Konum, Nuray Alper hanım’ın yürekten bir söyleşi ihtiyacı doğuran içtenlikli yorumu oldu. Siz, bütün antoloji.com şairler sitesi değerli, her biri pırlanta yürekli Şairlerim diye saygıyla yaşattığım sevgimin eşsiz değerlerisiniz. Nasıl başlayacağımı bilmiyorum, bu konuda oldukça beceriksizimdir, ama zaten biliyorsunuz kimi zayıf yanlarımı. Önce beni etkileyen ilk paragrafını alıyorum sevgili Nuray hanımın, elbette yürekten teşekkür ederek:
'''Benim tanıdığım(tanımak istediğim) , derin düşünce ve fikir yapısından istifade etmeyi düşündüğüm, insan karar ve haklarına saygı yönünde tanımlandırdığım Sevinç Kavuk bu sayfanın sahibi değil, olmamalıydı... '''
‘Türkiye Demokratik Olacak’ başlıklı şiir olarak hırs denilebilir belki, eğer konuyu ilk defa duymuş biri okumuş olsaydı, diye geçiyor içimden. Konu vatan olmaktan bir adım daha ileri giden Anayasa ile bu hükümetin ilgileşimi olunca, kişi olarak var olup olmadığım meçhul, olmayan varlığım nasıl sevgi kaybedebilir veya kazanabilir bir ayrıcalıklı konu olarak kalıyor.
Bir mevsim, ki doymaya sarmaştığın
Doğa bağrındaki tüm hırçınlığın
Havası o yıllanmış baharlarında şarabın
Yudumlamaya bazen kimi anlardan
Yutkunduğun
Doymaya öğrenmeyi, alışamadığın....
Şeytanın da bir melek olduğunu dedi bir kararlılıkta inançla, ben de düşünüyorum sadece şimdi, örneğin şu imajda: şeytan söyler bütün sözleri, ama doğru ama yanlış veya yalan, fitne fesat sokumlu yanı itibarıyla; yeter ki insanlıktan çıkarmaya başarılı, paraya kulluk, kula köleliği saltanat kursun yarışında şaşmaz o, hep sadece tarikattır onun işi tefeciliğine.
Azrail-Cebrail, iyilik-kötülük gibi melek-şeytan da ayrıcalıkla ve detaylarda anlatıldı, anlamlandırıldı. İnsan insandır, melek melektir, şeytan da şeytandır sadece.
Meleklere secde ettirmiş güzelliğin büyük sanatçısı yüce Allah insan önünde. İnsanı kutsal kılmış deniliyor böyle. Her insan doğup da insanlığı da doğabilirse secde eder melekler emeğine. İnsan doğup insanlığa vahşet olandır şeytan derken şu örnekleri anımsadım sessizce: kâbe de şeytan taşlanıyor, Filistin yüz yıldır taşlıyor, hep taşlıyor, taşların ise toplu hali örülü olarak 'ağlama duvarıdır' Yahudiliğe. Ateştir o, yakar hep. Cehennem tarif edilir ateş ile. Şeytan nesli tükenmez ve tüketilemez ki... O, cehennemini dünyaya kurmaya azmeder, insanlığı uygarlığa taşımaya azmeden de insan ödevidir. Melekler cennette olduklarıyla anlatılır. Melek melekliğini biliyor şaşmaz ve sarsılmaz olarak, şeytan da şeytanlığını sokuşuyor sinsice, aynı şaşmazlıkta, hani çoğalırsa af edilir, diye midir acaba? Merhamet dilencisi eşkiya diye tarif edilir o zaman da.. İnsan da insandır, bu seçim arasında hür ve özgürce. Yani şeytan melek değildir. Yahudiliktir. O şeytan ki, tefecilik kulluğunda vahşet ve dehşet karmaşası türetilecek olan tek şans olarak köleliğin belden aşağısı sadece ve beyin diye kullanılan her fantezisini kerhane kurmaya yönlendirendir.
Şeytan da melek kadar yakındır insana, evet. Azrail de yakındır insana Cebrail kadar, evet. Şeytan örgütlüdür, melek hür ve özgür emektir hep ve sadece. İçinde ruhu misafir duruyor olduğu halde yüreğini şeytana kaydıran insana yazıklar olsun. Ancak, yazıklar olsun demekle ödevim bitmez, her kötülüğe karşı insanlık uğruna sorumluluk taşımayı, kötülüğe karşı kılıç çekmeyi peygamberler öğretti. Öyleyse kötülüğe kılıç çekerek iyiliği hür ve özgür yaşamaya kazanacağım. Uygarlık, tarihler boyunca tarikatla savaşmıştır. Tarikat kurutmaz, kurutturmayacak şehit kanını...
Sanal dünyamda bir yerlerde gezinirken:
Havalar niye soğuk diye geçmişti aklımdan... şimdi anlıyorum... Tartışmalara katılan, tez ve antitezlerin yığınlaşacağını biliyor olmalı... Resim yapmak isteyen boyasına, fırçasına el atacaktır herhalde... fırçasız boyama da vardır belki, kalemlerle... her haliyle ama illa da ele geçmeli... Herkesin elinde aynı malzeme varsa, çocuk gibi, bak benimki bu kadar, hadi canım seninki yarın bitecek, benim hep olacak gibi oynayalım öyleyse, ama oyun kurallarıyla... Kuralsız hiç oyun oynayan oldu mu? Var mı öyle bir oyun?
Ben çocukken arkadaşlarla az çok oyun oynadım, ama az çok konuştum da onlarla... Oyunların kurallarını konuşmaya uyarladım, gayet güzel oldu... Çok okudum onlar oynarken, kendime bir sürü sanal surlar, renkler, baharlar, sırdaşlar edindim, gayet gerçek mutluluk oldu kitaplar, oldukça gerçek arkadaşlıklarım oldular…
Hani deniliyor ya
Seçimle gelen seçimle gidermiş diye
Bir noktaya kadardır, aşılmaz serkeşçe…
Hükümet olmaya sorumluluk üstleniliyor diye
Hani deniliyor ya, vatanı tehlikeye sürümeye
Düşmanı düşmanın silahıyla karşıla
Tecrübelerden deyimler vardır sayısızca
Bir Türk yok mu çığlıklarıydı bir çağda
Bunu uyguluyor Batılılar akıllarınca
Gel beni kurtar Amerika….
Canım sıkılıyor halinden gibi savaşın diyorsa
Bir Yahudi
Dört kardeşten hani, ikisi sana, ikisi bana
İki kardeşten biri sana, biri bana diye toplumda
Kim üstlenir bu ödevi?
Gönül ferman dinlemez ruhundur o gülücükler
Sevgi göz kırpışır, aşk ateşini düşer
Aşk, bilinmeye doğru bir yolculuk dediler
Bir yastıkta kocamaya hayırlar dilediler…
Bir yâr gelir bizlere, vatan yüreğinde sevgiler
Yeryüzünün en yaygın eroin uzmanlığıyla
Ne yapar bir halk geçerse elinin altına
Sıkışırsa bir keyfince aklının dumanında
Bir kürt –istan diye kürt fistanı teklifini
Ciddiye alırdım insanlığı hayale teslim etmeden önce
Bir Nuh gemisi donatıp, uygarlığın sonraki yaşamına inşa edilmesine depolanıyor tohumlar… Saklanan tohumlar insanlığa uyarı içindir. Eşikte duran nükleer savaşı belki… Alıştırılıyoruz bir felakete yavaşça…
Hiroşima’da toprak küstü, hastalık tarımı güncele hakim oldu. Şu siyaset hastalığını kurtarmaya, yeniliği geleceğe donatımlı liderleri bulmak Türkiye’ye nasip olacak inşallah. Dördüncü son buzul çağını yaşamamış olmanın şanslılığı ile Anadolu toprağında bu yüzden, su ve gıda, bitki ve nem ile yer altı kaynağı ve atmosfer dengesi sağlığından, verimliliğidir. Buna düşman tek varlıktır insan! İnsanın düşmanı insanın kendisidir: Tüketiciliğe kurulu pazarlama yeteneği ile bireyliğini kişilik fışkırmaya…
Ham petrol bir fosil kökenlidir. Doğanın bin yılda üretebildiğini bir günde tüketiyor insan, teknoloji histerisinde. Ve artığını da, mikrobiyolojik florasını bozmaya geri veriyor. Hem ülkeden, hem ithal siyasetçiliği için ülkeler arası ödenen çifte aylıklı hükümet gibi, çifte tüketiciliği ile aritmetik insanı peşine takılmalarla; bugünkü ekmeğini kazanmaya bak, yarından sana ne karakterleriyle hazırdan beslenmek varken ne gereği var bunlara diyen Yahudiliği sevenler onlar…ister var olan huzurdan, ister var olan cana, mala, ırza saldırarak ya sahiplenmeyi ya faydalanmayı da kâh şer püskürüyor, kâh yalakalık yılışıyor…İnsanın aritmetiği ise ahlak güzelliği istiyor, disiplinli bir terbiye olan sevgiyi saygı koruyor, ulus yüceliğini uygarlığı kuruyor.




-
Yükselen Yildiz
-
Mustafa Aslan
-
Haşim Koç
Tüm YorumlarSEVGILI ANTOLOJI DOSTLARI!
SAIIR ARKADASIMIZ SEVINC KAVUK U KAYBETTIK
BENIM 39 YILLIK COCUKLUK ARKADASIMDI SIZLERINDE BURDAN TANIDIGINIZ BELKIDE BIR COGUNUZLA YAZSTI REAL TANISTI
BU SEVGI DOLU GÜZEL ARKADASIMIZIN ANISINA
BURAYA DÜSÜNCELERINIZI YAZARSANIZ
O OKUYAMAZ AMA ...
Allah mekanini cennet eylesin ablam.
-saygı deger hemşerim kalem tutan ellerinize sağlık şiir olup yazılar temiz duygularınıza sağlık...her zaman yazınız lütfen size duygularınızı damla damla biriktirip duygu denizleri oluşturmak..yakışır..duygu denizleriniz olsun..yazınız yazınız yazınız lütfen...ARAPGİRLİ HAŞİM KOÇ..