Dağlar eğildi önünde, sular duruldu hüzünden
Bir garip yolcuyum, geçtim dünya gözünden
Yüküm ağır, yolum sapa; yorulmak yasak bana
Seni yazdım her taşa, her ağacın yüzüne
Eski bir masal gibi, düştün gönül közüne
Takvimden düşen günler değil… ahımdır
Seni sevmek, bu ömürde tek gerçeğimdir
Dizlerim kanasa da, yollar puslu olsa da
Aşkın varken bu cana, her kış baharımdır
Ne kadar seversen o kadar yanarsın
Ömür dediğin şey, sen sevdağan kadarsın
Dün dediğin aynada silinir gider
Geriye bir tek… sevdiğin kalır
Komşu kahvesinde duman, sokak lambasında yaş
İçimde bir fırtına, dışımda sabırla savaş
Sen gülünce çiçekler, utanır renginden inan
Bir bakışın yeter ki, dursun akıp giden zaman
Toprak suya kavuşur, can bulur her bir fidan
Bir iç çekiş değil… sevdamdır o sensin
Dünya dönsün dursun, ben sende durmuşum
Aynı geceye sığdık… başka rüyalarda kaybolduk
Ne fırtına yıktı bizi, ne de zaman
Biz yanarak öğrendik… sevmeyi en baştan
Ne kadar seversen o kadar yanarsın
Ömür dediğin şey, sen sevdağan kadarsın
Dün dediğin aynada silinir gider
Geriye bir tek… sevdiğin kalır
Sevdiğin kadardır ömrün...
Sadece sevdiğin kadar.
Kayıt Tarihi : 31.05.2026 22:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, youtube.com/@sözübenden kanalımda paylaştığım ‘Sevdiğin Kadarsın’ adlı şarkımın sözlerinden oluşmaktadır. Bazı aşklar insanın hayatından geçmez; insanın kaderine yerleşir. Ne zamanla eksilir, ne mesafeyle susar, ne de yılların kalabalığında kaybolur. Çünkü bazı sevdalar, hatırlanan bir hatıra değil; insanın içinden hiç çıkmayan bir ömür sızısıdır. “Sevdiğin Kadarsın”, böyle bir sevdanın iç sesidir. Bu şiirde konuşan kişi, hayatın yokuşlarından geçmiş, yükünü omzunda taşımış, dizleri kanasa da yürümekten vazgeçmemiş bir yolcudur. Onun için dünya, sadece yaşanıp geçilen bir yer değildir; sevdiğinin izleriyle anlam kazanan büyük bir gurbet gibidir. Dağlar, taşlar, ağaçlar, sokak lambaları, komşu kahvesindeki duman… Hepsi bir sevdanın şahidi olur. Şiirin merkezinde şu duygu vardır: İnsan ne kadar yaşadığıyla değil, ne kadar sevdiğiyle ölçülür. Çünkü günler takvimden düşer, aynalar eski yüzleri siler, yollar değişir, mevsimler geçer. Fakat insanın içinde gerçekten sevdiği ne varsa, geriye en çok o kalır. Kimi zaman bir bakış, kimi zaman bir gülüş, kimi zaman aynı geceye sığıp başka rüyalarda kaybolmuş iki kalbin sessizliği… Bu şiir, sevmeyi kolay bir duygu gibi anlatmaz. Aksine, sevmenin yanmak olduğunu bilir. Ama o yanıştan şikâyet etmez. Çünkü bazı yangınlar insanı kül etmez; insanı kendine getirir. Bazı aşklar yara açmaz sadece; insanın içindeki en sahici yeri de ortaya çıkarır. “Sevdiğin Kadarsın”, bir aşk şiiri olduğu kadar, insanın dünyadaki izini anlatan bir şiirdir. Ömür geçer, yollar biter, dün silinir; ama sevgi kalır. Ve sonunda şiir bize sade ama derin bir hakikati fısıldar: İnsan, sahip oldukları kadar değil; sevdiği, yandığı, beklediği, vazgeçemediği kadar insandır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!