Yazdığım acıyor, vatanımın bağrı
Meclisimin acıtıldığı gibi acıyor bağrım
Anayasa top sahasındaysa eğer
Kuran nerede eğlendirilecek diye titriyor aklım…
Cumhuriyete darbe aracılığını sağır sultanlar duydu
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kuruluşu
23 Nisan Çocuk Bayramı kutluluğu!
Ödevde yumuşak örtülü resepsiyon sunumlu
Bir yaşına daha girecek hür çocuk usu…
Yaydım bayıra Mevla kayıra özüne uyumlu
Konu olarak, AKP hükümeti ile oluşabilecek bir sonuç ne olabilir diye bir düşünce yoklamayı tercih ettim. Örneğin,
AB’ye katılımı için Türkiye bir Terör ve Tarikat ile yuvalanmış olduğuyla söz konusu olmayacaktır ve bunun da doğallığını görmek için; Terör ve Tarikat harcatma mı yaptırır, kazanç mı sağlar? Diye düşünecektir. Düşünüyorum öyleyse;
Bölerek ufak parçalara, üstünde hakimiyet kurmak, coğrafi ve yer altı kaynaklarını ele geçirmeye bir yeterli neden olacak elbette. Bunun yanı sıra sömürge işçi ucuzluğu artı kazanç yaratıyor. Sömürge işçi modern bir laf ebeciliği olmayıp, felsefe bilincine hangi halk bilinciyle direnebilecek haliyle, yeryüzünde 168 tüketilmiş, bu yeni ülke sayısı gerçek olarak gözle bile görülüyorlar daha… Sömürge işçi modern bir laf ebeciliği olmayıp, köle muamelesi de görmek şartıyla uşaklığı için ölecek ve öldürülecek de, tercih hakkı efendisinin elinde olduğuyla. Efendisi de bir uşak ruhluysa, Asya kültürü bu vahşet karşısında tarihler boyu ne yaptıysa onu mu yapar, seyirci mi kalır yoksa?
Allah’ın üç kitabını bir sona bağladığı
Kuran tamlaması
Yaşam için ruhumuzu kokusuyla yolladığı
Bu emanet hediyesinin hediyesi de sevgiyi
Kullanabilmeyi anlamak için yetmez
Okyanuslarca mürekkep olsa da…
İlk bakışta aşk zevkine heyecan
Yaşanamıyorsa, kuşatılmışsa gözlerde can
Gönüllerdeyse her yer umut akan
Bakmaya sınanmıyorsa yararlığı ve bunaltan
İşsizlik yurdu bu kurulan anlamdan
Kurutulu sevgiden kendini tanıyamadan
Konularda yaklaşım, denilir ki, nerelerde dolandırılırmış
Geçmişi şimdide bir geleceğin, fikre masalı yuvarlanmış…
Bir hal vakti misali...
Hata yapmadım, var olan pisliğe ayağımı bastım
Özürlüler çevik değildir, öylesine yapay yamukladım
''''X yılında ev almaya emlakçı bürosuna gittim, dolandırıcılığa uğradım. T.C.hukuku işliyorken bir sorunum yoktu, davamı takip edebiliyordum. Y yılında AKP hükümetinin hakim tayini ile; kadının mahkemeye çağrılmasına tenezzül edilmiyor, kadının avukatı tenezzül edilip çağrılmıyor, haberdar bile edilmiyor. Üstüne üstlük, alınmış olunan karar da verilmiyor. Bunu ancak kapımın kilitleri önce zorlanmış (kim bilir kaç kez) , sonra kilidi değiştirilmiş, haberim olmadıüı için kilitçi çağırıp açtırınca, eşyalarımı kaba güç seyri ayan beyan halde, alıp götürülmek üzere salona yığılmış görünce polis çağırdım, bavulum da ilaçlarımla birlikte evde kalmış olarak, gecemi karakolda geçirdikten sonra, tutanak da verilmiyor bana ve sorunun ne olduğunu anlamaya ikinci geceden sonra sokakta kalmış olarak öğrenmeye zorlandırılmış halde bırakılıyorum. Bunun üzerine bir avukattan öbürünü görevlendirmeyi tattırıyor Adliye keyfiyetçileri, bu karardan bir fotokopisi dahi sağlanamadı. İlaçlarımı aldırtamamış, bu arada öğretmenler evine sığınakta yaşarken de hastalanmış ve tedaviye sığınmış oldum, dönünce ama, 7.nci avukat vekillendirmiş olarak, evimde eşyam kalmadığı gibi, bu kez de dolandırıcı suçuyla soruşturmada olan iki kişiden birini de evime yerleştirmişler, galiba biri malımın sahibi, öbürü evimin sahibi edilmiş, kaymakamlığa işgal başvurum üzerine anlayabildiğim bu kadarı oluyor ancak... daha önceki hakim, savcı çalışmaları yok edilmiş ya da yokmuş havası kişneme keyfinde bir hal oluyor. Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın tapularına işgal kararı mı varmış? Evimin arsa sahibi U.T. bulunamıyor, ama imzası uçuşuyor bu hakim kararında. Bu U.T.nin çocuğu, karısı da bulunamıyor, mirasçı durumu hani görüşülebilir diye... Adres: Sarıyer - İstanbul
Bir dehşet diye nitelendirdiğim bu durumu anlayabilmek için AKP hükümetinin hukuk programını bilen varsa, lütfen yardım etsinler bilgileriyle. Zaten Almanya'da Türklerin evinin yakılması da bu tarihlere tesadüf ediyor. Bu vahşetin kaynağı gerçekten Almanya mı acaba? Bundan ben endişe ediyorum. Almanya'da yaşayan ilgililer olarak, mecliste, elçiliklerde, amnesty int., insan hakkı grupları örneğin, İstanbul'da mutlaka iletişim çalıştayları, uzmanlıkları vardır, durumu sadece benden dinleyerek değil, olay yerinden de bilgilenerek aydınlatmaya yardımınızı esirgemeyin lütfen. Bu hükümet, sivil halka da saldırıdan çekinmiyor. Siyaset alanında vahşetlerini önleyenlerden yoruldularsa istifa etsinler, ama sivil halka, hastalara, özürlülere, çocukların günahsızlıklarına, yalnız yaşayan kadınlara saldırmayı huy edinmesinler. T.C. adliyesinde görevli bir hukukçu buna teşebbüs edemez. Ama AKP hükümetiyle, hakim, savcı, emniyet müdürü şebekesi ile polisi de bu işe görevlendirmişler, taş devrinde dahi yaşanan bir durum değildir bu. Arsayı sahiplenmek, ev soyup zenginleşmek, eve girip işgal etmek için hukuk bu şekilde kullanılamaz, hukuk araç edilemez....'''' (Kimse bu ilanı vermedi gazeteye, ben yazıyorum kendi ilanımı...)
Bir gazete ilanı gibi bu haberi duyduk diyelim, şehitlerimizin sayısı zaman zaman bir derinliğe uğruyor, hükümet sorumluları nerede oluyor o zamanlar? Ankara'dan hariç her yerde...
Vardığım içindir belki bunun bilincine
Şimdi öpmek geliyor bakınca ellerine
Avuçlarının içinden taşan bu güzelliği
Belki alıp saklayabilmek derinliğince
Tebessümlerim yüzümde mi gerçekten
Onlar işte bu siyasetçiler, yönetim tavrı ne olacak diye bakar
Vatanı çökerten unsurdur hasta memuriyetler, onlar Bakanlar
Yeni insan bu evren hızına hep aynı model, rüşvet zorbalılar
Terörle düşünürü ayırdı yerinden, yuvalar yıktı, yetim bıraktılar
Ey yamalıklar, aklı çelimsiz, duygu çiğneyen fütursuz çeneliler
Dillerinin iğfal edildiğinden, yaşamlarını hep şifre ile dolduruyor olmaları kaçınılmazlık doğuyor, doğal olarak. Puta tapıcılıktan tek tanrıcılığa ilerleyiş sürecinde, ilk kitap Zebur”dan sonra, saldırganlığı vahşet hakimiyeti koruyan bu toplumun belirtisini, sürekli güç kaybediyor olacağı ihtimali düşünülürse, ikinci kitap Tevrat”a tutunmayı anlamlandırıyor. Yahudiler, bu saldırganlıkta bu kez de hukukla zorlanmış olmalı. İğfal yetenekleri ile Roma imparatorluğuna kadar ilerliyor soylu soysuzluğu ve hukuku, eğitimi kontrolüne almayı başarıyor, Avrupa diline Allah kavramını terim olarak işlettiriyor, yani Allah” ın oğlu diyerek, çarmıha germe kararını veriyor. Zira, Allah ve ruha ulaşamayışı hazmedemiyor veya amacını engelliyor diye zorbalık icadını aktifliyor.
Avrupa”nın bu iğfal edilmiş dil ile yaşam sürmesi hiç de kolay bir hal olarak algılanamaz. Allah yardımcıları olsun! Sürekli bu baskı ile yaşamanın etkisini de hissettiriyor çevresinde böylece, denilebilir sanıyorum.
Atatürk, Batıya dönmeli yüzümüz derken, bu yardımlaşmayı düşünmüş olabilir mi? Göktürklerin şahadet parmağı ile gögü gösterdiği, ruhu ne büyük içtenlikle bir aşk duyarlığını yaşam özeninde, sevgiyi saygı büyümede aşk medeniyetini bağımsızlık karakteri edinmenin emanet yüceliği korunmayı, genç tarihimize Oğuztürk”ten sonra Atatürk ile gençligi ebedileşmiş olmasi bir tesadüf müdür? Avrupa deyip geçilir mi diye içimi yokladım, zihnimi okşadım. Bugün yaşanılan bu baskı cenderesinde formatlanmaya karşı duruşun, ne kadar doğal tutum olduğunu kanısadım.




-
Yükselen Yildiz
-
Mustafa Aslan
-
Haşim Koç
Tüm YorumlarSEVGILI ANTOLOJI DOSTLARI!
SAIIR ARKADASIMIZ SEVINC KAVUK U KAYBETTIK
BENIM 39 YILLIK COCUKLUK ARKADASIMDI SIZLERINDE BURDAN TANIDIGINIZ BELKIDE BIR COGUNUZLA YAZSTI REAL TANISTI
BU SEVGI DOLU GÜZEL ARKADASIMIZIN ANISINA
BURAYA DÜSÜNCELERINIZI YAZARSANIZ
O OKUYAMAZ AMA ...
Allah mekanini cennet eylesin ablam.
-saygı deger hemşerim kalem tutan ellerinize sağlık şiir olup yazılar temiz duygularınıza sağlık...her zaman yazınız lütfen size duygularınızı damla damla biriktirip duygu denizleri oluşturmak..yakışır..duygu denizleriniz olsun..yazınız yazınız yazınız lütfen...ARAPGİRLİ HAŞİM KOÇ..