.
Fakat cevirip kivirttigi her filimde Fransiz ilim bilim edebiyat felsefe sanat veya hatta siyasetinden somut YASAM KAVGASI gercekligine dair ve dayali hicbir toplumsal derde düsünceye duyarliliga kaygiya hisse sezgiya cabaya akla fikre ve yasam kavgasina -tipki aynisinin bütün huy ve hünerde meziyet marifet uyusumlusu ve cagdas benzeri Birjit Bardot`un disisinin Efeminesi gibi- ortakligi olmayan haritasizligin insansizlik corakliginda vitrine konulmus HORTLAK mumyasi seyredilmeye doyulamayan her pozu, herseyin ve herkesin hayati pahasi üstünde tutulmaya öne cikarmaktan baska algisi ilgisi olmayan yarinsizligin ( bugünlerin ) hem yapicisi, hem hazirlayicisi, hem mimari, hem uyusturucusu, hem de habercisiydi; soyan sömüren vampirlik endüstrüsü carkinda enek denek olarak sürpiyasa edilen sinevizyonik DELON DELALETi.
Keyfimizin kahyası
Kalp konağımızda hayatsa hayat
Bir de sevgili ağırlayan dedik mi....
Eklendik mi zamandan zamana sınırsız
İsmini istersen sonsuzluk koy
İster sus ve geç bütün sınırlar sana mahkum
Istirahat verip bazi bazida
Yetkin maasil ve olgun ekinler gibi bayir basak rüzgara salincak
Kur saatimiz günümüz
Diyari semti dillere destan sevgili molasinda olsun ey delisine meylim
Merami muhabbeti kendi bildiginden okusun yazsin sus ve lal
Yavru koruk körpe dal dem divani firik…
Uzanip dalindan koparmak veya egilip topragindan sürüp savurup ekip bictigini harman hasad etmek; geldiginde güz geldiginde yaz yagmuru yeli buzu ayazi haberci ggöndererek hayat sevinci huzurunda dinc, diri, dopdolu dönüp dolasaniyla davasi derdi tasidigi dünyasini hicbirzaman hic ve asla gücenip esirgenmeyen fedakarligin devir devraniydi hayat..
Bal bile..su bile…ekmek bile…bu dolasimi süreklilik arzeden devranda bütün birbirini dokunup duyan yasam bünyeleri gibi, yüklendigi birikimlerini yahut edindigi kazanimlarini yasamak denen davaya tedavül etmeyen depolasmak, kendi eliyle dert yigip dermansizlik yükleyen tikanmisligin kisitli, kasitli, kör, köhnelerinden ölümünü siparislenmis hastalik halli ihalelik havale gibidir. Bu yüzden duyan bilen gören bütün kilcal damarlari büyük toplum ummanlarinin derinlere deryalasmis yüksek düzeyli tanigi olup hayat halinde seyredip gitmelere duyarlilik göstermek, kendini bütün varligiyla özdestirecegi her türlü yappay yapmaciklardan uzak ve her cesit bozgun boyalisi cürümüs cökmüs kokusmus bulasikli salgin yamalariyla yamanip kurcalanmis soyutluluktan uzak özgür ve özgün davranip düsünebilen ehil bilginligin, ciliz derelerin karlii buzul daglarindan derin ummanlara hayat suyu tasircasina birikmisini disa vurum halidir.
Degilse bal bile, su bile, ekmek bile, doyumsuz tahammülsüz sürekli birikip büyüyen zorlugun yasam tikanikligina bütün saglikli dolasimini harabeye cevirmis, ice büzülüp kapanmis duymaktan ve disa duyurmaktan harabelesip ölümcül yikimlara ve cürümelere dagilip bozulur. Böylesi dar, kit, kesat, kapali, karanlik, bozuk ve bulanik yerden hayata bakmak ve hayatin baktigi ucsuz ucaksizligin yerine insanligini büyütüp barindiramamak, basi ve sonu amansiz hayalkirikliklariylavezilip üzülen ve her olur olmazdan medet ya mmedet dilenerek perim perissnligin dert deryasi derbederligini insanim diye sürüm sürüm sürüm, sürüklenir sürünür.
Seyfi Karaca………….Kasim / 15
Isligimda cig bir tenefüs
Yerlimali günlerini gezmeye pircalik tarlasinin yagmurlar ertesinde
Dizim topugum calcamur
Mayis ciceklerine dogrulmus gökyüzü sagilmaya yakin
Kelepcesiz saatlerde iklim mevsimi gögsünden topragi emzirmeye gebe
Kara bir tahta duvardi ilkbahar yazan bayir yamacindaki mektebin
Ne güzel oynayıp duruyordu çakıl taşlarıyla çocuk
Çember ne güzel dönüyordu yumuk ellerinde beştaşları suda serkerken
Günü gününe sobelenmiş baharlar
sabah sisinden çağla çiçeklerine düşen çiğ gibi
Ne güzel dolanıyordu ay güzeli gece bahtı siyahsız pencerelerde
Toprak toprak olduğundan gayrı ve susam
Soğuğa batırıp kaynar korlara ucunu ortasını bulandırarak
Kurduk yeryüzü sofrasını yedik içtik değirmelerden çıkan toplam hesabı toprak ödedi namına
Valizi bavulu açınca herkes çil yavrusu gibi kaçak hayatların ganimetini kapışmaya
Göşterişten uzak
Doğal
Diri
Değişmeli bu görüş alanı bermudi batak
Bütün çıkışları ustasının eline su dökmekle ölüşünü bekleyen
Hayatı silsile veren terbiyelenmiş özgünlük
Ayak yoluyla çokkez suyunda yıkanmış kirliler arasında
Put gibi bekletip duran
Değişmeli bu kendini tanrılayan mutsuz mabet..
Calismayan saat
Yasanmayan ev
Dagilan dünya bozulan insanla birlikte
Ve sebebiyle
Ve gibi gibiler sayesinde tadi tuzu kalmayinca nohudun zeytinin bostanin
Yazisi okunaksiz yerinden yirtilan yasam öyküsünün
Diyarı dünyadan azat
Ciğerleri yolum yolum yaralı bulutlardan biçareler dağlandım dilendim
Renkli kapılarda sivri binalar çölünde ve kapkara caddelerde gün uyandı
Akşamlar karardı gündüz söndü gece zindanı devriyesi başladı
Alaf alaf giden günden güneşten kalın perdeler arkasında
Zahirlenmiş rüzgarların dışardan içeriyi içerden dışarıyı silkeleyip havalandırdığı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!