Bir anne çocuğu bir günde doğurabiliyor deyişe, sanırım buna medeniyet diye seğirtecek sapıklık yeryüzünü saracak kadar çok olabilir. Seçim sonuçları tatırdı bu benzerliği… Elektrik branşı ne başardıysa, tıp da o çapta başarıya ilerleyebilir, endişe etmem elbette buna… Endişe etmem, Amerika silah gücünün veya Batı’nın, birkaç saniyede dünyayı yörüngeden fırlatabileceğine..
Bir anne çocuğunu bir kere emzirip, artık büyümene yeter bu diyemiyor çok şükür, sosyal varlık olduğu unutturulmayacak vasıflardır bu sorumluluğun yaşattığı mutluluk gülücükleri… Bir aile de, bir evlilik, komşuluk, çevre bilinci, arkadaşlık da sürekli bu ilgiye muhtaç. İyi bir ilişkinin gıdası süreklilik, sürekli bir ilgi
Okulu bitirdim, adam oldum demeye yetmiyor insan varlığı kalabilmeye. Zira, beyin sürekli hatırlatıyor bize, sosyal varlık olduğumuzu çok şükür. Kısa bir süre için de olsa okumamak, tek düzeli okumak, örneğin gazete okuyorum diyebilecek kadar yeterlilik bürünmek, asırları sızlatacak kadar gerilemeye, açlıktan ölecek kadar soyup soğana çevirmeye iştahları kabartan bir neden oluyor. Saldıran, soyan hırsızlar suçlu değil, bu suça davet eden bilgi sefilliğimizdir hırsız, ahlaksız, adaletsiz olan… asırları ağlayarak yavrularımız yine baştan, şayet bulabilecekse ve bu kez hırsız gibi bilgiye ilerleyecektir yavrularımız, bizim taşıyamadığımız şerefi, tepe tepe basitliklerle yıprattığımız şerefi, ruhunun sesini yüreğinde duyabilen yavrularımız bir ulus varlığına hür bir yaşam inancına, yavrularımız ihtiyaç duyacaktır belki taşımaya. Taşıyacaktır da…
....................II...................
Kendimi hakimiyetle yaşamaya olağanüstü çabadayım…
Doğru anlayın beni
her ne kadar rahatsız ediyorsa da
söylemek istediğim biraz bir şey var:
Bak önce söylen sonra damarın tavında
Vur sazın teline
Çınlar kulağının dibinde uyutmaz ama
Vur sazın teline
Bugün de o makamdan estir işte havaya
Vur sazın teline
Ulus yüceliği Türk bilincinde ödevdir
İnsanlığı uygarlığa taşımak yücelik gücüne andı
Erkeğini fahişeliğe rütbeleyen kahpelikler diye
Neyi tarif etmiş olurum, zordur söyleyemem...
Yahudinin öteki adıdır Arap diye
İktidar hükümetin başkanı, vekilleri ülkeyi temsil ediyor derken, demek ki ülkelerarası ilişkinin de nasıl idare edildiğini bilenlerdir. Peki, anlaşması neydi diye millet de biliyor mu? Hükümeti mi etkisiz edelim, Cumhuriyeti mi yıkalım? Artık savaşmak milletin elinde, hem de ciddiyetle...
Bir ülkede ayaklanma nedensiz olmuyor değil mi? Bunu milletler anlamasın diye bir çok ülkede birden aynı durumlar yaratılıyorsa az bir neden mi, hükümetin milletin gözünde, kendi keyfiyetlerine sivrildikleri, vatan hayrı sanki neyine? Demirel Türkiye’nin depremidir derim hep, işkencenin ithal ustasıdır da diyorum. Bu bir özür olmaya yetmez, onlar hesaba çekilsin demekle yetinilmez elbette. İşkence görenler unutmuyor, unutamayacaklar da. Peki şehitler unuttu mu? Hükümet anlaşma nedenlerini millete anlatmalı, karar milletin olmalı! Bu yapılıyor mu? Belki onlar, gemicikler önemli millet değil, rüşvet homurdamalı hizmet değil küfürüyle kıyafetliler. Şehitler, gelecek neslin bağımsız bütünlüğüne vatan toprağının bölünmez huzur ve refahını bedenine kefen, yüreğine iman, ruhuna şeref giyindiler, lekesiz ve tertemiz…
Bir savaş şehitinden fazladır sayısı, hükümet pisliğinin öldürttüğü şehitler. Okuyor, araştırıyor muyuz gerçekleri? Duygu insanın kendini yönetir, duyarlık çevresel sağlık için gereklidir. Hükümet ne yapıyor biliyoruz değil mi? Duygu araç, duyarlık gemicikler serveti…
bir çift kadehi yontuyorum
tokuşturacağımız
yaşımı demliyorum…
sonra kandıracağım onu
kadehime dolacak
yudum yudum damağıma
Hasretin mi yaşlı, gençleşen sevgin mi?
Bağrında o taş sofranda aş sanki
Kucağında soluğunun o kurşuni rengi
Ay doğar gibi sana mı mübarek oldu?
Nehirlerden mi topladın yaşları?
Sağcı, solcu, evrenci, ırkçı
Pavlovcu, operantçı /(Skinnerci) olduğunu
Ya da yapısalcı olduğunu söyleyen
Hemen hemen kalmadı
Yapısalcılık da devrini tamamladı!
Uydu ile saniyelerle izliyorken Amerika
Zor elbette ilerlemek bu durumlarda
İt yöreyi tanıyor diye değmez taslanmaya
Yor emeği örnekleri az olmadığıyla…
Mutfağa girme emrinde bir aile ne yapar acaba?
Tarikat, Yahudilik gıdasıdır, anlaşılmaz ne anladığı
Odunsu ruhun öyle kalın ki duygu duvarı…
Ne ses girer içeri, ölü ne, diri ne bilinmez
Söz söyler dili, ne şekildir, ne biçimdir denilmez….
3 Eylül 2008




-
Yükselen Yildiz
-
Mustafa Aslan
-
Haşim Koç
Tüm YorumlarSEVGILI ANTOLOJI DOSTLARI!
SAIIR ARKADASIMIZ SEVINC KAVUK U KAYBETTIK
BENIM 39 YILLIK COCUKLUK ARKADASIMDI SIZLERINDE BURDAN TANIDIGINIZ BELKIDE BIR COGUNUZLA YAZSTI REAL TANISTI
BU SEVGI DOLU GÜZEL ARKADASIMIZIN ANISINA
BURAYA DÜSÜNCELERINIZI YAZARSANIZ
O OKUYAMAZ AMA ...
Allah mekanini cennet eylesin ablam.
-saygı deger hemşerim kalem tutan ellerinize sağlık şiir olup yazılar temiz duygularınıza sağlık...her zaman yazınız lütfen size duygularınızı damla damla biriktirip duygu denizleri oluşturmak..yakışır..duygu denizleriniz olsun..yazınız yazınız yazınız lütfen...ARAPGİRLİ HAŞİM KOÇ..