Kim demiş zenginlik mutluluk verir diye
Parayla saadeti bulamayanlar da var
Nakitle gülümsemek de niye
O gülümsemenin ömrü beş kuruş kadar
Kim demiş para her şeyi satın alır diye
Kurumuş yaprak gibiyim
Herkes üstüme basıp geçiyor
Yağmurun sevgilisiyim
Yağmur beni yumuşatıyor ve sessizleştiriyor
Bu sonbaharda da güneşe hasretim
Yüreğim giderek buz kesiyor
Yazmadan önce yaşamak lazımmış meğer,
Tütün dumanına şiir yazmak bir yere kadarmış.
O ciğer yaşamla dolmadıkça,
Yazdıkların dumandan kolay dağılırmış.
Yazmadan önce yaşamak lazımmış meğer,
Oklar her yerime batar
Ezdiğim ampul ayağımı keser
Herkes birbirini satar
Yoktur buralarda umuttan eser
Oklar hedefi şaşırır
Yıldızlar karanlıkta parlar
Bunu gözü göklerde olan anlar
Her şeyin parladığı gündüz
Yıldızların hiçbir kıymeti kalmaz
Gözünü bürüdüyse ışık
Yine ben sonunu düşleyen
Gidişinin mazeretleri her geçen gün hazırlanan
Ve her kayıp günün mazeretini bulamayan
Gidenlerin arkasından imrenerek bakan
Ve yakında onların peşinden gidecek olan
Sevmek nedir ki bebeğim
Bir yemeği sevmek sözgelimi
Yersin bir tabak geçer özlemin
Sanat sevgisi de öyle değil mi
Çok sevdiğin bir şarkıyı dinlersin
Bir dinlersin iki dinlersin
Kader değildir savaşmak
Ve de ölmek bir kurşunla
Hele öldürmek hiç değil
Kağıtlarda yazanlarla
Ne bir toprak parçasına değer ölüm
Kağıt kalemle yarattım dünyamı
Dünyamı gitarımla seslendirdim
Her gece uyurken gördüm rüyamı
Ama hala gerçekleştiremedim
Dünyamda hep benim rüyalarım var
Savururken postmodern firavun kanlı pençesini üzerimize,
Her sözü köhne ahlakıyla sansürlü ayrı bir küfür, ayrı bir öfke.
Bakışları tek bir insanın olmadığı hep aynı noktaya kitli,
O noktada tutuk nutkunu açan hep aynı nutuk,
Zulüm ele ayağa gelmiş ta karşımızda durur.
Elden ayaktan kesilmişlere bile acımasızca vurur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!